Hasan CEMAL

Çatı Koyu'nun sessizliğine sığınıyorum.
Günün ilk ışıklarının altında, yemyeşil
çam ağaçlarının ortasında bir göl...
Yazı düşünüyorum.
Atatürk yazıları...
Ben de bir tane yazayım.
Sonuncusu, Erdoğan'a karşı Atatürk'ün yanındayım
başlığını taşıyordu. (29 Ekim 2016)
İsteyen, Atatürk der.
İsteyen, Gazi Mustafa Kemal der.
İsteyen, Gazi Paşa der.
İsteyen, Sarı Paşa der.
Ne var bunda?
Birbirinizin gırtlağına sarılmayın.
1960'lı yıllarda devrimci gençler,
Atatürk'ün "kalpaklısı"nı severlerdi.
Atatürk'ü değil, daha çok Kurtuluş Savaşı'nın lideri
Gazi Mustafa Kemal ismini tercih ederlerdi.

Yine 1960'larda, askeri darbe için
ortam oluşturmak isteyen cuntacılar,
(Ben dahil... İsteyen, Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım
isimli kitabımı okuyabilir)
CHP lideri İnönü'yle Genel Sekreteri Ecevit'i
"Atatürk'ten sapmak"la suçlardı.
Darbecilerin manşetlerini kuvvayı milliyeci
Atatürk'ün kalpaklı resimleri süslerdi.
Bir taraf, Atatürk'ü çok partili rejime
bir askeri darbeyle son vermek için kullanırdı.
Öteki taraf, Atatürk'e demokrasi adına sahip çıkardı.
Atatürk bugün de iç politikada araç.
Ne yazık ki öyle.
CHP'deki parti içi mücadelede Atatürk var.
CHP'yi karıştırmak isteyen Erdoğan'cılar da
Atatürk'ü istismar ediyor.
Peki ya ben ne demek istiyorum?
Önce şunu yazın bir kenara:
Atatürk eleştiri üstü değildir.
Atatürk’ün de "günahları" vardır.
Ve bu günahlar göz ardı edilerek
Türkiye’nin önü açılamaz.
Türkiye çağdaş uygarlığı yakalayamaz.
Bir başka deyişle:
Atatürk ve dava arkadaşlarının kurduğu cumhuriyet,
CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun isabetli deyişiyle,
demokrasi ile taçlandırılamaz.
Ama önce Atatürk’ün tarihimizdeki sevaplarının,
artılarının altını kalın olarak çizmek istiyorum.
Bunların başında İstiklal Savaşı gelir.
Cumhuriyet rejimini kurmak gelir.
Egemenlik kaynağının gökten yere indirilmesi
ve millete emanet edilmesi gelir.
Laikliğin temellerinin atılması gelir.
Kadın - erkek eşitliğine dönük adımlar gelir.
Eğitimde "medrese kafası"ndan "eleştirel düşünce"ye,
"aydınlanma"ya geçiş adımları gelir.
Kısacası:
Türkiye’nin yüzünü Doğu’dan Batı’ya dönmesi gelir.
Atatürk'ü ben yıllar yılı sadece bu pencerelerden gördüm.
Bu nedenle yıllarca "eleştiri üstü"ydü.
Çizgi: Tan Oral
Ataürk'ün yaptıklarını orasından burasından
sorgulamaya gelince...
Bu süreç bende 12 Mart darbesi sonrasında,
1970'lerde uç vermeye başladı.
Cumhuriyet kurulurken yapılan ve sonra da devam ettirilen
bazı temel hataların, Türkiye’de demokrasi
ve hukuk devletinde taşların yerli yerine oturmasını
bugünlere kadar nasıl geciktirdiğini görmeye başladım.
Bu hataların Türkiye’de demokrasiyi ikinci sınıflığa,
üçüncü sınıflığa mahkûm ettiğini anlamaya başladım.
Neydi 1923’ün bu temel yanlışları?
Laiklik anlayışındaki otoriterlik...
"Devlet zoru"yla, bazen "sopası"yla din kurumunu,
inançları kontrol altında tutmaya çalışmak...
Kürt yok Türk var anlayışı...
Kürtçe yok Türkçe var anlayışı...
Bu konulardaki yasaklar...
Eğitime damgasını vuran aşırı Türkçü anlayış...
Kürtlere Kürtlüğünü unut diyen, Alevilere Aleviliğini unut diyen,
Ermenilere acılarını unut diyen resmi tarih anlayışı...
Müslüman olmayanlara karşı ayrımcı politikalar...
Atatürk'ü her türlü eleştirinin üstünde tutan,
insanüstü bir varlık haline getiren devlet anlayışı...
Bütün bunlar Cumhuriyet'in kuruluş yıllarının,
Atatürk döneminin hatalarıdır.
Bu kuruluş döneminin yanlışları,
Türkiye'de demokrasiyi ikinci sınıflığa,
üçüncü sınıflığa mahkûm etti.
Özgürlük ve hukuk düzenini geciktirdi.
Devleti ya da atanmışları -özellikle askeri-
her zaman "seçilmişler"in tepesine oturtan
bir zihniyetin yerleşmesine yol açtı.
Bu zihniyet, her on yılda bir gelen askeri darbelerle
askere kurtarcılık kazandıran bir "meşruiyet"in kapısını açtı.
Ve bütün bu temel yanlışların üstünü örten bir de slogan vardı:
Türkiye daha demokrasiye
hazır değil!
Bu temel hatalar çok uzun yıllardır
Türkiye'yi maddi manevi olarak kanatmakta olan
"Kürt sorunu"nu doğurdu.
Bunun kadar önemlisi:
Başlangıçta cumhuriyet devletine yabancılaşan,
ondan soğuyan Müslümanlar
ve ona düşmanlaşan İslamcı hareketler,
çok partili rejimle birlikte -ve 1990'larda Türkiye siyasetinde
"merkezin çöküşü"yle- usul usul seçim sandığını ele geçirmeye,
"devlet"i kendi kontrollerine almaya yöneldi.
Erdoğan'ın tek adamlığı böyle bir sürecin,
"bir uçtan öbür uca savruluş"un ürünüdür.
Türkiye'de Batılılaşmadan intikam sürecidir,
bu savruluşun bir başka adı...
Kısacası:
Eğer Erdoğan'ı seçim sandığında yenmek
ve onu kapının önüne koymak istiyorsak...
Bir başka deyişle:
CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun deyişiyle,
cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak
konusundaki niyetimiz ciddiyse...
O zaman Atatürk dahil geçmişimizi
"eleştiri süzgeci"nden geçirelim,
tarihimizdeki taşları yerli yerine oturtmaya çalışalım.
Bundan korkmayalım.
Atatürk dahil hiç kimse eleştiri üstü değildir, olamaz da...
Son söz:
Atatürk'ü eleştirmek,
onun tarihimizdeki yerine gölge düşürmez.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024