Hakan TAHMAZ
TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu rapor taslağını kesinleştirerek çalışmalarını tamamlayacak.
Komisyonun görev çerçevesine göre Meclis’e sunulacak rapor, somut yasa önerilerinden çok sürecin yasal gereklerine ilişkin bir çerçeve metni olacak. Meclis için bir yol haritası işlevi görecek; siyasete ve sivil toplum örgütlerine hatırlatmalar, tavsiyeler, teşvikler ve uyarılar içermesi bekleniyor.
PKK’nin silahsızlandırılması sürecinin Kürt sorununda kalıcı barışa evrilmesinin zemini olacak çok sayıda yasal ve idari düzenlemeyi kapsayacak. Bir anlamda süreç “işin sahibine”, yani Meclis’e teslim edilecek. Bundan sonra kalıcı barış yönünde ilerlemenin kaderini Meclis’teki partilerin tek tek ve bütün olarak ortaya koyacağı siyasal irade belirleyecek.
Ancak raporun bunu ne ölçüde başarabileceği, daha da önemlisi siyasal iradenin raporun gereklerini yerine getirip getirmeyeceği tartışma konusudur. Son bir yılda izlenen siyaset, ne yazık ki bu konuda umut ve güven üretmekten uzak bir seyir izledi.
Ankara’nın Zamanı Daralıyor
Suriye’de Kürt silahlı güçleri ile Şam yönetimi arasında 30 Ocak’ta imzalanan anlaşmanın sahada uygulanmaya başlanması, Meclis’in işini kolaylaştırdığı gibi Ankara açısından süreci hızlandırmak ve kalıcı barış yönünde ilerlemek için elverişli bir ortam yaratmaktadır. Ankara’nın Suriye kaynaklı kaygıları büyük ölçüde giderildi; psikolojik eşik aşıldı. Bu konuda ileri sürülebilecek iddiaların toplumsal ve siyasal zemini önemli ölçüde zayıfladı.
Bu anlaşmanın pratikleşmesiyle sürecin önünü tıkama potansiyeli yüksek Suriye Rojava sorunu şimdilik büyük ölçüde aşılmış görünüyor.
Dışişleri Bakanı ve yeni süreçte kritik role sahip Hakan Fidan bir söyleşisinde, PKK’nin Kandil’deki varlığı konusunda şu ifadeyi kullandı:
“Bu işin bir de Irak ayağı var. Suriye ayağı bittikten sonra Irak ayağı var. İnşallah Irak’ta buradakinden ders çıkarırlar da daha akıllı bir karar alırlar ve oradaki geçiş daha kolay olur.”
Doğrudur; Suriye’de son bir yılda yaşananlardan ders çıkarılması gerekiyor. Ancak yalnızca Irak’ın ya da yalnızca PKK’nin ders çıkarması yeterli değildir. Kalıcı barış için Irak’ın ve Kandil’in özgünlüğünü göz ardı etme şansı yoktur. Kandil’in boşaltılması ve silahsızlandırma süreci kendi özgün sorunları dikkate alınmadan ele alınırsa, bulunacak çözüm nasıl tanımlanırsa tanımlansın palyatif kalır; günü kurtarmanın ötesine geçemez.
Suriye’de yaşananlardan ders çıkarması gerekenlerin başında Ankara ve siyasal pozisyonu —bugünkü ve geçmiş görevleri nedeniyle— Hakan Fidan gelmektedir. Elbette amaç yalnızca silahların susmasıyla yetinmek ve zaman kazanmak değilse.
Suriye anlaşması sonrası Ankara’nın zaman aralığı daralmaktadır. PKK’nin silahsızlandırılmasının gereklerini yerine getirecek siyasal iradeyi açığa vurma zamanı gelmiştir.
Barışın Anahtarı Rapor Değil İrade
Komisyon raporunun ardından sivil toplumun ve akademinin daha etkin devreye girmesi, demokratik entegrasyon çalışmalarının toplumsal karşılığının hızla geliştirilmesi şarttır. Barışın toplumsallaşması artık elzemdir. Tek başına yasa ve idari tedbirlerle entegrasyon yürütülemez. Böylesi süreçlerde riskler yüksektir. Bu nedenle iktidar sözcülerinin yasal düzenlemeleri silah bırakmanın teyidine bağlayan yaklaşımı ve teyit mekanizmasını güvenlik bürokrasisine havale etme önerisi en riskli tercihlerden biri olacaktır.
Sürecin açık, şeffaf ve katılımcı mekanizmalarla yürütülmesinin eşiğindeyiz. İktidar partisi bir yıldır topu Kürt hareketinin sahasında tutmayı başardı; ancak bu durumun yalnızca kurucu lider inisiyatifine dayanarak sürdürülmesinin sınırına gelindi. Bu yöntem sorunu erteleyebilir fakat kalıcı çözümü zorlaştırır. Kürt toplumunun güçlü rızasını üretmek siyasetin esas hedefi olursa barış kalıcılaşabilir.
Umut Hakkı’na Odaklanmak Yanlışlığı
Bu açıdan bakıldığında sorunu Öcalan’ın “umut hakkı”na indirgemek ciddi bir sorun yaratmaktadır. Bu yaklaşım, iktidarın sorumluluktan kaçışını veya süreci zamana yaymasını kolaylaştırdığı gibi Kürt toplumunda tepkilere ve rahatsızlıklara yol açmaktadır. Bu aşamada meseleyi umut hakkını odaklanarak tartışmak ve ana gündem konusu yapmak yanlıştır.
Her şeyden önce umut hakkı çok önemli bir sorundur ama süreçle doğrudan ilişkilendirmek veya bu soruna sıkıştırmak yanlıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda yapılacak bir düzenleme, kendiliğinden tutukluluk halini sona erdirmeyeceği gibi iktidarın inisiyatif alanını da genişletebilir. Bu nedenle Kürt tarafının söyleminde önceliklerini yeniden gözden geçirmesi gerekir.
Gerçekçi ve uygulanabilir bir yol haritası kalıcı barışın taşlarını döşeyebilir. Son bir yılda toplumsal desteğin zayıflaması, ne yapılması gerektiği kadar ne yapılmaması gerektiğini de göstermiştir.
Süreci Zorlaştıran Tercih
Nitekim iki gün önce Adalet Bakanlığı’na eski İstanbul Başsavcısının atanması gibi tercihler süreci zorlaştıracak adımlardır. Önümüzdeki dönemde yapılacak yasal düzenlemelerin Meclis’te geniş tabanlı olması zorunludur. Ana muhalefet partisinin hukuksuz yere canını yakan, siyasete etkisizleştirmek için yoğun çaba sarf eden, adeta CHP’lilerin cellatlığa soyunan bir ismin Adalet Bakanı yapılması, CHP’nin sürecin paydaşı olmasını zorlaştırır.
Bunlar, iktidarın sürecin en azından kısa vadede hızlı ve sağlam ilerlemesini istemediği kanaatini güçlendirmektedir. Bu türden siyasi tercihler terk edilmelidir.
Yazarlar
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2026
6.02.2026
3.02.2026
28.01.2026
20.01.2026
14.01.2026
6.01.2026
2.01.2026
30.12.2025
28.12.2025