Mehmet Ali ALÇINKAYA

Mehmet Ali ALÇINKAYA
Mehmet Ali ALÇINKAYA
Tüm Yazıları
Sayın Devlet Bahçeli’nin Gündeme Taşıdığı “Umut İlkesi” ve  Sayın Abdullah Öcalan...
7.02.2026
448

Barışçıl Çözüm, Demokratik Toplum ve Demokratik Cumhuriyetin İnşası
Türkiye’nin siyasal gündemi uzun süredir yapay kutuplaşmalar ve güvenlik merkezli tartışmalar etrafında şekillenirken, Kürt sorunu gibi yapısal bir mesele bilinçli biçimde çözümsüzlüğe terk edilmiştir. Oysa Kürt sorunu, yalnızca bir kimlik ya da güvenlik başlığı değil; Türkiye’nin demokratikleşme kapasitesini, hukuk devleti iddiasını ve toplumsal barış potansiyelini doğrudan belirleyen tarihsel bir meseledir. Bu bağlamda Sayın Devlet Bahçeli’nin Sayın Abdullah Öcalan için “Umut İlkesi”ni yeniden gündeme taşıması, basit bir siyasi çıkıştan öte, devlet aklında yaşanan tıkanmanın ve yeni arayışların bir yansıması olarak ele alınmalıdır.

Umut İlkesi; Hukuki Bir Kavramdan Siyasal Bir Eşiğe

Umut İlkesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının dahi insan onuruyla bağdaşır biçimde gözden geçirilebilir olması gerektiğini ifade eden temel bir ilkedir. Bu yaklaşım, tutsağın yalnızca cezalandırılan bir nesne olarak değil, topluma yeniden kazandırılabilecek bir özne olarak kabul eder.
Türkiye açısından Umut İlkesinin önemi, ceza infaz hukukunun sınırlarını aşmaktadır. Sayın Abdullah Öcalan’a uygulanan mutlak tecrit rejimi, yıllardır hukuki olmaktan çok siyasal bir tercih olarak sürdürülmüş; bu tercih, Kürt sorununun barışçıl çözüm imkânlarını tıkayan başlıca engellerden biri haline gelmiştir. Umut İlkesinin yeniden gündeme gelmesi, bu siyasal kilitlenmenin sürdürülemezliğinin dolaylı bir kabulü niteliğindedir.

Güncel Siyasal Konjonktür ve Devletin Arayışı

Türkiye bugün; derinleşen ekonomik kriz, bölgesel savaşlar, Ortadoğu’da değişen dengeler ve iç siyasette büyüyen meşruiyet sorunlarıyla karşı karşıyadır. Suriye’de Kürtlerin kazandığı statü, Ortadoğu’da demokratik toplum arayışlarının bastırılamaması ve Türkiye’de toplumsal muhalefetin sürekliliği, inkâr ve bastırmaya dayalı politikaların etkisizliğini açık biçimde ortaya koymaktadır.
Bu koşullar altında Umut İlkesinin yeniden tartışmaya açılması, devletin çatışmayı yönetme kapasitesinin zayıfladığını; buna karşılık barışı yönetmeye dair bir zorunlulukla yüz yüze kalındığını göstermektedir. Ancak bu durum, ilkesel bir dönüşümle desteklenmediği sürece, yalnızca geçici ve taktik bir hamle olarak kalma riskini de taşımaktadır.

Kürt Sorunu; Demokratik Toplumun Anahtarı

Kürt sorunu, demokratik toplumun inşasında belirleyici bir eşiktir. Kürt halkının inkârı üzerine kurulu bir siyasal düzenin, diğer toplumsal kesimler için gerçek bir demokrasi üretmesi mümkün değildir. Basın özgürlüğünden kadın mücadelesine, emek hareketinden yerel demokrasiye kadar yaşanan tüm baskı alanları, Kürt sorunundaki çözümsüzlükle doğrudan bağlantılıdır.
Bu nedenle Umut İlkesi tartışması, bireysel bir af ya da ceza indirimi meselesi olarak ele alınamaz. Aksine bu ilke, toplumsal barışın ve demokratik siyasetin önünü açabilecek yapısal bir dönüşümün hukuki başlangıç noktası olarak değerlendirilmelidir.

Sayın Abdullah Öcalan ve Demokratik Çözüm Perspektifi

Sayın Abdullah Öcalan’ın Kürt sorununun çözümündeki rolü, ideolojik tercihlerden bağımsız olarak, somut siyasal gerçeklikler temelinde ele alınmalıdır. Geçmiş deneyimler, diyalog ve müzakere zeminlerinin güçlendiği dönemlerde çatışmanın gerilediğini; umut, siyasal istikrar ve toplumsal katılımın arttığını açık biçimde göstermiştir.
Umut İlkesinin hayata geçirilmesi, Sayın Öcalan’ın yalnızca hukuki statüsünü değil, çözüm iradesinin yeniden görünür hale gelmesini de mümkün kılacaktır. Tecridin kaldırılması, iletişim kanallarının açılması ve siyasal müzakerenin meşru zemine taşınması, barışçıl çözümün vazgeçilmez unsurlarıdır.

Demokratik Cumhuriyet; Çözümün Siyasal Çerçevesi

Kürt sorununun kalıcı çözümü, mevcut tekçi ve merkeziyetçi devlet anlayışının sınırlarını aşan bir Demokratik Cumhuriyet perspektifini zorunlu kılmaktadır. Demokratik Cumhuriyet; tek kimlik dayatması yerine çoğulcu yurttaşlığı, merkezi tahakküm yerine yerel demokrasiyi, güvenlikçi yaklaşım yerine siyasal katılımı esas alır.
Bu çerçevede;
Kürt halkının dil, kimlik ve siyasal haklarının tanınması,
Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi,
Siyasal tutukluluk rejiminin sona erdirilmesi,
İfade ve örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alınması,
Hukukun evrensel normlarla uyumlu hale getirilmesi
Demokratik Cumhuriyetin temel unsurlarıdır.
Umut İlkesi, bu bütünlüklü dönüşümün hukuki eşiklerinden biri olarak ele alındığında gerçek anlamını bulacaktır.

Çözüm Bir Siyasal Tercihtir

Sayın Devlet Bahçeli’nin Umut İlkesini gündeme taşıması, Kürt sorununun çözümsüzlükle yönetilemeyeceğinin açık bir göstergesidir. Ancak bu farkındalık, gerçek bir barış ve demokrasi iradesine dönüşmediği sürece tarihsel bir fırsat heba edilmiş olacaktır.
Türkiye’nin önünde iki yol bulunmaktadır: Ya inkâr ve baskı politikalarında ısrar edilerek kriz derinleştirilecek ya da barışçıl çözüm, demokratik toplum ve demokratik cumhuriyet yönünde cesur ve kalıcı bir adım atılacaktır. Umut İlkesi, bu ikinci yolun başlangıcı olabilir. Ancak umut, yalnızca söylemle değil; samimi bir siyasal irade ve toplumsal katılımla gerçeğe dönüşebilir.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar