İbrahim Karagül
Zor olan ama mecbur olduğumuz şey; Türkiye’nin bundan sonrasına bir şeyler söylemektir. Geçmişe takılıp kalmadan, ezberlerimize saplanıp kalmadan, beklentilerimize göre hesap yapmadan, hiçbir şeyi kişiselleştirmeden bir üst akıl üretmenin seferberliğini başlatmaktır.
Kişisel çıkar ve hesaplarımızın üstünde bir hesabı masaya koymak, bir iddiayı geleceğe taşımak zorundayız. Düşünce üretmek, perspektif üretmek, bugüne kadar edindiklerimizin üstünde yeni söylemler üretmek, bir üst ligin şartlarına ve ihtiyaçlarına göre donanmak ve ona göre hareket etmek zorundayız. Siyaset, kültür, sanat, estetik, değer üretmek zorundayız.
Yeni bir yüzyıl inşa eder gibi, yeni coğrafya inşa eder gibi..
Devletteki, toplumdaki dönüşüme, yeniden başlangıca, yeniden kuruluşa göre, başkalarına değil kendimize ayar vermek, bu büyük dalganın içinde yer almaya çalışmak, o dalgayı 21. Yüzyıl ve daha ötesine yayacak bir hedef üretmek, o hedefe ulaşmak için var gücümüzle çalışmak, bu amaçla yeryüzüne yayılmak, Doğu’nun ve Batı’nın en ücra köşelerine ulaşmak, yeni bir yüzyıl inşa eder gibi, yeni bir ülke ve coğrafya inşa eder gibi, yeni ve küresel ölçekte bir güç inşa eder gibi mücadele başlatmak zorundayız.
Değerli olan, olması gereken, omuzlarımızda ağırlığını hissetmemiz gereken şey; büyük gelecek yürüyüşüne çıkan Türkiye’nin ihtiyaçları için yolculuğa katılmak, ne olursa olsun tökezlememek, ülke için, millet için, vatan için büyük bir coşkuyu harekete geçirmektir. Siyasette, iş dünyasında, sivil toplum alanında, entelektüel çevrelerde, medyada, bu üst ligin ihtiyaçlarına göre, Türkiye’nin yeni ihtiyaçlarına göre konumlanmak, payımıza düşen özverinin gereğini yerine getirmektir.
Yabancı entelektüel kimlik, yerlilik krizi yaşayan yapılar..
Artık bu ülkede geçmişin hesaplarıyla, kavgalarıyla, dar iktidar projeleriyle vakit geçirme dönemi bitmiştir. Artık bu ülkede eski siyaset tarzıyla, ekonomik bakışıyla, iş tutma yöntemiyle yol yürüme imkânı kalmamıştır.
Artık bu ülkede, eski gazetecilik yöntemleriyle, daha çok dışarıdan yönetilen entelektüel kimliklerle, kültür adamlığını birkaç küçük taşeron ihale alma olarak algılayan kişiliklerle, siyasete ve devlete sırtını dayayıp hiçbir şey üretmeden caka satan boş adamlarla bir yere varma imkanı kalmamıştır.
Artık bu ülkede ne kadar yerli olduğu bulanık olan sivil kuruluşlarla, cemaat olmayı devlete ayar verme olarak algılayan ve devlet iktidar alanından pay kapma yarışına dönüştüren yapılarla, ABD’nin ya da Avrupa’nın proje siyasi partileri ve iç işgalci unsurlarıyla yol yürüme imkanı kalmamıştır.
Hesap çok büyüdü, iddia çok büyüdü, Türkiye çok büyüdü..
Çünkü hesap çok büyümüş, iddia çok büyümüş, Türkiye çok büyümüş, geleceğe doğru yürüyüş çok hızlanmış, mesele Türkiye meselesi olmanın ötesine taşmış, bir coğrafya ve tarih dönüşü haline gelmiştir. Her büyük yükseliş döneminde olduğu gibi, bu döneme de birçokları ayak uyduramayacak, belki ne olduğunu okuyup anlayamayacak, tarih dışına itilecektir.
Bu ilk bakışta acımasızca gibi görünse de, coğrafyadaki bin yıllık tarihimizde gördüğümüz örneklere bakanlar için her şey yerli yerine oturacaktır. Çünkü bugün “Üçüncü Büyük Yükseliş” dönemi başlamış, oyunun kuralları değişmiş, büyük iddialar, büyük hesaplaşmalar, büyük mücadeleler dönemine girilmiştir.
Yerli “üst akıl” ve küresel güç kaymalarını okumak..
Bundan sonra bu ülkede her şey coğrafya ve küresel ölçekte ele alınacaktır. Hiçbir şey Türkiye içi mesele olmayacaktır. Geriye bakıp söz söyleyenler değil, dünyadaki değişime, güç ve eksen kaymalarına, geleceğe bakıp söz söyleyenlerin dönemi başlamıştır.
Bu gelecek yarışında yer almak isteyenlerin, Türkiye ölçeğini daha da büyütecek, iddialarını daha da artıracak siyasi söylem üretmesi, kültür ve sanat alanında çığır açacak eserler üretmesi, içerideki kimlik boşluklarını çatışmaya dönüştürecek projelere açıkça savaş ilan etmesi, coğrafya ölçeğinde bir üst dil ve akıl üretecek birikimler geliştirmesi gerekecektir. Ulus üstü projelerin, coğrafyayı formatlayacak yerli üst akıl üretmenin, küresel güç kaymalarının bize önerdiği boşlukları dolduracak projelerin dönemi başlamıştır.
Küresel jeopolitik çözülme: Biz hangi oyunu kuracağız?
Meral Akşener’in proje İYİ Partisi’ni, CHP’nin kronik kavgalarını, FETÖ yerine ikame edilen çevrelerin ayak oyunlarını ve modası geçmiş “iç işgalci” sinsiliklerini hızla aşarak, bütün bakışımızı bölgemize ve dünyaya çevirmenin, Batı kadar Doğu’ya da çevirmenin vakti gelmiştir.
ABD ile Avrupa ve Çin arasındaki ticaret savaşının nereye varacağına, demokrasi ve özgürlük söylemini terk eden Batı’nın hangi iklimlere yelken açtığına, Başkan Erdoğan’ın Çarşamba günü gideceği Güney Afrika’daki BRIC zirvesinin bu güç savaşında ne yana düştüğüne, AB’nin geleceğinin ne olacağına, coğrafyamıza yönelik bir ortak dil ve dalga üretip üretemeyeceğimize, hızla yükselen Asyalı güçlerin nasıl bir güç denklemi üreteceğine, Atlantik İttifakı’nın 400 yıl sonra küresel hakimiyetini kaybediyor oluşunun nasıl bir dünya ortaya çıkaracağına, Türkiye’nin “yıldızlaşan ülkeler” listesinde ne tür sürprizler yapabileceğine dair sözü olanlar, düşüncesi olanlar öne çıkacaktır.
Dış bağlantılı hiçbir yapıya izin verilmez
Devletin, kurumların, şirketlerin, cemaatlerin, stk’ların gölgesine sığınarak büyük adam olma dönemi de sonlanmıştır. Bir yerlere yamanarak şair olma, romancı olma, kültür adamı olma dönemi de sonlanmıştır. Hiçbir söylem, hiçbir kavram, hiçbir proje, hiçbir tez üretmeden, sadece ilişkilerle iktidar alanlarında geniş yer edinenler, bunu hayat tarzına dönüştürenler sürprizlerle karşılaşabilir.
Kişilerin, kurumların, siyasi çevrelerin, “muhafazakar muhalefet” dediğim yapıların “dış bağlantı”ları sorgulanacak, dışarıdan destekli hiçbir yapının bu ülkede aktif oyuncu olmasına izin verilmeyecektir. Bu destek ister ABD’den gelsin, ister AB’den, Almanya’dan, Fransa’dan, İran’dan ya da bir Arap ülkesinden gelsin söz konusu yapılar büyük yerli dalga için tehlikeli görülecektir.
Büyük iddialar çağına omuz omuza girelim..
Dışarıdan yönetilme ve yönlendirmeye hayır derken dünyaya açık olacağız, küresel ölçekte hareket edeceğiz, sözlerimiz ve iddialarımız asıl etkisini dışarıda gösterecek. Daha çok dışarı açılmanın olduğu ama dış destekli operasyonel yapıların hareket alanının sınırlandığı bir dönem olacak. Çünkü bu alanda küçük hareketlerin bile tek hedefi Türkiye’nin büyük yürüyüşünü sabote etmek olacaktır.
Her alanda seferberlik çağına girdik. Bu seferberlik yokluktan, zorluktan değil, çok daha büyük iddialardan kaynaklanıyor. Kim, hangi siyasi çevreden olursa olsun, bugüne kadar nerede duruyorsa dursun, millileşme, yerlileşme, büyük tarih yürüyüşüne karşı doğru yerde durma sınavıyla karşı karşıyadır. Kişisel olarak, omuz omuza bir iddialar çağına davet ediyorum. Bir büyük kuruluşun öncüleri arasında yer almaya çağırıyorum. Başka da bir hesabım yok.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021