İbrahim Karagül
Açık ve net söyleyebilirim: Çok yakında yine Dubai merkezli, patronluğunu ABD ve İsrail istihbaratının yaptığı bir müdahale, bir saldırı Türkiye’yi yoklayacak.
Bu sefer kimleri ortak seçecekler? PKK’yı kullandılar. FETÖ’yü kullandılar. YPG üzerinden Türkiye’yi vurdular. DEAŞ’ı kullandılar. Yeni müdahale girişiminde kimleri kullanacaklar, önemli olan bu ortaklığı ortaya çıkarmak.
Müdahalenin nasıl olacağını bilmiyorum. Ne tür yeni format deneyeceklerini anlamaya çalışıyorum. İçeride kimlerle çalışacaklarını sadece tahmin ediyorum. Ortaklığın şeklini, kullanılacak silahı öngörmeye çalışıyorum.
2023 öncesi son büyük tahkimatları yapıyorlar.
Ama yapılan hazırlığı görüyorum.İzliyorum. Nasıl ortam oluşturulduğunu, hangi çevreler üzerinden psikolojik yıkım yürütüldüğünü, yalan ve kurgu senaryolarının nasıl ve kimler tarafından üretilip servis edildiğini, içeriden kurulan siyasi partiler cephesinin bu çerçevede nasıl kullanıldığını, o siyasi liderlerin bu senaryoları nasıl pazarladığını görüyorum.
Bunlar muhalefet partilerinin çelişkileri değil, bir hazırlığın işaretleri. Bunlar siyasi partilerle terör örgütleri arasında kurulan cephe ortaklığının somut delilleri. Bunlar, 2023 öncesi son büyük saldırının tahkimatlarını yapıyorlar.
ABD, İsrail istihbaratı DEAŞ’a nokta hedefler verip tanklarımızı vurdu.
Bu güne kadar yaptıkları saldırılarla; hem içeride darbe yapmaya, iç çatışma çıkarmaya, ülkenin vatanseverlerini tasfiye etmeye giriştiler, hem de acımasız terör saldırıları yapıp binlerce insanımızın canına kıydılar.
Suriye’nin kuzeyindeki operasyonlarda DEAŞ’a nokta hedefler verip tanklarımızı vurdular, askerlerimizi şehit ettiler. Bunu yapan ABD/İsrail istihbaratıydı. Bunu yapan 15 Temmuz’un patronlarıydı. ABD, İsrail ve BAE, DEAŞ üzerinden Türkiye’yi vuruyorlardı.
PKK’yı, YPG’yi söylemeye bile gerek yok. Onlar Türkiye’ye karşı terörün, cinayetin, katliamın, insanlık suçlarının her çeşidini işlediler. PKK ve YPG, on yıllardır Türkiye’ye karşı kullandıkları, bir nevi Haçlı saldırılarının ileri tetikçileri oldu.
FETÖ savcılarının dosyaları ile yine Dubai’den saldırıyorlar.
FETÖ üzerinden 15 Temmuz’da yüzlerce insanımızı şehit ettiler, Meclis’imizi bombaladılar. İnsanlarımızı kurşuna dizdiler. Tankların altında ezdiler. Suikastlar düzenlediler, iç istikrarsızlık için sistematik terör uyguladılar. Milletimizin inançlarını sarstılar, zihinlerini kararttılar, Türkiye inancına, düşüncesine çok ağır darbeler vurdular.
Sedat Peker’in açıkladığı videolardaki bütün iddialar, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbelerini yapmak için, FETÖ’nün ABD ve İsrail istihbaratı adına hazırladığı kurgu dosyalardır. İsrail istihbaratının ellerine verdiği listelere göre soruşturma dosyaları hazırlayanlar, FETÖ savcılarının dosyaları Peker’in önüne konmuş, yeniden servis ediliyor. Yeni olan hiçbir şey yok.
BAE Erdoğan’a darbe mi yapacak! Bu kurguyu ezbere biliyoruz artık.
Dikkat ederseniz, yayınlar önce Peker’in kişisel hesapları ile başlatıldı. Ardından “Türkiye-terör ortaklığı” teması işlenmeye başlandı. Çok geçmez, FETÖ’nün İran istihbarat iftiraları devreye girer. İsrail’in Selam-Tevhid iddiaları dolaşıma sokulur. Aslında bunların tamamı İsrail istihbaratı tarafından hazırlanmıştı.
Çok geçmez iş PKK’yı desteklemeye, DEAŞ üzerinden yürütülen ABD söylemlerine varır. En son Erdoğan’ı devirmeye, Türkiye’yi durdurmaya ayarlı çokuluslu senaryoya kadar ulaşır. Mesele Peker, mafya değil. Biz çok daha büyük bir kurgunun ikinci adımlarını bekliyoruz.
Bunların tamamı daha önce denendi. Peker Operasyonu başlangıç. Ardından ne gelecek onu bekliyoruz. Yeni ne deneyecekler onu bekliyoruz.
60 bin TIR dolusu silaha neden tek cümle etmediniz!
Dikkat edin;
PKK’ya 60 bin TIR dolusu silah veren, Türkiye sınırlarında devletten devlete savaş hazırlıkları yapan ABD ve İsrail için tek kelime etmezler. Afrin’de PKK’yı yöneten, Fırat Kalkanı’nda DEAŞ’ı yöneten ABD’li komutanlar hakkında hiçbir şey demezler.
Suriye ve Irak’ın kuzeyinde Türkiye’yi çevrelemek için cepheler inşa eden, NATO standartlarında, her biri binlerce kişilik orduyu donatacak mühimmat depoları yapan ABD ve İsrail için bir şey demezler.
Hadi bunlara karşı çıkın… Ortaya atılın. Görelim sizi!
Bizi Doğu Akdeniz’den, Ege’den sıkıştıran Batılı ittifaka karşı tek söz etmezler. Yunanistan’dan, Adalar’dan Balkan ülkelerine kadar, Karadeniz kıyısına kadar Türkiye’ye karşı askeri üs kuranlara, sınırlarımızın sıfır noktasına yığınak yapmaya çalışanlara tek söz etmezler.
Ege’de karşımıza dikilen Yunanistan’a, Akdeniz’de karşımıza dikilen Fransa’ya, Karabağ’da Ermenistan’a, Suriye ve Irak’tan Türkiye’yi vuran ABD ve İsrail’e tek kelime etmezler.
Türkiye’nin her mücadelesinde niye karşı cephede yer aldınız?
Nedense kullandıkları bu tipler, bazen FETÖ olur, bazen DEAŞ olur, bazen PKK/YPG olur, bazen mafya olur, bazen içerideki siyasi muhalefet olur, bazen “muhafazakâr muhalefet” olur, bütün açıklama, iddia ve iftiraları ile Türkiye’yi vururlar.
İstanbul’un fethinden haz almazlar, Taksim’e cami yapılır çamur atarlar, Ayasofya açılır küçümserler, Türkiye’yi 21. yüzyıl dünyasının merkezine taşıyan büyük projelerle dalga geçerler, dünyanın gıpta ile baktığı büyük jeopolitik zaferlerde Türkiye’nin karşısında olurlar.
Türkiye dokunulmazlığı kırmızı çizginiz değil mi?
Bütün bunlar arasındaki koordinasyon, tek merkezlilik, aynı hedefe yönelme sizi rahatsız etmiyor mu? Bütün bunlar olurken, Türkiye savunması, Türkiye’nin dokunulmazlığı, büyük Türkiye düşüncesi, Türkiye’nin en üst siyasi kimlik olması bizim hareket noktamız olmayacak mı?
Bu ülkeyi istihbarat aparatlarının, kullanışlı aptalların, siyasi hınç ve intikam hissinden başka önceliği olmayanların insafına bırakmaya gönlümüz razı olacak mı?
Biz, yüzlerce yıl bu sınavlardan geçtik..
Yüzlerce yıl bu sınavlardan geçtik. Selçuklu’da, Osmanlı’da, coğrafyanın her karış toprağında aynı sınavı ve aynı mücadeleyi verdik. Bir kez daha veriyoruz. Durduğumuz yer, yüzlerce yıllık siyasi genetikten başka neresi olabilir?
ABD ekseni mi? AB ekseni mi? İsrail öncelikleri mi? Türkiye’ye karşı bir terör örgütü gibi hareket eden BAE mi?
Hele ki, 21. yüzyıl dünyası yeniden kurulurken, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra ilk kez ayağa kalktığımız, ilk kez coğrafyadaki Batılı sömürge düzenini sarstığımız bir dönemde, ellerimizi kırmak, zihinlerimizi felç etmek isteyenlere teslim mi olacağız?
Üçüncü büyük kuruluş bu! ‘Son savunma’ saldırıdır..!
Asla…
15 Temmuz’dan sonra onların her saldırısında daha da büyüdük. Daha uzaklara ulaştık. Daha şaşırtıcı güç biriktirdik. Şoka uğradılar. Dışarıdan ve içeriden gelecek, (hepsi tek bir proje) yeni saldırılarda Türkiye çok daha büyük bir akıl ve güç sıçraması yapacak.
Son büyük saldırılar yapılıyor. Son büyük savunma veriliyor. Bu sefer savunma saldırıdır! Coğrafyamızda “üçüncü büyük kuruluş” inşa ediliyor. Bunu tersine çevirmek imkânsız. Dünyanın bu haliyle, büyük güç kaymalarıyla bu imkânsız.
Evet, yeni bir saldırıya, müdahaleye hazırlanıyorlar. Denemedikleri ne kaldı? Daha ne deneyecekler? 15 Temmuz’da, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana ilk kez Türkiye’ye dışarıdan, açık saldırı yapıldı. Bundan ötesi var mı?
İşgal orduları mı çağıracaksınız? Dünya şok edici güçle tanışacak.
Anadolu’yu işgale mi girişecekler? Güneyden, Akdeniz’den, Ege’den saldırıya mı başlayacaklar? İçeriden mi saldıracaklar? İstanbul’a Amerikan ordusu, işgal orduları mı çağıracaklar?
Neyi deneyecekler?
Ne yaparlarsa yapsınlar, hepsi ters tepecek. Sonuç başarısızlıklarıyla kalmayacak. Türkiye’nin karşı operasyonu onlarınkinden çok daha geniş bir alana yayılacak.
Avrupa sınırlarından Afrika kıyılarına, Karadeniz’den Hint Okyanusu’na kadar adım atılmadık, dokunulmadık hiçbir yer kalmayacak.
Dünya, şaşırtıcı, şok edici bir gücün yükselişine tanık olacak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları












































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021