Hasan CEMAL
İnsanlar arasında barış ve kardeşliğin kurulması yüzyıllardan beri hiç değişmeyen bir özlem, bir ideal.
İnsanoğlu, hiç bıkmadan usanmadan bu özlemi gerçekleştirmeyi, bu ideale erişmeyi amaçlamış.
Daha mutlu yaşayabilmenin yollarını aramış. Hedefi, yaşam kalitesini yükseltmek olmuş her zaman. Yaşama sevincinin ipuçlarını yakalamaya dönük arayışına tarih boyunca hiç ara vermemiş.
Tüm gelgitleriyle, iniş çıkışlarıyla başarılı da olmuş. Tarihin tekerleğini her şeye karşın iyiye, güzele doğru çevirmiş.
Çark kötüye dönmemiş genellikle.
Kendi insanlığının tadına varabilmek için gösterdiği çabayla da bir yerde uygarlığın motoru olmuş insanoğlu.
Tarihte bu yolu açanların başında düşünürler, bilim insanları, sanatçılar geliyor.
Bu ufku geniş, yürekli insanların dogmalarla, önyargı ve tabularla bazen yaşamlarını hiçe sayarak verdikleri savaşımda bugün sahip olduğumuz bütün ‘dünya nimetleri’nin temelinde yatan...
Ama dünya nimetleri yine de yeterli değil. Üstelik bu nimetlerin dağılımı, eşitsiz ve adaletsiz.
Barış ve kardeşlik de henüz tam anlamıyla kurulabilmiş değil dünyamızda.
Toplumlar ve insanlar arası ilişkiler bir türlü arzlanan potaya oturtulamıyor. Bunun maddi ve manevi altyapısı tüm insanlığın malı olacak biçimde oluşturulamıyor.
Ama bu yüzden karamsarlığa kapılmak da yersiz. Bu bir süreç, acı tatlı yanlarıyla, üzüntü ve sevinçleriyle. İyiye, güzele dönük arayış kesintisiz sürüyor.
İyimserlik verici olan da budur.
İnsanlarda barış ve kardeşlik duyguları uyandıracak, ülkeler arasında dostluk bağları kuracak sağlam köprüler için bugün de çaba gösterenler hiç eksik değil dünyamızda.
Bu açıdan sanat ve kültürün oynadığı, oynayabileceği olumlu rolü herkes görüyor, biliyor artık.
İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın yöneticisi Aydın Gün’ün bir kenara not ettiğim şu sözleri bu gerçeğin altını çiziyor.
“Kişilerin, toplumların ve kıtaların arasındaki uçurumu kapatacak en sağlam köprü, kültür ve sanattır. Bütün siyasal ideolojiler, bütün izm’ler görecelidir ve ölümlüdür.
Oysa sanat, gerçeklikin ve yaşamın ta kendisidir.
Her şeyin maddi değer ve sağladığı çıkarla ölçüldüğü dünyamızda, bu nedenle insanın içini karartıp çökerten dünyamızda tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar ihtiyacımız var sanatın aydınlatıcı ve yüceltici gücüne.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yalnız Avrupa’da 1800’ün üzerinde festival yapılmasının nedeni budur.
Her ülke anlayış, tasarım ve hayal güçlerini festivallerin aydınlık platformlarında sergileyerek insan olmanın tadını ve sevincini yaşamak istiyor.
Yaşamın evrensel akışını gözlemleyerek, bu akışa katılarak gururlanmak istiyor. Sanatın insani değerleri çoğaltma yolundaki sınırsızlığından payını almanın sevincini duymak istiyor.”
* * *
Yukarıdaki satırlarım yirmi yıl önce Sabah gazetesindeki köşemde (5 Temmuz 1992) çıktı. İstanbul Festivali 20 yaşında başlığını taşıyordu.
İstanbul Sanat ve Kültür Vakfı’yla 30 yıl başlıklı yazım da bu köşede 16 Haziran 2002’de çıkmış.
Bir bölümü şöyle:
“Umut aşılıyor. Yaşama sevinci aşılıyor. Hayatın zorluklarına tahammül gücü veriyor.
Aya İrini’de cuma akşamı yetmiş yıllık Londra Filarmoni Orkestrası’nın konseri ve soprano Kanawa...
İyi ki var sanatçılar!
Son zamanlardaki siyaset oyununu izlemekten yavanlaşmaya yüz tutan iç dünyamın sanatla temas haline gelmesinin terbiyevi yanını iliklerime kadar hissediyorum.
Fazla uzun bir cümle oldu.
Ama hissiyatım öyle...
Malraux’nün bir söz var:
“Sanat insanların yazgısına karşı bir başkaldırıdır!”
Çünkü sanatla özgürlük, sanatla yaratıcılık iç içe. Sınır tanımaz bir gücü var sanatınÖ”
Yazımda Nejat Eczacıbaşı’nın, Şakir Eczacıbaşı’nın isimleri de var.
Bu yıl İstanbul Festivali 40. yılını kutluyor.
Ben de İstanbul’un adını taşıyan Sanat ve Kültür Vakfı’nın kurucularını, vakfa bunca yıl emeği geçen herkesi kutluyorum
İyi pazarlar!
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Terörsüz Türkiye! İyi güzel, peki ya demokratik Türkiye?..
14.04.2025 - Ankara-İmralı-Kandil üçgeninde hava olumlu
3.03.2025 - Silahlara veda zamanı... Hoş geldin barış!
28.02.2025 - Erdoğan "eyy TÜSİAD" diye bağırdı, polis anında başkanları topladı!
20.02.2025 - Yine CHP'nin önemi üzerine..
13.02.2025 - Dostluklar insanı ayakta tutar!
28.11.2024 - CHP'nin önemi
12.11.2024 - Terör ve şiddete lanet olsun!
24.10.2024 - Açık mektup!
27.08.2024 - Ortadoğu cehennemine Gazze'ye BARIŞ gelecek mi?
20.04.2024
Yazarlar
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları



































Mourat
Etyen Mahcupyan inandiriciligini yitirmistir. Cunku her zaman AKP iktidarini savunmaktadir.
Hrac Madooglu
Turkiyenin Suriye ic savasinda kazadigi seyler de var, kaybettigi seyler de. Besleyip buyuttugu ISiD denen sunni seriatci orgut, topraklari isgal edip devlet oldu. Bu, mezhepci AK Parti hukumetinin kazanimidir. Bunun yaninda cozum surecinde topu taca atarak vakit kazanildi. Kurtlere haklarini vermek istemeyen Turkiye icin bu da bir kazanimdir. Kaybettiklerine gelince: Dunya kamuoyu Turkiyenin Kobane konusundaki tavrina ve Kurtlerin kahramanca mucadelesine sahit oldu. PKKya teror orgutu gozu ile bakilmiyor artik. Kurtler bagimsiz bir devlete sahip olmaya cok yakin artik.