İbrahim Karagül
Türkiye ve Rusya, Erdoğan ve Putin İdlib’e müdahaleyi, Suriye savaşını yeniden başlatacak çatışmaları dün Soçi’de yaptıkları görüşmeyle durdurdu. Bu, bir zaferdir. Bu, Suriye savaşını yeniden başlatmak isteyenlere en güçlü cevaptır. Bu, dikkatleri İdlib’e çekip Fırat’ın doğusunda harıl harıl başka planlar yapanlara ağır bir darbedir.
Neden, anlatalım..
Suriye’de en büyük kriz, İdlib değil, Fırat’ın doğusudur. Büyük tehlike burasıdır. Türkiye’nin geleceğini hedef alan hazırlık burada yapılmaktadır. Eğer bir gün bölgesel bir “açık” çatışmanın tarafı olacaksak cephe burası olacaktır. Çünkü Türkiye’nin bütünlüğüne saldırı bu bölgeden gelecektir. Çünkü buradaki harita çalışması doğrudan Türkiye’nin toprak bütünlüğünü hedef alan bir planın parçasıdır.
İdlib meselesi, Suriye’de çözüme ulaşılıncaya kadar üçlü bir anlaşma ile çözülmüştür. Türkiye, Rusya, İran arasındaki “çatışmasızlık” anlaşması budur. Bu anlaşmaya rağmen birileri İdlib’e müdahale hazırlığı yapıyor ya da bunu istiyorsa, çatışmaların yeniden yaygınlaşmasını istiyor, Suriye savaşının yeniden başlamasını istiyor demektir.
İdlib’de ve Doğu Akdeniz’de biriken stres, Fırat’ın doğusuna zaman kazandırmak, dikkatleri bu bölgeden uzaklaştırmak içindir. Rusya da, Şam rejimi de, İran da bu yönde çok büyük bir tuzağın içine çekilmekte, ABD’nin örtülü bir oyununa zemin hazırlamaktadır.
İçeride yıkıcı bir akıl zihnimizi bulandırıyor
Fırat’ın doğusunda oluşturulan harita, kuvvetle muhtemel Suriye’nin savaşa sürüklenmesinin ana hedefiydi. Bölge ülkeleri bunu çok geç farketti. Türkiye’nin Suriye politikasındaki bazı sıkıntılar da, aslında o projenin içerideki operasyonel çevrelerin Türkiye’yi, ilgili birimleri bu yönde yönlendirmesinden kaynaklanmıştır.
Çünkü söz konusu planın Türkiye içinde geniş bir destekçi ağı vardır ve bu hiç de ülkemizin milli hedeflerine uygun değildir. Tam aksine “yıkıcı bir akıl”dır. O akıl şimdilerde sessiz görünse de, zamanı geldiğinde yeniden harekete geçirilecektir. Bu açık ve nettir.
ABD ve PKK üzerinden, ülkenin petrol zenginliğini de kapsayacak biçimde, bölgeyi Kuzey Irak’la birleştirmeye ve Akdeniz’e ulaştırmaya dönük çok tehlikeli bir plan uygulanmaktadır.
Harita planının Türkiye ve İran ayağı da vardır
Açık söylüyorum; Türkiye’nin geleceğine dönük en büyük tehdit budur. Söz konusu planı uygulamak için bu ülkede darbe girişimleri, iç çatışma girişimleri bile uygulanmıştır. Bu tehdide karşı gösterilecek çok küçük ihmalkârlıklar, ülkemizin yarınları için bedeli çok ağır sonuçlar doğuracaktır.
Bu plan; Irak, Suriye ve hemen ardından Türkiye ve İran üzerinde uygulanacak çok daha büyük bir “harita”nın ilk aşamasıdır. Öyleyse, Irak’ın kuzeyi ve Suriye’nin kuzeyi ortak bir haritada birleştirildikten sonra haritanın Türkiye ayağı için gerekirse açık savaş, saldırı gibi tehditler önümüze konacaktır. Bunu şimdiden kabul etmek ve ona göre hazırlık yapmak zorunluluktur.
Suriye savaşını aratmayacak yeni bir tehlike yaklaşıyor..
Bu tehdidi hafifletmeye, gözden kaçırmaya dönük her girişim kötü niyetli, bunu yapan her çevre başka bir ajandanın temsilcisidir. Söz konusu harita ne kadar ertelenebilirse bu tehlike de ertelenmiş olacak, ne kadar engellenebilirse bu tehlike de engellenmiş olacaktır.
Türkiye ve İran için, tabi Irak ve Suriye için de, Şam rejiminden daha büyük bir tehlike buradadır. Bunun ne kadar farkındayız bilmiyorum ama böyle giderse önümüzdeki yıllarda Suriye savaşını aratmayacak krizler patlayacağını kimse sadece bir “ihtimal” olarak görmesin. Bu ülkelerin, zamanla kendi topraklarını da kapsayacak harita için şimdiden harekete geçmeleri, gerekirse ortak ya da birbirinin ayağına basmayacak bir mücadele sergilemeleri gerekmektedir.
Şam rejimi İdlib’i koruyamaz, o harita tamamlanır
Bizim için İdlib Doğu Akdeniz’e açılan kapının kapatılmasıdır. İdlib’deki hassasiyetimiz, Suriye yönetiminin asla engelleyemeyeceği parçalanmanın önüne geçme çabasıdır. Zira İran sınırından başlayan ve Akdeniz’e ulaşan harita Suriye topraklarının üçte birini kapsıyor ve bu ülkeyi paramparça edecek.
Eğer İdlib üzerinden çatışmalar yeniden provoke edilirse, Şam yönetimi buraya hakim olursa, o haritayı planlayanlar İdlib’i ezip geçecek ve haritayı tamamlayacaktır. Ve biz, İdlib’e yerleşen o işgalin bir süre sonra Afrin’e daha sonra da Hatay’a ulaşması ile yüzleşeceğiz.
Bütün coğrafya, işte bu işgale karşı ortak mücadeleye girmeli
Coğrafyanın tamamına bir bütün olarak baktığımız zaman gerçeği görebiliriz. Bir coğrafya perspektifimiz biçimlendiği zaman bu mümkündür. Dar alanlara sıkıştığımız zaman, bizi detaylara sürükleyenler o büyük projeleri dikkatlerimizden kaçıracaktır. Bugüne kadar hep böyle yaptılar ve başarılı da oldular çünkü.
Coğrafyanın bütün unsurları, Türkler, Araplar, İranlılar, her kim bölgenin özgürlüğü ve onurunu istiyorsa bu işgal ve haritaya karşı harekete geçmeli. En büyük mücadele bu işgale karşı yapılmalı. Çünkü geleceğin çok büyük savaşlarının temeli atılıyor, bütün coğrafyayı imha etme planları bu harita üzerinden kurgulanıyor.
Soçi’de anlaşma sağlandı, İdlib müdahalesi önlendi..
Dün Soçi’de yapılan Erdoğan-Putin görüşmesi bütün bölge için son umuttu. İki lider, Suriye üzerinden yürütülen gizli-açık bütün planların farkında çünkü. Türkiye’nin İdlib hassasiyeti Rusya tarafından anlaşılmıştır. Aslında büyük tehlike anlaşılmıştır.
15 Ekim’den itibaren ağır silahlar 15-20 km geri çekilecek. Astana ile ilgili süreç devam edecektir. Suriye birlikleri ve muhalifler arasına bir tampon bölge oluşturulacak, Rusya İdlib’e müdahale yapılmayacağını güvence altında tutacak. İdlib’e müdahale, insani kıyım önlenmiştir. Bu mazlumlar için büyük bir zafer, Fırat’ın doğusunda planlar yapanlar için büyük bir hüsrandır.
Fırat’ın Doğusu masadaydı: Tehlikenin farkında olmak..
Erdoğan ile Putin şimdiye kadar her türlü krizi ikili görüşme ile atlatabilmişti. Yine o oldu. Dünyanın bütün baskılarına, komplolarına rağmen iki lider çok büyük bir krizi yine önledi. Bu büyük bir başarıdır.
Yukarıda dikkat çektiğim Fırat’ın doğusu meselesinin Erdoğan-Putin zirvesinde de masada olduğu görüşme sonrası Erdoğan’ın açıklamalarıyla ortaya koyuldu. Liderlerin büyük tehlike konusunda hemfikir olması, Suriye ve bütün bölge adına umut vericidir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021