Hüseyin GÜLERCE
Sayın Başbakan on gün içinde demokratikleşme paketini açıklayacak. Halen geçerli olan yüzde 10’luk seçim barajının düşürüleceğini sanmıyorum. Başbakan Erdoğan’ın bu konudaki tavrı net. (26 Temmuz 2013):
“10,5 yıl Türkiye bir güveni, istikrarı yakalamışsa, gerek demokraside, gerek ekonomide bir güven ve istikrar varsa, bunun en önemli sebebi koalisyonların olmadığı bir hükümet yapısıdır. Milletimizin birliğinin, beraberliğinin, dayanışmasının, demokratik ve ekonomik alanda yakaladığı şu performansı kaybetmesini istemiyoruz. Barajla ilgili herhangi bir oynama, bir tasarruf gündemimizde yok. Onun için bu baraj kalacak…”
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bir başvuru üzerine 30 Ocak 2007’de verdiği bir kararla, seçim barajının yüzde 10 olması konusunda Türkiye’yi haklı bulmuştu. AİHM’nin kararının gerekçesinde, “Türkiye’de özellikle 1970’li yıllardaki istikrarsızlığın göz önünde tutulduğu” ifade edilerek, bu barajın, “TBMM’nin aşırı şekilde bölünmesine ve işlevsiz hale gelmesini önlemeye yönelik olduğu” belirtilmişti. Üç gün önce AB Komisyonu’nun Genişleme ve Komşuluk Politikalarından Sorumlu Üyesi Stefan Füle, AİHM’nin bu kararına atıf yaparak, yüzde 10 seçim barajının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi için bir ihlal oluşturmadığını söyledi. Yani AB üyeliğimiz açısından bir sorun yok. Ama AB üyesi ülkelerde seçim barajlarını da hatırlayalım. Almanya, İtalya, Belçika, Lüksemburg, Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Estonya, Letonya ve Litvanya: Yüzde 5. Avusturya, İsveç ve Slovenya: Yüzde 4. Yunanistan: Yüzde 3. Danimarka: Yüzde 2. Seçim barajı olmayan AB ülkeleri ise Fransa, İngiltere, İrlanda, Hollanda, İspanya, Portekiz, Finlandiya, Kıbrıs Rum Kesimi ve Malta. Seçim barajının düşüklüğü ve koalisyonlar, Avrupa’da istikrarsızlık kaynağı olmaz iken, bizde neden ciddi sıkıntılar meydana geliyor? Asıl bu sorunun cevabını arayarak konuyu ele almalıyız. İtiraf etmeliyiz ki, bizde demokrasinin mayası olan hoşgörü, konumlara karşılıklı saygı ve demokratik olgunluk adına bir zaaf var. Uzlaşma kültürümüz yok denecek kadar az. İktidar-muhalefet çekişmeleri adeta bir kan davasına dönüşmüş. Saygıdan öte hakaret, aşağılama, hatta küfürleşme var. Neticede geldiğimiz nokta belli. Üç tehlikeli zeminde; Türk-Kürt, Alevi-Sünni ve farklı yaşam tarzları zeminlerinde, gerilim ve kutuplaşma giderek artıyor. Yönetimde istikrar sağlanmış olması, siyasi ve toplumsal ayrılıkların derinleşmesini, kutuplaşmayı önleyemiyor. Bence asıl zihnimizi, çabamızı giderek tehlikeli hale gelen gerilim ve kutuplaşmayı azaltacak, uzlaşma kültürünü hâkim kılacak bir rotaya odaklamalıyız. Bu açıdan ben, seçim barajının düşürülmesini değil, hiç olmaması gerektiğini savunuyorum. Kutuplaşma ve gerilimin sona ermesi, demokrasinin olgunlaşması, uzlaşma kültürünün devreye girmesi, gerçek manada demokratikleşme, barajsız seçimlerle sağlanabilir…
Baraj düşürülürse diyelim AK Parti; Saadet Partisi ve Büyük Birlik Partisi’ne 20-25 kadar milletvekilliği vermiş olacak. Ama bunun karşılığında temsilde adaletin yanında TBMM tam bir istişare zemini haline gelecektir. Farklı seslerin, farklı görüşlerin kavgasız, hakaretsiz, tam anlamıyla “her şey ülkemiz için” anlayışı ile seslendirilmesi sayesinde, farklılıkların zenginliği ne demekmiş onu göreceğiz. AK Parti, demokratik olgunluk ve uzlaşma kültürü dönemini başlatma fırsatını heba etmemelidir…
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYaşanacaklara dair olası senaryolar 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANBabamın hasta yatağında bana son sözleri: Kötü günler geliyor kendini koru 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
18.04.2019
11.04.2019
4.02.2019
28.03.2019
14.03.2019
9.02.2019
9.02.2019
1.02.2019