İbrahim Karagül
Bugün Bayram… Bugün “kurban” günü. Bugün hayatınızda bir şeyleri feda etme, edebilme günü. Bu dünyaya ait neleri feda edebileceğimizi sorgulama, muhasebe etme günü..
Nelerin aslında değerli, nelerin aslında gözlerimizi boyayanşeyler olduğunu bir kez daha düşünme, hayat eksenimizi bir kez daha kurma günü. Aklımızı, zihnimizi, vicdanımızı, kalbimizi yoklama günü. Bir insanın verebileceği en ağır sınavı verenİbrahim’i hatırlayıp, bizim o ağırlığın ne kadarına dayanabileceğimizi tartma günü..
Biz Anadolu’nun küçük köylerinden geldik. Hiçbir iddiası olmayan, sadece insan olmak, ayakta kalmak, Müslüman olmak, evlatlarına bir şeyler vermek, nasırlı elleriyle kazandıklarını onlara ayırmak isteyen ana babaların çocukları olarak, yoksulluklarla, yoksunluklarla, çoğu zaman yalnızlıklarla mücadele ettik.
Okuma yazma bilmeyen ama her gece teheccüd namazlarına kalkan anaların dualarını kuşanıp yola çıkarıldık. Kabe’nin etrafında dönerken yaptığınız o içli dualarla ayakta kaldık.
Yıllar geçti.. Hep mücadele ettik. Bazen coşkuyla, bazen hüzünle, bazen kırgınlıklarla bazen büyük öfkelerle yol yürüdük. Açgözlü olmadık, sonradan görme olmadık, hep kanaati, vefayı, omuz omuza mücadeleyi önceledik.
Biliyorduk ki; bu vatanın, bu ülkenin, bu toprakların bize verdiklerini bir gün geri ödeyeceğiz. Bir gün o vefayı, fedakârlığı göstereceğiz, o imtihanla karşı karşıya kalacağız.
Yıllar sonra baktık ki, dünyanın en büyük sermayesini biriktirmiş, en “zengini” olmuşuz: Bir bilinç, bir kimlik, bir vatan sevgisi, bir ülke hasreti ile, bitmez tükenmez bir mücadele coşkusu ile donanmışız. Dünyaya kafa tutacak hale gelmişiz.
Bu bir hesap değildi, kurgulanmamıştı, planlanmamıştı. Bu kaderdi ve bizler o kaderin yolcuları olarak yıllarca hazırlanmıştık, eğitilmiştik, yetiştirilmiştik.
Vatan deyince, memleket deyince içiniz titriyorsa, gözleriniz yaşarıyorsa, bir hasret sizi sarıyorsa, bir yangın alevleniyorsa, geceleri uykusuz kalıyorsanız, bu topraklara, tarihe, kendinize, geçmişinize, dininize borcunuzu ödüyorsunuz, gerektiğinde can kurban etmeye hazırsınız, şehitlere vefanızı gösteriyorsunuz demektir.
İşte o zaman, sahip olduklarınız, değerli olduğunu sandıklarınız gözünüzde küçülüp gider. İhtiraslarınız, koşuşturmalarınız, fevrilikleriniz anlamsızlaşır. Bir dağ gibi yükselirsiniz bu topraklarda.
Kalleşliklere takılmayın, hırslarından kör olmuşlara kapılmayın, dünyanın kendilerine kalacağını sananlara kapılmayın, çirkinliklerine ve çirkefliklerine İslâm’ı kılıf yapanlara aldırmayın. Yüzyıllardır devam eden mücadelenin, bugün yeniden başlayan büyük mücadelenin bir cephesi de siz olmuşsunuzdur artık.
Varmak istediğimiz yer, bizi ulaştırmak istedikleri yer zaten burasıydı. O küçük köylerden kopup gelişimiz, yürüdüğümüz yol, geldiğimiz yer, sahip olduğumuz kimlik bu amaca yönelikti.
Öyleyse bir büyük mücadele bizi çağırıyor. Türkiye, bu ülke, bu vatan ardı ardına çokuluslu saldırılarla yüzleşiyor, olağanüstü bir direnç gösteriyor. Terörle, iç savaşla, ekonomik kuşatmayladize getirilmek isteniyor. Karşımızda bir büyük cephe, Türkiye’yi yeniden rehin almaya, diz çöktürmeye, küçültüp un ufak etmeye çalışıyor.
İşte bu cepheye karşı yüzyılların siyasi genetiği harekete geçerken çok güçlü bir direnç cephesi oluştu. Artık sadece Türkiye direnişi değil, bir coğrafya mücadelesi veriyoruz. Artık bir “Türkiye Ekseni” var ve bu eksende küresel ölçekte bir “Acımasız Direniş” hattı var.
Bizler, son bin yılda, Anadolu üzerinden bütün coğrafyayı ayağa kaldırmanın yolunu bulduk, yine bulacağız.
Bizler, her büyük kaostan sonra yepyeni yükseliş tarihleri yaptık yine yapacağız.
Bizler, hiçbir zaman eğilmedik, bükülmedik, yalvarmadık, merhamet dileyerek tarih yapmadık, yine öyle yapacağız.
Bizler, bu topraklar üzerinden dünyanın güç denklemini çok değiştirdik, yine değiştireceğiz.
Bizler hep vuruşa vuruşa bu “Son Kale”yi koruduk, yine öyle koruyacağız.
Yumruklarınızı sıkın, öfkenizi diri tutun, ayaklarınızı sağlam basın, hazırlanın.. Yeni bir saldırı dalgası geliyor, bizim için en şiddetli direniş dönemi başlıyor.
Zaten bunu biliyorduk. Bu hesaplaşma olmadan dirilişin olmayacağını biliyorduk. Bunun için hazırlanmıyor muyduk!
Öyleyse hazırız..
Bütün dostların, sevenlerin
Kurban Bayramı’nı kutlarım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021