Hasan CEMAL
ERBİL
Kandil Dağı’nda bir yer. Cumartesi, 25 Haziran 2011. Bir ceviz ağacının gölgesinde Murat Karayılan‘la konuşuyoruz “barış”ı getirecek, “savaş”ı bitirecek bir yol haritasının koşullarını...
Karayılan şöyle diyor:
“Türkiye artık barış istiyor, çözüm istiyor. Toplum Kürt sorununa öcü gibi bakmıyor. Toplum gittikçe daha çok çözüm arıyor, istiyor çözümü... Türkiye bu noktaya geldi.”
Sohbet sırasında bir ara Zagros’un barışa ilişkin sorusu aklıma takılıyor, içimden gülüyorum.
Zagros, Namık’la beni kamyonetiyle Erbil’den Kandil’e getiren PKK’lı.
Doğu Beyazıd’ın Beşo Köyü‘nden. 33 yaşında. 13 yaşında Erbil yakınlarındaki Mahmur Kampı‘na gelmiş.
Babasını köyde jandarma öldürmüş. “İki kardeşim dağda şehit oldu, biri hâlâ dağda” diyor.
Dağların arasından kıvrılan Ali Beg Vadisi’nin güzellikleri arasından büyülenmiş halde geçerken soruyor bana:
“Hasan abi, çözüme mi çalışıyorsun, gazeteye mi?..”
Duraksadığımı görünce gülüyor.
“Her ikisine de Zagros, her ikisine de!”
Gazeteci milletinin işi bazen zorlaşır. Bir yandan tarihe tanıklık etmek ister gazeteci. Ama bu arada çizgiyi iyi çizmesi, doğru yerden çekmesi gerekir.
Hassastır bu çizgi.
Eğer şaşarsa, başka sulara da açılabilir. Kandil’e çıkarken gazetecinin kendini korumasıyla ilgili bir meseleyi aklıma getiriyor Zagros’un zekice sorusu...
Ceviz ağacının gölgesinde sorularımızı yanıtlayan Murat Karayılan, devletin
Kandil temaslarını doğruladı.
‘Devlet, isyanın lideriyle anlaşmalı’
O kadar çok soru var ki.
Murat Karayılan’ın her yanıtıyla yenileri aklıma takılıyor, araya giriyorum:
“Bir yanda Ak Parti, bir yanda BDP... Bu iki parti 12 Haziran‘da Kürtlerin oylarını yarı yarıya paylaştılar denebilir kabaca. Bu iki parti şimdi birbirlerine sırtını dönerse, birbirlerine giderek düşmanlaşırsa, barış yolu açılabilir mi?”
Murat Karayılan:
“Doğrudur, AKP ile BDP, bu iki siyasi hareket birbirine sırtını dönerse barış yolu açılamaz. Bu konuda ilk girişim Başbakan’dan gelmeli...”
Halkın yüzde 50 oyunu almış bir lidere, Tayyip Erdoğan‘a barış konusunda büyük rol ve sorumluluk düştüğünü her seferinde belirtiyor Kandil’in lideri.
Şu sözler Karayılan’ın:
“Cumhuriyet devleti geçmişteki Kürt isyanlarının liderlerinin hepsini idam etti. Şimdi en son, en büyük Kürt isyanının lideri hayatta. Kürtlerle Cumhuriyet’in barışması için, kalıcı ve adil bir barış için isyanın önderiyle anlaşmalıdır devlet... Bunun için de isyanın önderinin rahat çalışması sağlanmalıdır.”
Devam ediyor Karayılan:
“Şimdi biliyorum deniyor ki, o 35 bin kişinin ölümünden sorumludur. Bu doğru değil. Peki o zaman 17 bin faili meçhulün sorumlusu kimdir? Çiller mi, Demirel mi? Silahsız bu kadar insan öldürüldü. Dersim‘de 70 bin kişi... Zilan’da, Ağrı İsyanı‘nda 30 bin civarında insan... Şeyh Said İsyanı‘ndaki katliamlar... Bütün bunların sorumlusu kim, kimler peki?..”
‘Biz piknik yapmaya çıkmadık ki dağa’
Sözü Erdoğan‘a getiriyor:
“Şimdi Başbakan diyor ki, biz inkârı aştık! Peki, bütün bunları açığa çıkarmadan nasıl aştı? Türkiye’nin geçmişiyle yüzleşmesi lazım.
Şimdi Başbakan şöyle diyebilmeli:
‘Evet, Türk-Kürt kardeşliği bin yıl öncesine gider. Çanakkale‘de, Kurtuluş Savaşı‘nda ortak mücadele ettik. Fakat 1924 sonrası Kürt inkârı gelişmiş, benimsenmiş... Böylece isyanları bastırma süreçleri yaşandı. Büyük trajedilere neden olan bu inkâr politikası yanlıştı. Ve PKK, Öcalan, bu inkâr siyasetinin sonucu olarak ortaya çıktı. Şimdi biz bu tarihsel yanlışı telafi ediyoruz.’
Başbakan böyle derse, kimse Öcalan’dı, PKK’ydi demez ki... PKK durup dururken ortaya çıkmadı ki... İki yıl önce size yine Kandil’de dediğim gibi, biz piknik yapmaya çıkmadık ki dağa...“
Erdoğan’ı eleştiriyor Karayılan:
“Şimdi Başbakan bunları söyleyeceğine, kalkıp seçim zamanı, Ben olsam Öcalan’ı idam ederdim derse, o zaman bir hâkim de çıkar Hatip Dicle‘nin milletvekilliğini düşürür, diğerleri KCKoperasyonları, davaları için düğmeye basar. Böyle toplumsal barış olur mu?”
‘Habur talebi Başbakan’dan geldi!’
2009’daki “birinci açılım”ın neden çıkmaza saplandığını soruyorum Karayılan’a.
İlk tepkisi ilginç:
“Erdoğan kendi çalıp kendi oynamak istediği için başarısız oldu birinci açılım.”
Sonra gülerek devam ediyor:
“AKP dedi ki, ben yapacağım bu işi. Başkasını muhatap almayacağım. Halbuki tango yapmak için iki kişi gerekmez mi? Kısacası birinci açılım tek ayaklı olduğu için başarısız kaldı. Erdoğan’ın elinde bir yol haritası var mı, yok mu, o da belli değildi birinci açılımda...”
Karayılan, 2009 yılı Ekim ayında birinci açılımı sona erdiren “Habur olayı”nda kendilerinin bir kabahati olmadığı kanısında.
Söyledikleri şöyle özetlenebilir:
“Habur talebi Başbakan’ın kendisinden geldi. Barış adına somut bir adım diye, bir grup gelsin dedi. Bunu kendi partisine siyasi bir destek olarak da görüyordu sanıyorum. İşte bakın artık dağdan iniyorlar havası... Biz de özenle seçtik Habur’a gidecek olanları... Herhangi bir hukuki problem çıkmasın diye özen gösterdim. Önder Apo’nun bu konuda acaba ters teper mi diye bazı kuşkuları olduğunu da söyleyebilirim. Yaşananlardan sonra Başbakan’ın kendisi kararını değiştirdi, birinci açılım da bitti.”
Hem KCK üyesi, hem Başkanlık kurumu üyesi olan olan Ronahi Serhat da
bizi karşılayıp toplantıya katılanlar arasındaydı. Serhat, 1993 yılında Bursa
Uludağ Üniversitesi’nde okurken PKK’ya katılmış.
Devletle Kandil görüşmeleri...
Kandil’e gelirken kafamdaki sorulardan biri de şuydu:
Devlet, Kandil’le de görüşüyor mu? Görüştü mü?
Seçim kampanyası sırasında BDP’nin eski Genel Başkanı ve Hakkâri milletvekili Selahattin Demirtaş, Namık Durukan’a geçen 19 Mayıs’ta Milliyet’te çıkan bir demeç vermiş, “Başbakan, Kandil’le yapılan görüşmeleri de açıklasın“ demişti.
Namık bu soruyu sorunca, Karayılan bir an durdu. Bakışlarını bize çevirip üzerimizde şöyle bir dolaştırdı ve sözcüklerini dikkatle seçmeye çalışarak özetle şunları söyledi:
“Devlet Kandil’le temas aradı ve kurdu. Ufak ufak başlatmıştı teması... Ama biz olmaz, doğru olmaz dedik. Kapadık, kestik bu yolu... Bizim için tek adres İmralı’ydı, önder Apo’ydu çünkü... “
Karayılan’dan edindiğim izlenim şu:
Devletin Kandil’le temas araması, Kandil’e bir kanal açmak istemesi, anlaşılan, devlet tarafından bölücü bir faaliyet olarak değerlendirilmiş Kandil’de...
Şöyle dedi Karayılan:
“İki yıl önceki Kandil görüşmemizde diyalog için dört seçenek sıralamıştım: Önderlik makamı, Kandil, BDP ve Akil Adamlar... Devlet artık önderlikle, yani İmralı’yla görüşüyor. Muhataplık meselesi yok bugün, bir tek Başkan Apo bizim tarafımızda...”
Karayılan böyle deyince, Cengiz Çandar’ın geçen hafta sonu yayımlanan TESEV raporundaki o bölümü anımsatıyorum Karayılan’a.
“Üst düzeydeki bir devlet şahsiyeti” diyor ki Cengiz’e:
“Sorun Apo değil, sorun bizde. Biz hâlâ tek devlet olamadık.”
Ankara açısından meselenin püf noktası bu olmaya devam ediyor.
Karayılan’ın yanıtı ise şöyle:
“Kürt hareketi bugün tek başlı... Önder Apo İmralı’da... Ve eğer devlet bu sorunu çözecekse her şey, tüm koşullar hazır... Erdoğan da yüzde 50 oyu almış durumda... Daha ne bekliyoruz.”
Evet, daha ne bekliyoruz?
KANDİL’DEN ÜÇÜNCÜ YAZI YARIN.
Yazarlar
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024