Hüseyin GÜLERCE
Balyoz davası kararları dün kesinleşti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin onama ve bozma kararlarına karşı itiraz hakkını kullanmadı.
Böylece kararlar, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na taşınmamış oldu ve kesinleşti. Şimdi son itiraz mercii olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi var.
Balyoz davası kesin kararının özü, sivil iradeye karşı demokrasiye müdahale etmeye kalkanlara, Cumhuriyet tarihinde ilk defa ceza verilmesidir. Bu ceza, aynı zamanda bu davayı, başından beri özünden saptırmaya, itibarsızlaştırmaya, sulandırıp bulandırmaya çalışan medyaya da; “artık sen de darbecileri kurtaramazsın, geçti o günler…” mesajıdır.
Bu kesin karar kadar önemli bir gelişme daha var. Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Aytaç Yalman’ın Milliyet Gazetesi’ne ardı ardına yaptığı üç açıklamadır. Bu açıklamaların bence çok önemli üç özelliği var. Birincisi, 1. Ordu Komutanlığı’nda seminer dışına çıkıp darbe planının konuşulduğunun ilk defa, o günkü Kara Kuvvetleri Komutanı tarafından doğrulanmasıdır. İkincisi, ilk defa, dönemin KKK Kurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un bu darbe planının, seminer dışında kotarılmasındaki önemli rolünün, yine Sayın Yalman tarafından dikkatlere sunulmasıdır. (İlker Başbuğ isminin; 22 Ekim 1993’te hayalî PKK baskınında, Tuğg. Bahtiyar Aydın’ın, Lice’de taburdan açılan ateşle şehit edilmesiyle ilgili 15 gün önceki iddianamede gündeme gelmesi de çok önemli. Onu “vatansever” diyerek aklamaya çalışanları mahcup edecek bir tevafuktan bahsediyoruz.) Üçüncüsü de Sayın Yalman’ın TSK içindeki darbeci-cuntacı kimliğin profilini, Çetin Doğan üzerinden anlatmasıdır.
Şimdi bu üç hususu ayrı ayrı ele alalım. Sanıklar, onların avukatları ve onları himayeye soyunan medya, yargılama boyunca, 5-7 Mart 2003’te İstanbul 1. Ordu’daki seminerde, darbe planının görüşüldüğünü ısrarla saklamaya çalıştılar, bu yönde yoğun gayret gösterdiler. Önce mahkeme bu çabaları, bu stratejiyi; “Genelkurmay Başkanlığı tarafından, davadaki belgelerin asıllarının, askerî birimlerde bulunduğu belirtilmiştir.” diyerek boşa çıkardı. Şimdi de Aytaç Yalman, “Bu seminer, emrime rağmen maksadını aşan bir gayretkeşlik, amacını ve haddini aşan bir vatanseverlik gösterisidir.” diyor.
İkinci husus, İlker Başbuğ’un Balyoz’daki rolü. Sayın Yalman, Milliyet’e yaptığı ikinci ve üçüncü açıklamalarda, dönemin Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un, kendisinden habersiz, şifahen, seminer dışına çıkılarak darbe planlarının konuşulmasına izin veren kişi olduğunu söylüyor. Başbuğ’un, Olasılığı En Yüksek Tehlike Senaryosu’nun oynanacağını kendisinden gizlediğini açıklıyor.
Üçüncüsü, darbeci-cuntacı profilinin Çetin Doğan üzerinden tarifidir: “Psikopatik eğilimler olarak kabul edebileceğimiz kendine hayran olma, ikna yeteneği, yüzeysel bir karizma, acımasızlık, pişmanlık duymama, empati kuramama, insanları yönlendirme arzusu olma özelliklerini taşıyan kişilerin yüksek komuta kademelerine yapılacak seçimlerde mutlaka dikkate alınması kanaatimce çok önemlidir. (Çetin Doğan’ın) Orgeneral olmasına müsaade ettim. Dönemin Genelkurmay başkanları, Kara Kuvvetleri komutanları, inanıyorum ki onlar da benim duyduğum pişmanlığı duyuyorlardır. Aytaç Yalman, niye şimdiye kadar sustu? O, Hilmi Özkök ve Genelkurmay Karargâhı, Silahlı Kuvvetler’in daha fazla yıpranmaması, devlet ayıbının katmerleşmemesi için sustular. Ama cuntacılar ve onların hamisi medya, bu asalete saygı göstermedi…
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYaşanacaklara dair olası senaryolar 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANBabamın hasta yatağında bana son sözleri: Kötü günler geliyor kendini koru 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
18.04.2019
11.04.2019
4.02.2019
28.03.2019
14.03.2019
9.02.2019
9.02.2019
1.02.2019