Mehmet Ali ALÇINKAYA

Mehmet Ali ALÇINKAYA
Mehmet Ali ALÇINKAYA
Tüm Yazıları
Rojava’dan Ortadoğu’ya Ortak Gelecek Çağrısı;
11.01.2026
454

Rojava Teslim Alınamaz…

Rojava teslim alınamaz. Çünkü Rojava, yalnızca bir coğrafya değil; halkların ortak iradesinin, kadın özgürlükçü yaşamın, eşitlik ve dayanışma temelinde inşa edilen demokratik toplum arayışının adıdır. Savaşın, yıkımın ve zorunlu göçün ortasında dahi yaşamı yeniden kurabilen bu deneyim, Ortadoğu halklarına inkâr, tahakküm ve savaş dışında bir geleceğin mümkün olduğunu göstermiştir.

Bugün Rojava’ya ve Halep başta olmak üzere Suriye’nin birçok bölgesine yönelen saldırılar, tekil askeri hamleler değildir. Sivillerin doğrudan hedef alınması, hastanelerin ve yaşam alanlarının sistematik biçimde yok edilmesi, zorla yerinden etme uygulamaları; uluslararası hukuka göre açık savaş suçlarıdır. Bu saldırılar aynı zamanda halkların birlikte ve eşit yaşam iradesine, kadın özgürlüğüne, demokratik topluma ve barış ihtimaline yönelmiş kapsamlı bir kuşatmanın parçasıdır.

Halep’te Savaş Suçu, Rojava’da Demokratik Topluma Kuşatma

Halep’te yaşananlar, Suriye’de on yılı aşkın süredir sürdürülen savaş siyasetinin en ağır ve en çıplak sonuçlarından biridir. Bu savaş, hiçbir halka güvenlik ya da istikrar sunmamış; yıkımı, göçü, yoksulluğu ve siyasal çürümeyi kalıcılaştırmıştır. Halep’te işlenen savaş suçları karşısında sessizlik, yalnızca ahlaki bir çöküş değil; hukuki ve siyasal açıdan da suç ortaklığı anlamına gelmektedir.

Rojava/Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik kuşatma ise bu suç siyasetinin devamıdır. Demokratik toplumun, kadınların öncülüğünde kurulan eşit ve özgür yaşamın hedef alınması tesadüf değildir. Çünkü Rojava deneyimi, Ortadoğu’da halkların kendi kendini yönetebileceğini, farklı kimliklerin eşit ve barış içinde yaşayabileceğini somut olarak ortaya koymuştur.

Kürtlerin Direnişi; Yaşamın, Onurun ve Barışın Savunusu

Bu koşullar altında Kürt halkının ortaya koyduğu direniş, dar anlamda askeri bir karşı koyuş değildir. Bu direniş; yaşamı, onuru, kadın özgürlüğünü ve demokratik toplumu savunma iradesidir. Halep’te ve Rojava’da sürdürülen bu mücadele, uluslararası hukukun tanıdığı meşru savunma hakkının toplumsal ve siyasal ifadesidir.

Kürtlerin direnişine sahip çıkmak;

– Sivillerin yaşam hakkına sahip çıkmaktır,
– Kadınların, çocukların ve emekçilerin geleceğine sahip çıkmaktır,
– Savaş yerine barışı, inkâr yerine tanımayı savunmaktır.
Bu nedenle Kürtlerin direnişi yalnız değildir; olmamalıdır.

Savaşta Israr Değil, Barışta Israr

Artık açık bir gerçek vardır;
Askeri yöntemler çözüm üretmemektedir.
Güvenlikçi politikalar barış getirmemektedir.
Gerilim, yalnızca yeni gerilimler doğurmaktadır.

Gerçek güvenlik; diyalogla, adaletle, karşılıklı tanımayla ve siyasal çözümle mümkündür. Günümüz dünyasında güç, yalnızca silahlarla değil; ikna kabiliyeti, diplomatik esneklik ve uzlaşı üretme yeteneğiyle ölçülmektedir. Halep’te işlenen savaş suçları ve Rojava’ya yönelik saldırılar, savaşta ısrarın nasıl bir insani ve siyasal yıkım yarattığını açık biçimde ortaya koymaktadır.

Türkiye’nin Sorumluluğu ve Barışın Zorunluluğu

Türkiye, 911 kilometrelik sınırı, tarihsel ve toplumsal bağları nedeniyle bu sürecin dışında değildir. Aksine, bu krizin sonuçlarını en yakıcı biçimde yaşayan ülkelerden biridir. Bu nedenle Türkiye açısından stratejik öncelik; askeri ve güvenlikçi politikaları derinleştirmek değil, sahip olduğu siyasal ve diplomatik nüfuzu barışın inşası için kullanmak olmalıdır.

Rojava ve Suriye’de kalıcı barış; Türkiye’nin güvenliği, toplumsal huzuru ve bölgesel konumu açısından bir tercih değil, zorunluluktur. Savaşın sürmesi; göçü, ekonomik krizi ve toplumsal gerilimi büyütmekten başka bir sonuç üretmemektedir. Güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüş ancak barışın kurumsallaşmasıyla mümkündür.

Uluslararası Sorumluluk ve Dayanışma Çağrısı

Halep’te işlenen savaş suçları karşısında “tarafsızlık” mümkün değildir. Uluslararası kurumlar, insan hakları örgütleri ve demokratik kamuoyu; suçların belgelenmesi, faillerin teşhir edilmesi ve yargılanması için sorumluluk almak zorundadır. Aksi halde cezasızlık, yeni suçların önünü açacaktır.

Buradan tüm halklara, kadınlara, emekçilere, gençlere; demokratik kitle örgütlerine, sendikalara ve sivil toplum kuruluşlarına çağrımızdır.

Sessiz kalmayın.

Savaşı normalleştirmeyin.
Barışı ertelemeyin.
Rojava ile dayanışmayı büyütün, Halep’te işlenen suçlara karşı ses yükseltin.

Son Söz; Ortak Gelecek Barışla Kurulacak

Rojava teslim alınamaz; çünkü halk iradesi teslim alınamaz.
Demokratik toplum yenilmez; çünkü eşitlik ve özgürlük bastırılamaz.
Bir kez daha yüksek sesle ilan ediyoruz:
Halep’te savaş suçu işleniyor.
Kürtlerin direnişi meşrudur ve yalnız değildir.
Savaş değil barış, inkâr değil tanıma, yıkım değil yaşam kazanacaktır.
Rojava’dan Ortadoğu’ya uzanan ortak gelecek, ancak barışla ve demokratik toplumla kurulacaktır.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar