İbrahim Kiras
Bir valimizin sosyal medyaya düşen “denetim” görüntüleri herkesi rahatsız etti. Kendisine saygıda kusur ettiğini düşündüğü “vatandaş”a yetkisini kötüye kullanarak “devlet adına” verdiği ceza hepimizi isyan ettirdi. Zaten son zamanlarda yöneticilerimiz ne zaman sokağa çıksalar -orada bir yerde birinin elinde kamera varsa eğer- muhakkak bir skandal yaşanıyor. Çünkü devletin vatandaşla iletişiminde ciddi bir sorun var. Vatandaşın karşısında çoğunlukla saygısız, şefkatsiz, buyurgan bir tavır içinde devlet görevlileri.
Demek ki burada mesele yalnızca kişisel hatalarla ilgili değil. Hatta tek başına yasalarla, mevcut kurallarla veya yürürlükteki sistemle de ilgili sayılmaz. Mesele zihniyetle ilgili. Burada şikâyet ettiğimiz tablonun temel sebebi bizim toplum olarak henüz demokrasinin manasını (milli egemenlik nosyonunu) kavramaya yetecek kadar tecrübe biriktirememiş olmamız.***
Modernite öncesi devletlerde kabaca yöneten ve yönetilen olmak üzere iki sınıf insan olurdu ve bunlar eşit haklara sahip olmazlardı. Tarihî süreçte demokrasi ve eşit vatandaşlık prensipleri gelişti ve hem daha verimli bir yönetime imkân vermesi hem de ahlaki bakımdan daha uygun görülmesi itibarıyla bu prensipler yaygın olarak benimsendi.
Avrupa’da belirli bir zaman diliminde tüccar sınıfının gelişip aristokrasi ve ruhban sınıfı karşısında güçlenmesi ve artık burjuvazi adını alacak olan bu zümrenin “sıradan insanlar olarak” ilk önce yaşadıkları şehirlerin ve bilahare uyruğu oldukları devletlerin yönetiminde söz sahibi olmak istemeleri bugünkü modern ulus devlet modelini ve parlamenter demokrasiyi meydana getirdi.
Aynı veya benzer sosyolojik gelişme merhalelerinden geçmediğimiz için Batı Avrupa’da hâkim hale gelen bu siyasi düzenin ve siyasi zihniyetin dünyanın geri kalanı olarak bizde bir karşılığı olmadı uzun süre. Ancak sözkonusu modelin başarısı görülünce siyasi düzeni “çoban yönetici/sürü tebaa” anlayışının dışına çıkartma arayışı ortaya çıktı.
Ancak, bunun daha çok teorik çerçevede ifadesi bulunan ve aydın çevreyle sınırlı olan bir yaklaşım olduğunu unutmamak lazım. Nitekim 19. yüzyılda Namık Kemal gibi bazı Osmanlı aydınları mevcut siyasi düzenin ve siyaset zihniyetinin artık devleti taşıyamaz hale geldiğini görüp “İslam’daki şura prensibi”ne dayandırarak meşruti yönetim, kanun hakimiyeti ve kuvvetler ayrılığı gibi kurumların tesisini savunurken bu görüşlere çoğu yine yönetici sınıf içinde yer alan bir avuç şehirli aydın teveccüh göstermiş, süreç içinde belli adımlar da atılmış ama toplumun zihniyetinde bu yönde bir dönüşüm gerçekleşmemiştir.
***
Haddizatında Sultan Hamid parlamentoyu feshedip anayasayı askıya aldığında buna ses çıkaran olmamıştır. Bilahare Hamid rejimini yıkılıp ikinci meşrutiyetin tesis edilişinde de halk kitlelerinin payının -Erzurum’dan Selanik’e kadar bir çok şehirde esnaf/tüccar zümrelerin bürokrasiyle işbirliği içinde bu hareketin içinde yer almalarına rağmen- sınırlı olduğunu söylemek gerekir.
Keza cumhuriyet rejiminin de milli mücadeleyi başarıya ulaştırmış olan sivil ve asker bürokrasi kadrolarının eseri olduğu malum. Ahalinin ise büyük kısmının Atatürk’ü “yeni padişah” olarak gördükleri de malum. Atatürk’ten başlayarak bugüne kadarki yöneticilerin de kendilerini öyle gördükleri başka bir hakikat. Çünkü başka bir rol bilmiyoruz biz Türk toplumu olarak. Kadim devirlerin sosyoekonomik şartları içinde şekillenmiş zihniyetimize göre toplumda iki tür insan vardır: Bir kural koyan, iki kurallara uyan. Kural koyanın kuralara uyması, kurallara uymakla mükellef olanın kural koymaya kalkışması sözkonusu değildir.
Meselenin özü galiba burası.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026