İbrahim Kahveci
Türkiye siyasi kaderini Trump liderliğindeki ABD ile eşgüdüm haline getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan Gazze konusunda bile ABD ile birlikte hareket edileceğini açıkladı.
Siyasi bağını ABD ile eşleştiren ülkemiz ekonomik bağını ise AB ile sürdürüyor. İki ayrı güzergahta yol alırken çıkarlarımız ne olacak?
Bir örnek: Bir dönem demokrasiden uzaklaşırken Avrupa’dan da uzaklaştık ve yönümüzü Rusya ve Çin’e çevirdik. Hatırlayın o şaşalı Şanghay 5’lisi güzellemelerini. Oysa ekonomik olarak dış açığımızın neredeyse tamamını Rusya ve Çin’e veren bir ülkeydik.
O dönemdeki Rusya ve Çin aşkı bize çok pahalıya maloldu. Resmen kaybet kaybet dönemi yaşadık ve hala o kaybettiklerimizin telafisi için uğraşıyoruz.
Şimdi ne olacak?
Trump Avrupa konusunda büyük yanılgılar içerisinde. Avrupa’yı dışlayıcı ne varsa yaptı ve yapıyor. (Gerçi adam 2 dakika içinde az önce söylediğinden de dönebiliyor)
Avrupa ise kendisine yeni yön arayışı içerisinde. Önce Güney Amerika ve ardından Hindistan ile önemli ekonomik işbirliklerine gitti. Şimdi de Çin ile benzer adımlar atılıyor.
Ve o masalarda Türkiye yok.
Gümrük Birliği nedeniyle o ülkelerin ürünlerinin gümrüksüz girmesine izin vermek zorundayız. Ama bizim ürünlerin gümrüksüz gitmesi o ülkeler ile bizim masaya oturarak çözeceğimiz mesele.
Bunları bir önceki yazımda da kısaca ele almıştım. Şimdi ana konuya gelelim.
Avrupa yeni adımlar atıyor ve bizler ucuz işçiliğe dayalı ülke ürünlerinin istilası ile karşı karşıyayız. Ne yapacağız?
Burada kur sorununa değineceğim.
Nerede ise tüm iktisatçılar TL’nin değerinin bu şekilde yüksek tutulmasının imkansız olduğunu dile getiriyor.
Bunu şöyle anlatmaya çalışayım: Türk-İş Cuma günü “Açlık-Yoksulluk” seviyelerini açıkladı. Ocak ayında açlık sınırı 31.224 lira. Ocak ayında ortalama dolar kuru olan 43,20’ye bölündüğünde açlık sınırı 722,7 $ etmektedir.
Oysa daha Kasım 2021’de açlık sınırı 298,3 $ seviyesindeydi. 2000-2025 yani son 26 yılın açlık sınırı ortalaması 387 $ etmektedir. Eğer bugün açlık sınırı 387 $ etmesi gerekiyorsa dolar/TL’nin ocak ayı ortalamasının 80,0 lira olması gerekiyordu. (31.224/387=80,67)
Grafikte 2016 sonrası açlık sınırı dengesini yine yüksek tutarak 450 $ olarak belirledik. Basit ortalama 427 $ ama biz yine de 450 $ orta seviye aldık. Buna göre bugün açlık sınırı 450 dolar etmesi için dolar/TL’nin 70,0 lira olması gerekiyor demektir.
Kısaca Türk-İş’in açlık sınırının dolar bazında seyri bugün 722,7 zirvesi ile aşırı değerli bir TL ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
Bir de İTO’ya bakalım. İTO fiyatları dolar bazında henüz 2010 zirvesinin aşılmadığını gösteriyor. Ama hızla oraya yaklaşıyoruz.
2000 yılından bugüne İTO fiyatlarının dolar bazında seyrine baktığımızda da karşımıza 4.350 ortalama endeks değeri çıkıyor. Buna göre ise dolar/TL’nin ocak ayı ortalama değerinin 59,0 lira olması gerekiyordu.
Aslında bu değerler ortalamayı ifade ediyor. Yani biraz daha avantajlı değer istiyorsak dolar/TL’nin daha da yukarıda olması gerekiyor. Ama yok 2000 sonrası ortalama değer bile bize yetiyor diyorsak en azından 60-70 lira arası bir kur dengesi karşımıza çıkıyor.
Bugün dolar/TL 43,5 lira. Acaba ihracatçı bu yeni döneme nasıl hazırlanacak? Herkesin kafasında delice sorular. Bir tarafta yüksek faiz diğer tarafta değerli TL.
AK Parti’nin ilk dönemlerinde değerli TL ile düşük faiz dengesi vardı. Sonraki dönemlerde ise değersiz TL ile yüksek faiz dengesi yaşandı. Ama yakın tarihte ilk kez değerli TL ve yüksek faiz ilk kez oluyor.
Benden söylemesi: Bu dengeyi taşımak her yiğidin harcı değildir. Zaten teknolojik ilerlemesi sınırlı olan bir sanayi yapısında bu maliyet çıkmazını kim ne kadar taşır bilemiyorum.
Bizi iyi günlerin beklemediği kesin… Sorun sadece emekli ve asgari ücretlinin maaşları olsaydı keşke… Asıl sorunumuz maaşı hiç olmayanlar olacaktır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT71 YIL ÖNCE… 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTarihin dönüm noktasındayız: ABD geriliyor… 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİEpstein sapkınlıkları demokrasinin suçu mu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENİki ateş arasında İran halkı 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZCHP’nin sıra dışı Kürt Konferansı’nın düşündürdükleri 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine Avrupa kapılarında 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANYeni Anayasa denilince tüylerim diken diken oluyor 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRErdoğan rahatsız olunca ortaya çıkan rahatsızlık… 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluArtık çözümün hızlanmasına mani bir hal var mı? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSiyasi davalarla CHP ‘up’, Cumhur İttifakı ‘down’ 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞBİZ YOKSULLAŞIYORUZ, ANKARA ZENGİNLEŞTİĞİMİZİ SÖYLÜYOR… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye’nin yeni ruh hali: Kırılgan ve yapay denge toplumu 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURCHP çözüm sürecinde AK Parti’ye nasıl gol attı? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKürtler nereden koptu? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDolar/TL ne olmalı? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanKeşke “bana ne İran’dan” diyebilseydim 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAEnternasyonalist Gençler; Zulmün Olduğu Yerde Direniş de Var... 1.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUKürt Meselesi: Beklenti ve karşılaşmalar 1.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYRoJava Kürtleri Kazandı Darısı Başımıza! 31.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKİran’da rejim düşerse: Türkiye ve İslami hareket için yeni eşik 31.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu200 papel uçtu gitti… 30.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanDEM Parti önündeki tarihi fırsatı tepmeye hazırlanırken 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSıra artık İran’a gelmişe benzer… 28.01.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.01.2026
28.01.2026
22.01.2026
21.01.2026
19.01.2026
16.01.2026
14.01.2026
13.01.2026
12.01.2026
7.01.2026