Hilâl KAPLAN
Bilgi, iktidarın kurucu unsurudur. Devleti oluşturan kadrolar başta olmak üzere vatandaşın hayatı hakkındaki bilgi de devletler için elzemdir. Bu anlamda modern devlet, mahremiyet ihlalini normalleştirmiş olan devlettir. Bu acı gerçeği teslim ettikten sonra, geriye kalan mahremiyetimize ilişkin sınırın nerede ve nasıl çizileceği hayatî bir soru olarak karşımıza çıkar.
Örneğin devlet kadrolarında yer alanlar, hiçbir şartta başkalarının yatak odalarına veya duşlarına kamera koymamalılardır. Hele o görüntüleri bir şantaj aracı olarak kullanıp, kişiyi toplum önündeki itibarı ile haysiyeti arasında seçim yapmaya zorlamamalıdır. Bu bir sınırdır ve çiğnenmiştir.
Ya da güvenlik güçleri, adı üstünde gerçekten güvenliğimizi tehdit eden bir durum olduğu takdirde, kuvvetli suç şüphesi oluştuğu takdirde başka insanların telefon konuşmalarını dinleme hakkına sahip olmalıdır. Kendisine yakın savcıyı ve hakimi 'ayarladıktan' sonra, ezmek istediklerini dinlemek gibi hakları yoktur. Bu da bir sınırdır ve çiğnenmiştir.
Veya kimliği belirsiz kişilerce, devletin en üst kademesi dahil pek çok kişinin yasa dışı yollarla dinlenmesi ve üstelik bu hukuksuz dinlemelerin montajlı veya montajsız sızdırılması ağır bir mahremiyet ihlalidir. Bu da net bir sınırdır ve çiğnenmiştir.
Zaten bir süredir, her tür sınırın ortadan kalktığı, gözetleyici bir 'pornografik düzen'de yaşıyormuşuz.
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nda yapılan idarî soruşturma sonucu iki yıl içinde 509.516 kişi için 1.190.000 dinleme işlemi yapıldığı ortaya çıkmış. Üstelik dinleme işlemlerinin tümünün mahkeme kararıyla yapılıp yapılmadığını tespite yarayan dijital kayıtlar silinmiş ve mahkeme kararı olmadan da dinlemelerin yapıldığı yönünde bazı bulgulara ulaşılmış. Adlî süreç başladığında, muhtemelen dosya hakkında daha iç karartıcı bilgileri öğreneceğiz.
Psikiyatrist Kemâl Sayar, 'Büyük kulak' yazısında, yaşananların bireysel ve toplumsal psikolojimizde yarattığı erozyonu şöyle anlatmış:
'Mahremiyet bize hayatlarımızın kontrolünün elimizde olduğu duygusunu verir. İnsan bir gözetleme nesnesine dönüştüğü anda, insanlıktan tenzil-i rütbeye uğratılmış olur. O artık bir kişi değil bir şeydir, insanlığı azaltılmış bir bilgi ya da veridir.
Bir ses kaydının başını ve sonunu, öncesini ve sonrasını veya gerçekleştiği bağlamı tam manasıyla bilemediğimiz için; sunulan 'şey'in bize telkin etmek istediği mesaj karşısında zayıf düşeriz. Özellikle politik alanda bu tarz bir algı mühendisliğinin insanların gizli ve kötü olana merakını istismar edebileceğini hatırda tutmak gerekir.
Ayrıca gözetleyen güç; bazı insanları gözetleyip diğerlerini gözetlememekle, kimi insanların mahremini ortaya döküp diğerlerini bu saldırıdan korumakla, algıyı yönlendirmek arzusunda olduğunu zımnen kabullenir. Gözetleyen kuvvet, son tahlilde, kendi üstünlüğünü tescil etmek ve otoritesini pekiştirmek hevesindedir. En mahreme, yatak odalarına kadar sokulabilen bir 'büyük göz' bize Orwell'in 1984 veya Zamyatin'in Biz adlı distopyalarında resmi çizilen totalitarizmi hatırlatır: Karşısında direnemeyeceğimiz, otoritesine itaatten başka bir çıkar yolumuzun olamayacağı mutlak iktidar (...)
Artık kaçınılmaz ve tam bir gözetim yoluyla, mutlak itaatin sağlandığı 'ideal bir hapishane'de yaşamaya başlamışızdır. Güven duygusu aşınır, herkes kendi gölgesinden korkar hale gelir. Terörün nihai amacı nasıl toplumu tedhiş etmek ve yıldırmaksa, 'büyük göz' ve 'büyük kulak'ın nihai amacı da kendi gücüne ve algılarımızı yönetme kabiliyetine katışıksız bir inançla teslim olmamızdır. Bu tür bir itaat insanları cari sosyal normlara uymaya mecbur eder. Eleştirel düşünce ve özgün fikir yürütmeler kayıplara karışır, insanlar söz söylemenin tekinsizliğinde bir belaya duçar olmaktansa sessiz kalmayı yeğler (...)
'Başkalarının hayatı'nı dinleyen 'büyük kulak', haysiyet cellatlığı marifetiyle politik bir aktör hüviyeti kazanamamalıdır. Ahlakın en temel ilkesini yeniden düşünmenin tam sırasıdır: 'Sana yapılmasını istemediğin şeyi, sen de başkalarına yapma'. Terör bir izleyen olduğu için vardır, o yüzden görselliği ve uyandırdığı yankıyı hesap ederek eylem yapar. 'Büyük kulak' da biz onu dinlediğimiz ve onayladığımız için var, içimizdeki tecessüs duygusuna, hasım saydıklarımızın zillet haberlerini duymaya açlığımıza seslendiği için var.
'Büyük kulak' olmamak veya ortaya çıkan büyük kulakları terbiye etmek devletin işi, bize düşen sadece kendi küçük kulaklarımızın namusunu korumak. Biz bu namusu korursak, büyük kulak zaten hükmünü yitirecektir.
Tam metin: www.serbestiyet.com/buyuk-kulak
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2019
27.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
24.04.2019
16.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
8.02.2019