Hüseyin GÜLERCE
Seçimlerin nasıl sonuçlanacağını bilemiyorum. Herkesin, “biz kazandık” diyeceği bir tablo da karşımıza çıkabilir. Ben, sonuçlar ne olursa olsun üzülerek, “maalesef hiçbirimiz kazanmadık” diyeceğim.
Çünkü epey zamandır hoşgörüyü, birbirimizin konumuna saygıyı, toplumsal bir mutabakat arayışını kaybettik. Seçimlerin sonucu, bu kayıpları hemen geri getirmeyecek.
Hiçbirimiz kazanmadık, diyeceğim. Çünkü birbirimize olan muhabbeti, en önemlisi güveni kaybettik. Zaten uluslararası araştırmalarda, birbirine en az güvenen insanların yaşadığı bir ülkeydik. O güven erozyonu şimdi daha da arttı. Aşırı yağışların toprağı kaydırıp evlerin üzerini örttüğü gibi, mevcut aşırı kutuplaşma ve gerilim de dostluklarımızın, kardeşliğimizin, bir arada yaşama irademizin üzerini örtüyor. Artık aile içinde en yakınlar birbirine düşüyor, küskünlükler yaşanıyor.
Bu ülkenin kazancı, iktidar ya da muhalefetin ne kadar belediye başkanlığı kazanmasında değildir. Huzurumuz, ağız tadımız gittikten sonra bir kısmımız kazansa ne olur. Birbirimize en ağır hakaretleri yaptıktan, birbirimizin kuyusunu kazmak için kendimizi tükettikten sonra neyi kazanmış olacağız? Sadece kutuplaşmaya, gerilime hizmet eden üsluplarla, tartışmalarla, siyasete, siyaset dışı müdahalelerle meşgul oluyoruz. Sandığa, yine telefon dinlemeleri, kaset tartışmaları ile gidiyoruz. İşin en enteresan tarafı, bu kadar dinleme tapeleri, bu kadar görüntü kasetleri ortalıkta dolaşıyor ama bunları yapanlar, servise koyanlar tam bir muamma… Tıpkı faili meçhul cinayetlerde olduğu gibi karanlıklarda dolaşan kirli eller, vicdansız adamlar var. Bir devlet, bir ülke bu kadar karanlık içinde aydınlığa bir yol bulabilir mi? Seçim sonuçları bu sorunun cevabını verecek mi?
Ben 31 Mart sabahı, sevdalandığım şu ideallere kapı aralansın isterdim:
Türkiye, istikrar ve huzur içinde güçlü bir demokrasi yoluna girse. Yargının gerçekten bağımsızlığını ve tarafsızlığını temin ederek, hepimiz hukukun üstünlüğüne ram olsak. Devleti değil, öncelikle insanı, toplumu düşünsek. İnsan olarak geldiğimiz şu dünyada insan gibi yaşayabilsek. Birbirimize insan olduğumuz için değer versek. Fikirlerimiz, düşüncelerimiz yüzünden birbirimizi ötekileştirmesek. Demokrasiyi, sadece kendimiz için değil, muhalif olduklarımız için de istesek, isteyebilsek.
Devleti ele geçirmeyi ne iktidar, ne sivil toplum olarak asla düşünmesek. Devlet katındakiler, her memuru, her çalışanı, her bürokratı liyakat, dürüstlük ve demokrasi ilkeleri çerçevesinde değerlendirse. Sivil toplum, istediği dürüst insanı yetiştirse, ancak tohumu atıp gitse, bir bahçıvan olmaktan öte gitmese. Herkesin özene bezene yetiştirdiği insanlar, her makama gelebilse ama sadece devlet çarkının işleyişine tabi olsalar. İktidarlar için de hukukun üstünlüğünden, dürüstlük, liyakat ve başarıdan başka ölçü olmasa…
Bizim sağlam bir ruh kökümüz, onur duyacağımız bir mazimiz var. Millet olarak utanacak bir not yok tarihimizde. Şahıslar, idareciler olarak yanlışlar yapılmıştır amma biz milletçe merhameti, adaleti hiçbir zaman ıskalamadık…
Yine kendimiz olabiliriz. Yine birbirimizi sevebilir, yine yüreklerimiz topluca vurabilir, yine kenetlenebiliriz… Samimi ve dürüst olarak güçlü demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü ve güçlü ekonomiyi isteyebilmeliyiz. Cehalete, bağnazlığa, taassuba, tembelliğe yenik düştük. Bilim ve teknoloji yarışında gerilerde kaldık. Artık buna son verebiliriz.
Dua dua isterim ki, 31 Mart sabahı, milletçe sevinebileceğimiz bir aydınlığın güneşi doğsun.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYaşanacaklara dair olası senaryolar 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANBabamın hasta yatağında bana son sözleri: Kötü günler geliyor kendini koru 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
18.04.2019
11.04.2019
4.02.2019
28.03.2019
14.03.2019
9.02.2019
9.02.2019
1.02.2019