Hüseyin GÜLERCE
Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ile Başbakan Sayın Davutoğlu’nun arasını açmak için yeni bir fitne kazanı kaynatılıyor. Doğan-Gülen medyası, Cumhuriyet ve Sözcü gazeteleri özellikle bir haftadır bu kazana durmadan odun taşıyorlar. Dün alıntı yaptım, bu konuda ilk yazı, 5 Şubat’ta Hürriyet’te Ahmet Hakan’dan geldi: “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu’ndan hiç hoşnut değilmiş. Bu iş bitmiş resmen. Artık geri dönülemez noktaya gelinmiş. Davutoğlu’nun alternatifleri de belirlenmiş. Ya Numan Kurtulmuş ya da Binali Yıldırım...”
Her gün şehitler veriyoruz. Yüreklerimiz dağlanıyor. Türkiye; ABD’si, Rusya’sı, AB’si, İran’ı ile dışarıdan presleniyor. İçimizden birileri de Türkiye’nin Cumhurbaşkanı ile Başbakanı birbirine düşerse diye bayram yapmaya hazırlanıyor...
İçinde Paralel Devlet Yapılanması’nın da olduğu asıl projenin amacı, Erdoğan’ın halk tarafından seçilen ilk cumhurbaşkanı olmasını engellemekti. 7 Şubat 2012 MİT krizinden itibaren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tasfiye kumpasları, ittifakları kuruldu. CHP’den, HDP’den medet umuldu. Bunda muvaffak olunamayınca şimdi onu Beştepe’de etkisiz bir konuma getirme hamlesi var. Başımızdaki Suriye, Rusya ve hatta ABD gailesinin, bu yeni hamle için en iyi fırsatı hazırladığı hesabı yapılıyor. Endişe ve kaygı verici bir zemin inşa ediliyor.
Hedef, Türkiye’nin Erdoğan eliyle bir felâkete sürüklendiği algısını oluşturmak. Bu algıya teşne bir muhalefet cephesi, yüzde 50’lik blok tahrik ediliyor.
Bu algı operasyonunun güçlendirilmesi için AK Parti içine de iki koldan el atılıyor. Partinin kurucu ve bilinen yüzleri, bizim anlamadığımız, anlayamadığımız bir şekilde Doğan medyasının sunduğu imkânlar ile Erdoğan aleyhtarlığı yapıyor. Başta Sayın Arınç, Sayın Hüseyin Çelik ve eski bakanlar Sayın Sadullah Ergin ve Sayın Nihat Ergün isimleri “Saray’a başkaldırı” hareketinin öncüleri olarak takdim ediliyor.
Hepsi birbirinden kıymetli ve siyaset ikliminde gerçekten zor yetişen bu insanları, birden Erdoğan karşısında görmekle kalmıyoruz. Bir el de Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasına giriyor.
Bu hengâmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 11. Cumhurbaşkanı Gül’ün bir yemekte üç saat görüşmeleri, ertesi gün Gül, H. Çelik, S. Ergin ve N. Ergün’ün Bülent Arınç’ın evinde bir araya gelmeleri makul, hüsnü zan sahibi insanları “beklenen kucaklaşma gerçekleşiyor” umuduyla sevindiriyor ve heyecanlandırıyor. Ben de bu umudu tüketmek istemiyorum. Türkiye’nin bir yangının içinden geçerken, Yedi Düvel bir araya gelmişken kucaklaşmaya, baş başa vermeye, ortak aklı devreye sokmaya çok ihtiyacı var.
Fakat içimden bir ses, Fuzuli’nin mısraını da fısıldıyor:
Dost bî-pervâ felek bî-rahm devrân bî-sükûn,
Derd çok hem-derd yok düşman kavî tâli’ zebûn.
(Dost umursamaz, felek acımasız, dünya
karışık. Dert çok, dert ortağı yok, düşman güçlü, talih ise âciz.)
Zor günlerin içindeyiz. Gül-Erdoğan-Davutoğlu çatışması hesabı ile oynanmak istenen bir oyun var. Erdoğan üzerinden, AK Parti üzerinden Türkiye’nin bileği bükülmek isteniyor. Erdoğan ve AK Parti, küresel tezgâhın işine gelmiyor, besbelli. Zaten açıktan söylüyorlar; “Erdoğan’ı öngöremiyoruz, okuyamıyoruz, ne yapacağı konusunda ikna olmuş değiliz” diyorlar. “Türkiye’de öngörebileceğimiz bir yönetim istiyoruz” diyorlar...
Oyun öylesine aleni oynanıyor ki; Gül’e çağrılar yapılıyor: “Bugün değilse ne zaman devreye gireceksin? Bak Bülent Arınç’a, ateşe bir odun da sen atmayacak mısın? Saray’a karşı daha ne kadar sessiz kalacaksın? Geçmişte de sessiz kaldın, itibar kaybettin, bu defa üzerine düşeni yapmalısın. Erdoğan’dan rahatsızlık duyduğunu biliyoruz. Daha ne kadar dut yemiş bülbül gibi davranacaksın?”
En üzücü olan da şu: Arınç ve Gül’den, Erdoğan’a karşı umut besleyenler hep AK Parti’nin hasımları cephesinden. Hep PKK’yı kollayanlar takımından. Müstemleke aydınlarını destekleyenler de bunlar, askerimizin ve polisimizin verdiği şehitleri görmezden gelenler de bunlar...
Kucaklaşmayı hep istiyoruz ama izah edemediğimiz bir tavırla karşı tarafta durmakta ısrar edenlerle kucaklaşmak giderek zorlaşmıyor mu?
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
18.04.2019
11.04.2019
4.02.2019
28.03.2019
14.03.2019
9.02.2019
9.02.2019
1.02.2019