Hüseyin GÜLERCE
Devlet yönetiminde, siyaset sahnesinde ister vefasızlık, ister beklentilerin karşılanamaması, ister politikanın doğası deyin en yakın dostların karşı karşıya gelmesi adeta kaçınılmazdır.
Ancak AK Parti örneğinde Erdoğan-Gül-Arınç arkadaşlığı, bilhassa zor günlerin içinden kardeşçe, dostça dayanışma sayesinde geçme başarısı, bir istisna gibi görüldü. Şahsen ben hep öyle baktım. “Erdoğan’la Gül’ün, Erdoğan’la Arınç’ın arasını açamayacaklar, fitneciler ne kadar uğraşsa bu güzel insanları birbirine düşüremeyecekler” diye düşündüm.
Bir yere kadarmış... Gerçekler acıdır, yaydan çıkan okun artık hiç atılmamış gibi görülmesi imkânsızdır. Bu meselede üslup yanlışlığı yaralayıcı olur, oluyor. Erdoğan-Gül-Arınç konusunda eleştirileri hiçbir zaman hakarete dönüştürmemeli, amigoluk yapmamalı, yüz yüze bakabilme ölçüsünü kaybetmemeliyiz.
Ben bu meselede istikrarı, Yeni Türkiye’yi, kalkınmayı temsil ettiği için, Türkiye ateş çemberinden geçtiği için Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ı destekliyorum. Sayın Arınç’ın yaptıklarına, ülkemiz menfaatleri açısından bir anlam veremiyorum.
Sayın Arınç, “kenara çekilip susmam gerekir” demesine rağmen AK Parti Kongresi’nin öncesi akşam (11 Eylül 2015) ve 1 Kasım seçimlerinden bir hafta önce (24 Ekim 2015) televizyon kanallarına çıkarak Sayın Erdoğan’a gerçekten ağır eleştiriler yöneltti. AK Parti iktidarı dönemindeki bütün kararlardan ve uygulamalardan sorumlu olduğu halde kendini ayrı tuttu. “Bizdik, ben olduk” dedi. Sayın Erdoğan’dan “birileri” diye bahsedip “sevgim azaldı” dedi. Verdiği söze rağmen susmadı, hem de AK Parti’nin ihtiyaç duyduğu birlik sahnelerinin tersine, hep nefsini konuşturmayı tercih etti.
Neden konuşma gereğini, hem de ilginç zamanlamaları tercih ederek duydu? Bu konuşmaların kendisine ve AK Parti’ye ne faydası oldu?
Sayın Arınç, 7 Haziran’dan sonra ısrarla AK Parti-CHP koalisyonu istedi. Bunu televizyonlarda da söyledi. Üstelik Kılıçdaroğlu’nun sorumlu davrandığını belirtti. “Sizce sorumlu kim” sorusu üzerine “Ona girmem, konu başka yerlere gider” diyerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı işaret etti. Ama şimdi görüyoruz ki CHP ile koalisyon AK Parti’nin intiharı olurmuş. Bu felâketten AK Parti’yi Erdoğan kurtardı. Sayın Arınç bu konudaki yanlışından pişmanlık duyduğunu ve Erdoğan’ın liderliğinin takdir edilmesi gerektiğini hiç söylemedi.
Bugün, 1 Kasım seçimlerinden sonra Türkiye tek başına iktidar olan AK Parti ile istikrarı yakalamışken, üstelik PKK terörü azdırılmış, her gün şehitler verirken, Sayın Arınç yine ters konuşuyor. CNN Türk’te Taha Akyol’un Eğrisi Doğrusu programında “Dolmabahçe mutabakatını” gündeme getirerek böylesine kritik bir dönemde Erdoğan’ı suçluyor. Ne elde edeceksiniz Sayın Arınç? Bunu neden yapıyorsunuz? Gün, zihinleri bulandırma günü değil ki. PKK terörüne, hendeklere, suikast silahlarına, devlete silahlı isyan etmeye dair konuşmanız gerekmez miydi?
Tam da bütün Erdoğan düşmanlarının, AK Parti muhaliflerinin söylemine sarılmanız, Doğan medyasını arkalamanız AK Parti tabanını nasıl üzüyor farkında değil misiniz? Kaybedenlerin safında yer almanız sizi hiç rahatsız etmiyor mu? Kimin değirmenine su taşıdığınızın farkında değil misiniz?
Sayın Arınç, siz bir defasında “yeni Genel Başkan ve dolayısıyla Başbakan arayışları sürecinde ismi geçenlerden birisi olarak ben ve bazı arkadaşlarımız da yarışın içindeydik” dediniz. Şimdi sizin için üzülen, kızan insanlar, “başbakan olsaydı, böyle yapmazdı” diyorlar. “Bu partiye dışarıdan gelenlere bile bizden daha fazla değer verilmiştir” sözünüzü hatırlayanlar, “mesele bu mu?” diye soruyorlar.
Sayın Gül ve Arınç, muhalif cephenin Erdoğan’a ve AK Parti’ye karşı kendilerinden medet umdukları insanlar haline geldiler. Bu da onları takdir etmiş, sevmiş insanlar için gerçekten üzücü...
Dışarının ve içerinin tahrikleriyle bazı hesaplara alet olup Erdoğan’ın karşısına çıkarlarsa, Gül de Arınç da kaybedecektir. Millet, Gezi olaylarında, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ve 1 Kasım’da olduğu gibi yine Erdoğan’ı destekleyecektir.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
18.04.2019
11.04.2019
4.02.2019
28.03.2019
14.03.2019
9.02.2019
9.02.2019
1.02.2019