Mehmet Ali ALÇINKAYA

Mehmet Ali ALÇINKAYA
Mehmet Ali ALÇINKAYA
Tüm Yazıları
“Anadolu Huzura, Öcalan Umuda, Ahmet’ler Makama, Demirtaş Yuvasına Dönünceye Kadar Kararlılığımız Nettir."..
4.02.2026
53

Siyasal Sorumluluk, Çerçeve Yasa ve Demokratik Normalleşmenin Zorunluluğu;

03/02/2026 Salı günü gerçekleştirilen grup toplantısında Sayın Devlet Bahçeli tarafından yapılan konuşma, “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmet’ler makama, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararlılığımız nettir” ifadesiyle, Türkiye’de uzun süredir dolaylı biçimde yürütülen tartışmaları açık bir siyasal zemine taşımıştır. Bu çıkış, özellikle sürecin muhatabının kim olduğu sorusuna net bir yanıt vermesi bakımından dikkat çekicidir.

Konuşmada kullanılan ifadeler, meselenin artık soyut değerlendirmeler ya da karşılıklı açıklamalar düzeyinde ele alınamayacağını; doğrudan iktidarın yasama ve yürütme sorumluluğunu işaret eden bir çerçeveye kavuşturulması gerektiğini ortaya koymuştur. Bu yönüyle söz konusu konuşma, yalnızca bir siyasi tutum beyanı değil; Meclis’i ve hükümeti bağlayan somut bir sorumluluk alanını tarif eden siyasal bir eşik niteliği taşımaktadır.

Bahçeli’nin konuşmasında dolaylı biçimde açılan temel başlıklardan biri, sürecin hukuki zemininin oluşturulması gerekliliğidir. Bu noktada öne çıkan çerçeve yasa ihtiyacı, kişisel ya da dönemsel açıklamaların ötesinde, demokratik normalleşmenin kurumsal güvencelere kavuşturulması anlamına gelmektedir. Çerçeve yasa; sürecin amacını, kapsamını, ilkelerini ve sınırlarını belirleyen; yetki, görev ve sorumlulukları açık biçimde tanımlayan; uygulama takvimini ve denetim mekanizmalarını düzenleyen temel bir yasal metin niteliği taşır. Böyle bir düzenleme, süreci keyfiliğe, belirsizliğe ya da siyasal konjonktüre bağlı olmaktan çıkararak hukuk devleti ilkeleri içinde yürütülebilir kılar.

Çerçeve yasanın içeriği; barış ve demokratik normalleşme sürecinin hangi ilkelere dayanacağını, hangi kurumların hangi yetkilerle sürece dâhil olacağını ve Meclis denetiminin nasıl işletileceğini açık biçimde ortaya koymalıdır. Aynı zamanda bu yasa; insan hakları, adil yargılanma, ifade ve örgütlenme özgürlüğü, siyasal katılım hakkı ve özel yaşamın korunması gibi temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasını esas almalı; uygulamada eşitliği ve öngörülebilirliği sağlayacak bağlayıcı hükümler içermelidir. Bu yönüyle çerçeve yasa, yalnızca teknik bir düzenleme değil; demokratik barışın hukuki omurgası işlevini görecek temel bir araçtır.

Bu bağlamda Devlet Bahçeli’nin grup konuşması, tartışmayı niyet beyanları düzeyinden çıkararak “siyasal sorumluluk” ve “yasal zorunluluk” eksenine oturtması bakımından önem taşımaktadır. Konuşmanın işaret ettiği temel gerçek açıktır: Sürecin muhatabı iktidardır ve bu muhataplık ancak Meclis’in yasama iradesiyle somutlaşabilir. Çerçeve yasa çıkarılmadan yapılacak her açıklama, toplumsal beklentiyi artırmaktan öteye geçmeyecek; kalıcı, güvenilir ve kurumsal bir demokratik normalleşme zemini oluşturamayacaktır.

Güncel siyasal tartışmaların geldiği aşama, açıklamaların artık yeterli olmadığını; somut, bağlayıcı ve denetlenebilir adımların zorunlu hâle geldiğini göstermektedir. Bu çerçevede “Bahçeli’nin söylediklerinin muhatabı iktidardır” değerlendirmesi, tartışmanın yönünü söylem alanından siyasal sorumluluk ve icra alanına taşımaktadır. Siyasal beyanlar, ancak yürütme ve yasama organlarının somut uygulamalarıyla anlam kazanır; aksi hâlde toplumsal beklenti ile siyasal pratik arasındaki mesafe daha da derinleşir.

Demokratik normalleşme, söylemlerle değil; açık siyasal sorumluluk, bağlayıcı hukuki düzenlemeler ve etkin bir Meclis iradesiyle mümkün olabilir. Grup toplantısında yapılan konuşma, sürecin muhatabını netleştirirken, Meclis’i merkezine alan kurumsal bir çözüm yolunu da görünür kılmıştır. Çerçeve yasa ihtiyacı, bu bağlamda yalnızca teknik bir gereklilik değil; hukuk devleti ilkesinin ve demokratik barışın zorunlu bir koşulu olarak öne çıkmaktadır.

Kalıcı ve güvenilir bir demokratik normalleşme için atılması gereken adımlar açıktır: Sürecin açık hedeflerle tanımlanması, yetki ve sorumlulukların yasayla belirlenmesi, uygulamanın şeffaf biçimde takvimlendirilmesi ve Meclis denetiminin etkin biçimde işletilmesi. İnsan hakları ve temel özgürlükler alanında yapılacak düzenlemeler, belirli kesimlere yönelik ayrıcalıklar olarak değil; Türkiye’de demokratik düzenin bütününü güçlendiren yapısal adımlar olarak ele alınmalıdır.

Sonuç olarak bu başlık altında ifade edilen kararlılık; şiddet dışı, hukuki ve demokratik bir ısrarı temsil etmektedir. Açıklamaların muhatabının iktidar olduğu gerçeği, sürecin başarısı açısından belirleyicidir. Meclis’in gecikmeksizin yasama iradesini ortaya koyması; toplumsal güvenin yeniden tesis edilmesi, hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi ve demokratik barışın kalıcı hâle gelmesi açısından tarihsel bir sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar