Kurtuluş TAYİZ
Sokak hareketlerine yeni şahit olmuyoruz; Kürt sokağı bugüne kadar hep canlıydı. Bu olaylarda az kan dökülmedi; gaz tüfeklerinden atılan kapsüllerin isabet ettiği çok sayıda çocuk hayatını kaybetti. Yaşlılar, kadınlar polis şiddetine maruz kaldı, çok sayıda insan ağır işkenceler görüp tutuklandı. 1990’lardan günümüze kadar dağda, ovada olaylar hep sürdü. OHAL baskısı altında yaşayan Kürtlerin sokağa dökülmesi, ayaklanması kendi içinde bir meşruiyeti taşıyordu. Bu yüzden olsa gerek Kürt sokağının arkasında “gizli” bir el pek aranmadı. Güneydoğu’da olayları yönlendiren “el” her zaman açıktı; ya Kandil ya da demokratik Kürt partileri (DTP veya BDP gibi) bu olayları yönlendiriyordu.
Ancak Türk sokağı, Kürt sokağı kadar sahici değil. Bunun nedeni Türk sokağındaki öfkenin, siyasi manipülasyon ve dezenformasyondan beslenmesi olabilir. Türk sokağı kendi iç dinamikleriyle harekete geçmiyor. İletişim araçları üzerinden yayılan, çarpıtılmış bilgilerle yönlendirilen sokak, haliyle gerçekçi olamıyor. Sokak olaylarının başlama nedenlerine bir bakın; zorlama nedenlerle sokağın hareketlendiği görülüyor. Olayların başlamasına genellikle çarpıtılmış haberler, dedikodular, söylentiler neden oluyor. Gençlerin polisle doğrudan karşı karşıya gelmesi, çatışması amacı güdülüyor.
? ? ?
Bu yüzden son günlerde hareketlenen Türk sokağının arkasında “gizli” bir elin bulunduğunu düşünmeye başladım. Bu süreç Gezi’yle birlikte başladı. Belki Gezi’yi başlatan böyle “gizli” el değildi, ancak sürdüren “gizli” bir el. Kürt sokağı sönünce gizli bir el Türk sokağını ateşlemeye başladı. Sokaklar bir ülkenin istikrarının da göstergesidir. Sokağı ele geçirmeden iktidarı ele geçirmek zordur. İktidarı baskı altına almanın yolu sokaktan geçer.
Yakın siyasi tarihimiz bu açıdan çok zengin. Askerler sokaklarda sol-sağ çatışması, Alevi-Sünni gerginliğini tırmandırarak siyaset kurumunu hep kontrol altına aldılar. Sokağa çıkan gençler elbette kendi kararları ve iradeleriyle sokağa çıkıyor ve çatışıyordu. Ancak onlar sadece büyük oyunun içerisinde küçük oyuncular olarak kaldı. Türk sokağını arkadan yönlendiren hep gizli bir el oldu.
? ? ?
Bugün de sol örgütler üzerinden ve Alevi-Sünni hassasiyetini kaşıyarak sokakları canlı-hareketli tutmaya çalışıyorlar. Eskiden bu işleri Özel Harp Dairesi yapardı. Başlarında askerler bulunurdu. Askeri vesayet sisteminin geriletilmesi üzerine derin devletin bittiğini, etkisinin kalmadığını düşünmeye başladık. Ancak son günlerde sokakların yeniden hareketlenmesi, 12 Eylül öncesi görüntülerin yaşanmaya başlaması, bizlere o “gizli” elin yeniden harekete geçtiğini gösterdi. Taktikler aynı, profesyonel işi. Kendiliğindenlik yok, faaliyetler organizeli. Bu imzayı tanıyoruz. Bildiğimiz kontrgerillanın imzası. Kontrgerillanın sivil unsurlarının Gezi’den sonra uyandırıldığı ve işbaşında olduğu anlaşılıyor. Amaçları Gezi’yle birlikte ateşledikleri kaosu diri tutmak ve mümkünse bunu Kürt sokağına da yaymak. Kürt sokağının çözüm sürecinde bu oyuna geleceklerini sanmıyorum. Çözüm süreci devam ettikçe Kürt sokağı bu oyuna gelmez. KCK veya BDP bile Kürt sokağını Türk sokağıyla öyle kolayca birleştiremez. BDP’nin “Gezi’ye çıkma” çağrısının çok etkili olacağını düşünmüyorum. Çözüm süreci biterse, belki.
? ? ?
Bu nedenle siyasal iktidar, olayların büyümesini engellemek için Türk sokağını dağıtma-bitirme yerine kontrol altına almakla uğraşmalı. Polis şiddetine müsaade etmemeli. Sokağın arkasındaki “gizli” eli açığa çıkarmalı. Ve tabii ki en önemlisi demokratikleşme adımlarına hız verilmeli.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.05.2019
10.05.2019
1.05.2019
22.04.2019
19.04.2019
17.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
11.04.2019
8.02.2019