İbrahim Kiras
Hem ekonomide hem de dış politikada rasyonellikten ayrılmanın doğurduğu olumsuz sonuçlara ve hususen dış politikayı iç politikaya karıştırmanın sakıncalarına dikkat çekildiğinde verilen cevaplar aşağı yukarı şöyle oluyor:
“Biz dünyaya yeni bir nizam verme mücadelesindeyiz. Türkiye’yi İslam aleminin ve dünyanın lideri yapma mücadelesi bu. Ama aynı zamanda beka mücadelesi... Türkiye iç ve dış düşmanların saldırısı ve kuşatması altında. Bugünkü iktidara destek vermezsek bizi tarih sahnesinden silerler. Esenyurt düşerse Kudüs de düşer, Saraybosna da düşer...”
Hangisini beğenirseniz onu alın. İsterseniz Türkiye’yi dünya lideri yapma anlatısını, isterseniz Türkiye’yi yok olmaktan kurtarma açıklamasını... İsterseniz de mantığın zincirlerinden tamamen kurtularak birbirini tekzip eden bu iki hikâyeyi birleştirerek kullanın. Önemli olan gerçeği bulmak değil yanlışlara gerekçe uydurmak olduktan sonra hangi hikâyeyi anlatacağınızın veya dinleyeceğinizin önemi yok.
Ama şu var: AK Parti 18 yıldır iktidarda ama bu retorik son birkaç yıldır kullanılıyor. Öyleyse “Eski AK Parti” zamanında ya bizi tarih sahnesinden silmek isteyen olmadığı için beka mücadelesi vermek zorunda değildik ya da “Eski AK Parti” Türkiye’yi İslam aleminin ve dünyanın lideri yapma mücadelesi vermiyordu. Ya da üçüncü bir açıklama “Eski AK Parti” zamanında içeride işler az çok yolunda gittiği için ve bu arada Batı dünyasıyla ilişkilerimizde de hiç sorun olmadığı için bu türden savunma hamlelerine veya dikkatleri başka yerlere yöneltme girişimlerine ihtiyaç duyulmadığı şeklinde olabilir.
***
Şimdilerde Mısır’la ilişkilerin yeniden “normalleşmesi” yolunda birtakım çalışmalar sürdürülüyor. Muhakkak ki “Firavun Sisi”ye gün gelip de “Dostum Sisi” dememiz gerektiğinde de birileri bunun gerekçesini temellendirecektir.
Eğri oturalım, doğru konuşalım... Seçim meydanlarında Sisi’ye ağzına geleni söylemek çok işe yaradı. “Firavun Sisi”nin çok ekmeğini yedik. Ama Akdeniz’de en haklı olduğumuz pozisyonu savunmak için bile çevremizde işbirliği yapabileceğimiz hiçbir ülke olmadığını gördüğümüz aşamada Mısır ile aramızdaki bağların ne kadar derin olduğunu hatırladık yeniden. Mısır’ı hâlâ “Firavun Sisi”nin yönetmekte olduğunu unuttuk. Dışişleri’nin “monşer”lerinin kaç zamandır ısrarla önerdikleri ama “seçimler bir geçsin” diyerek ertelenen diplomatik hamle böylece gerçekleştirilmiş oldu.
Şunu da söylemek lazım: Seçim meydanlarındaki “Firavun Sisi” retoriği son tahlilde ne Türkiye’nin uluslararası çıkarlarına hizmet etti ne de Mısırdaki darbenin mağdurlarının bir işine yaradı. Tam aksine, bu lafları Mısır’daki cuntacılar merhum Mursi ve arkadaşlarını “dış güçlerin adamı” olarak suçlamak için malzeme olarak kullandılar.
Keşke darbe mağdurlarının işine yarayacak bir şeyler yapabilmiş olsaydık! Dış politikadaki manevra alanlarımızı iç politika uğruna seçim meydanlarında bu kadar daraltmasaydık.
***
Mısır demişken… Geçenlerde bir vesileyle, mevcut iktidarın Suriye veya Mısır söz konusu olunca “idealist dış politika” yanlısı olup Kırım veya Doğu Türkistan meselesinde “realist” kesilmesinin tutarsızlığına değinmiştim… Bu eleştirime iki türlü tepki geldi. İlki hükümetin burada tutarsız bir yaklaşım göstermediği, çünkü “Kırım ve Doğu Türkistan sınırımızdaki veya bölgemizdeki ülkeler olmadığı için Suriye ve Mısır kadar bizi ilgilendirmediği” şeklinde, ikinci tür tepki ise “Onlar Arap olmadığı için ümmetçi AKP’nin umurunda olmadıkları” şeklindeydi. Her iki açıklamanın da doğru olmadığı ortada. Ulusalcı diye tanımladığımız kesimin sözcülerinin “Arapçılık, ümmetçilik” gibi ofansif kavramlar kullanmaya özen göstererek ileri sürdükleri “iktidarın ideolojik motivasyonla hareket ettiği” görüşü ise bu iktidarın karakteristiğini hâlâ anlayamamış olmalarının sonucu.
Dış politika için idealist, realist gibi terimlerle konuşuyor olsak da mevcut iktidarın siyaset yaklaşımının hem içeride hem dışarıda daima “pragmatist” mahiyette olduğunu, fakat buradaki problemin dış politika konularının iç politikada kullanılmasından kaynaklandığını anlamak gerekiyor.
Doğu Türkistan veya Kırım da iç politikada kullanılabilirdi ama Çin ile Rusya “hayt huyt” edilecek devletler değil… Söz gelimi “Firavun Putin” diye ağız dolusu nutuk atmak “Firavun Sisi” demek kadar kolay değil. Keza Çin’in parası yakın, Doğu Türkistan davası uzak… İşin aslı bu maalesef.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026