Mehmet Ali ALÇINKAYA
Abdullah Öcalan: Kürt–Türk Halkı Birbirini Yok Etme Tuzağına Düşmemelidir...
Kürt ve Türk halkları, tarihsel olarak aynı coğrafyada yaşamış; kültürel, toplumsal ve ekonomik bağlarla iç içe geçmiş iki halktır. Yüzyıllara yayılan bu ortak yaşam, inkâr, baskı ve çatışma politikaları nedeniyle derin yaralar almış olsa da halklar arasındaki kader ortaklığını ortadan kaldırmamıştır. Sayın Abdullah Öcalan’ın vurguladığı temel gerçek şudur: Kürt–Türk ilişkilerinde yaşanan kriz, halkların doğasından değil; demokratik olmayan, tekçi ve inkârcı siyasal sistemlerden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle halkların birbirini yok etmeye sürüklenmesi, tehlikeli bir tarihsel tuzaktır.
Sayın Abdullah Öcalan’a göre Kürt sorunu, askeri ya da güvenlikçi yöntemlerle çözülebilecek bir sorun değildir. Bu sorun ancak demokratik siyaset, eşit yurttaşlık ve halkların özgür iradesine dayalı bir çözüm perspektifiyle aşılabilir. Kürt sorununun demokratik çözümü mümkündür ve bu çözüm, yalnızca Türkiye için değil; savaşlar, krizler ve otoriter rejimlerle kuşatılmış Ortadoğu için de model olabilecek bir nitelik taşımaktadır.
Bu demokratik çözüm perspektifinin somutlaştığı en önemli örneklerden biri Rojava’dır. Rojava’da geliştirilen toplumsal model; halkların eşitliği, yerel demokrasi, kadın özgürlüğü ve farklı kimliklerin bir arada yaşama iradesi temelinde şekillenmiştir. Ortadoğu’nun savaş, mezhepçilik ve baskı sarmalı içinde olduğu bir dönemde Rojava, karanlığa karşı yakılmış bir umut ışığı olarak öne çıkmaktadır. Bu deneyim, Sayın Abdullah Öcalan’ın savunduğu demokratik toplum ve demokratik ulus anlayışının pratikte mümkün olduğunu göstermektedir.
Milliyetçi ve şoven politikalar, savaş dili ve kutuplaştırıcı söylemler, Kürt ve Türk halklarını karşı karşıya getirmekte; ortak yaşam zeminini tahrip etmektedir. Oysa Sayın Abdullah Öcalan’ın savunduğu demokratik çözüm modeli, halkları ayrıştırmayı değil; farklı kimliklerin eşit, özgür ve gönüllü birlikteliğini esas almaktadır. Rojava pratiği, ulus-devletçi çatışma anlayışına karşı halkların ortak ve demokratik yaşamının mümkün olduğunu somut biçimde ortaya koymaktadır.
Ortadoğu’da yaşanan etnik ve mezhepsel çatışmalar, merkeziyetçi ve otoriter yönetimlerin yarattığı yapısal krizlerin ürünüdür. Rojava’da inşa edilmeye çalışılan demokratik sistem; halkların kendi kendini yönetme iradesine, toplumsal katılıma ve kadınların öncü rolüne dayanarak bu krizlere güçlü bir alternatif sunmaktadır. Bu yönüyle Rojava, yalnızca Kürt halkı için değil; bölgedeki tüm halklar için umut verici bir deneyimdir.
Kürt ve Türk halklarının karşı karşıya getirilmesi, en çok emekçilerin, yoksulların ve kadınların bedel ödemesine yol açmaktadır. Sayın Abdullah Öcalan’ın “birbirini yok etme tuzağı” olarak tanımladığı bu süreç, halkların değil; savaş ve kriz politikalarından beslenen güçlerin çıkarınadır. Rojava’da ortaya çıkan dayanışmacı ve demokratik toplumsal yapı ise, halkların ortak geleceğinin barış temelinde kurulabileceğini göstermektedir.
Sayın Abdullah Öcalan’ın çözüm perspektifi; ayrılığı değil, zorla dayatılan birlikteliği değil; gönüllü, eşit ve demokratik bir ortak yaşamı savunur. Kürt halkının özgürlük talebi ile Türk halkının demokrasi mücadelesi birbirinden ayrı düşünülemez. Rojava deneyimi, bu iki mücadelenin birleştiği noktada halkların birlikte ve özgür yaşayabileceğinin güçlü bir kanıtıdır.
Sonuç olarak Sayın Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu demokratik çözüm yaklaşımı, yalnızca bir soruna dair öneri değil; Ortadoğu’nun karanlık ve çatışmalı düzenine karşı geliştirilen tarihsel bir alternatiftir. Rojava, bu alternatifin somutlaşmış halidir ve karanlığa karşı yakılmış bir umut ışığıdır. Kürt ve Türk halkları, kendilerine dayatılan düşmanlık politikalarını reddedip demokratik çözüm iradesinde buluştuklarında; barış, eşitlik ve özgürlük bu coğrafyada gerçek bir gelecek haline gelebilir. Halkların kardeşliği, bu geleceğin en güçlü teminatıdır.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Enternasyonalist Gençler; Zulmün Olduğu Yerde Direniş de Var...
1.02.2026 - "Kürt–Türk Halkı Birbirini Yok Etme Tuzağına Düşmemelidir..."
29.01.2026 - Rojava Devrimi Tüm Dünya ve Kürdistan’ın Devrimidir...
27.01.2026 - Sessizlik Tarafsızlık Değil, Suç Ortaklığıdır; Rojava Savunulmalıdır..
24.01.2026 - Direnişin Örgüleri: Rojava Devrimi ve Kadın Özgürlükçü Paradigma...
23.01.2026 - Gün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit...
20.01.2026 - Kalıcı Birliğin Demokratik Temelleri; Eşitlik, Özgür İrade ve Ortak Yaşam...
18.01.2026 - Rojava ve Halep’e Yönelik Saldırılara Sessizlik, Bu Suça Ortak Olmaktır...
15.01.2026 - Rojava’dan Ortadoğu’ya Ortak Gelecek Çağrısı;
11.01.2026 - "Demirtaş’a Verilen Hapis Cezası, Barış Umuduna Darbedir"... BARIŞ HEMEN ŞİMDİ !
7.01.2026
Yazarlar
-
Mensur AkgünTrump’ı anlama kılavuzu… 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİEmekliler gazı Demirtaş’la Öcalan neyi beklesin? 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanTürk hukukunu cahiliye hukuku ile mukayese etmek aklınızdan geçti mi hiç… 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolBahçeli’nin tavrı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA“Anadolu Huzura, Öcalan Umuda, Ahmet’ler Makama, Demirtaş Yuvasına Dönünceye Kadar Kararlılığımız Ne 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciKaçılan ülke ve pahalı ülke 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT71 YIL ÖNCE… 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENİki ateş arasında İran halkı 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRErdoğan rahatsız olunca ortaya çıkan rahatsızlık… 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZCHP’nin sıra dışı Kürt Konferansı’nın düşündürdükleri 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTarihin dönüm noktasındayız: ABD geriliyor… 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANYeni Anayasa denilince tüylerim diken diken oluyor 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURCHP çözüm sürecinde AK Parti’ye nasıl gol attı? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSiyasi davalarla CHP ‘up’, Cumhur İttifakı ‘down’ 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞBİZ YOKSULLAŞIYORUZ, ANKARA ZENGİNLEŞTİĞİMİZİ SÖYLÜYOR… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluArtık çözümün hızlanmasına mani bir hal var mı? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye’nin yeni ruh hali: Kırılgan ve yapay denge toplumu 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları



























Koçero
İlk önce aynı yola revan olanların bir ağacın gövdesinde beslenen aynı amaca hizmet eden, ama farklı yollarda gidenler tek vücut olmalı. Çünkü aynı ortak gövdede besleniyoruz. Bu birliktelik sağlandıktan sonra diğer halklarla ortaklaşmalı. Hep tek taraflı, yaşasın halkların kardeşliği deniliyor. Her seferinde zülme uğrayanda barış diyenler oluyor.