Mehmet TIRAŞ

UÇAKTA AĞIR TÜRBÜLANS…
30.03.2026
38

Dünyanın tek gündemi de savaş…

Nasıl olmasın?

ABD İRAN İSRAİL savaşının başlaması ile dünya yangın yerine döndü.

Savaştan sonra Petrol fiyatlarındaki artış dünya piyasalarını ve insanların yaşamlarını alt-üst etti.

Tüm ürünlere zam olarak yansımaları da daha yeni başladı.

Tüm dünya tedirginlik içinde.

Savaş kısa sürede bitmez ise, sürecin küresel ekonomik krize dönüşeceği aşikâr.

Bizim gibi kırılgan ekonomisi olan ülkelerde endişe kendini fazlasıyla gösterdi bile.

Petrol fiyatlarının yükselmesiyle altın çakılırken vatandaşlar altına ve dövize hücum ettiler.

Kuyumcularda gram altın ve çeyrek altın kalmadı.

Döviz bürolarında da döviz kalmadı.

Kuyumcular ve döviz büroları geçici olarak dükkânlarını kapatmak zorunda kaldılar.

Kuyumculara ve döviz bürolarına vatandaşın hücum etmesi TL’den kaçışın bir göstergesidir.

TL dünyada tüm para birimleri karşısında değer kaybederken, vatandaşta tasarruflarını altın ve dövize yatırır oldu.

Savaştan sonra ülke gündemini belirlemek ve fiyatlar kontrol etmek neredeyse imkânsız hale geldi.

Akaryakıta yapılan astronomik zamlar yağmur sağanağına dönüştü.

Çarşı- Pazar deyim yerindeyse alev alev…

Maydanozun demeti 30 Lira,yeşil soğanın demeti 60 lira,kıvırcığın tanesi 50 Lira, domatesin kilosu 100 lira, sivri kıl biberin kilosu ise 250-300 liradan alıcı buluyor.

Fiyat istikrarı diye de bir şey kalmadı.

Gıda enflasyonunda dünya da üçüncü sıraya yerleşmişiz de haberimiz yok.

İş insanlarından o klişe ”önümüzü göremiyoruz” lafını duymaya başladık.

Bazı fabrikaların kapandığı kısıtlı olan yabancı sermayenin ise ülkeyi hızla terk etmeye başladığı haberlerini dinliyor veya okuyoruz.

Türk-İş Şubat Ayı 2026 yılında  dört kişilik bir ailenin açlık  sınırı 32 bin 365 TL’ye,yoksulluk sınırının ise 105 bin TL’ye çıktığını açıkladı.

Asgari ücret ise 28 bin 100 lira olarak yerinde sayıyor.

Açlık ve derin yoksulluk kendini ülkenin Başkentinde  hazin bir şekilde gösterdi;insanlar  “6 liralık ucuz bayat ekmek” almak için  kuyruğa giriyorlar.

Motorinin litresine bir hafta da 11 lira zam yaparak 81 liraya çıkarttılar.

İki gün sonra da motorinin litresini 3 lira indirime giderek 78 liraya düşürdüler.

Yakıt fiyatları tahterevalli oynuyor.

Buğdayın borsa da an itibarıyla kilogramı 12-13 lira, düşünün ki bir buğday üreticisi bir litre motorin almak için 6 kilogram buğday satacak ve ancak bir litre motorin alacak.

Akaryakıt zamları vatandaşın alım gücünü olumsuz etkilerken,siyasal iktidar vatandaşa sabır ve şükür etmeye çağırıyor.

Kamudaki savurganlığı hatırlattığınızda ise şahsım devletin sahibi “devlette itibardan tasarruf olmaz” diyor.

Kamuda imza yetkisi olan her kişinin bir makam aracı bir de makam şoförü var

Kamu da toplam makam araç sasısı 125 bin.

AB üyesi ülkelerden ve Japonya’dan fazla.

Dünyanın üçüncü ve dördüncü ekonomisine sahip Almanya’nın makam araç sayısı 11 bin, Japonya’nın makam araç sayısı ise 12 bin.

Savaştan sonra açlık ve derin yoksulluğun tablosu böyle görünürken…

Ya siyasette neler oluyor?

Ülke gündemi; “çiçeği burnunda Adalet Bakanı Akın Gürlek’in devasa  mal varlığı”,”yargı bağımsızlığı” ve “Terörsüz Türkiye” ülkenin değişmez gündemi olmaya devam ediyor.

Son yapılan kamuoyu araştırmalarında yargıya olan güvenin yüzde 24’e düştüğü.

Dört kişiden üçü yargının bağımsız olmadığına inanıyor.

AKP iktidarında 2 milyon kişi terör örgütü üyesi olmakla yargılanmış, inanılır gibi değil.

2025 yılı itibarı ile cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü sayısı ise 403 bin kişiye çıkmış.

Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek son bir ayda 2 bin kişinin daha tutuklandığını açıkladı.

Bu tutuklananlar arasında Gazetecilerden Alican Uludağ ve İsmail Arı’da var.

Suçları ise; “kamuda yapılan yolsuzlukları haber yapmaları.”

Yaptıkları haberlerle güya toplumu yanlış bilgilendiriyorlarmış.

Adalet bakanı malvarlığını açıklayıp iddiaları çürütüp topluma örnek olması gerekirken;sürekli savunma yapıyor, dokunulmazlık zırhına sığınıyor.

Tapu kayıtlarını sızdıran memurların ortaya çıkartılıp tutuklanmasını istiyor.

Meğer bakanların mal varlığını ifşa etmek devlet sırrı kapsamına giriyormuş onu da yeni öğrendik.

İktidarın eski Adalet Bakanlarından  Abdülhamit Gül, yeni Bakan Akın Gürlek’e itibar suikastı yapılıyor demiyor mu?

İnsan cevap verecek söz bulamıyor.

Adalet bakanı Gürlek  Türkiye de ilk defa AYM kararını yok sayan ve öncülük eden bir hakim.

Nasıl adalet dağıtacak insanın aklı almıyor.

Akın Gürlek  görülen İBB davası için asrın yolsuzluk davası diyor, bu yargıya açıkça müdahale olmuyor mu?

Siyasal iktidarın Terörsüz Türkiye politikasını anlayan varsa  bir adım öne çıksın, demekten insan kendini alamıyor.

Muhalefet partilerinden  Seçilmiş belediye başkanlarının  tutuklandığı,siyasi iradenin yok sayıldığı ,kayyımların sürdüğü, gazetecilik yapanların hapse atıldığı,hak arayanların anayasal haklarının tanınmadığı bu süreçte, ülke gittikçe daha hızlı dağılıyor.

Her makul soru cevapsız kalıyor.

Siyasallaşmış yargı yolu ile hukukun boğulduğu bir ülkede; terörsüz Türkiye politikası nasıl yürüyecek?

Demokratikleşme olmadan iç cephe nasıl güçlendirilecek,toplumsal sorunlar nasıl çözülecek?

Terörsüz Türkiye süreci başlayalı iki yıla yaklaşıyor  ama elle tutulur gözle görülür ortada bir şey yok.

Birde son Newroz kutlamalarında terör örgütü lehine slogan attılar diye otuza yakın kişi tutuklandı.

İktidar olarak siz ayalardır tutuklu PKK’lılara af çıkartmak için, Abdullah Öcalan ile pazarlık yapmıyor musunuz?

Kusura bakmayın ama siz ne yaptığınızın farkında bile değilsiniz.

 Ya Ankara’nın dış politikada ki açmazına ne demeli.

Türkiye’nin de içinde olduğu, medyanın üzerinde fazla durmadığı, muhalefetin de üstüne gitmediği bir konuya dikkat çekeceğiz.

Kimler kimleri destekliyor kadere bak.

19 Mart 2026 Tarihinde Suudi Arabistan’ın başkenti “Riyad”da;Türkiye,Katar,Azerbaycan,Bahreyn,Mısır,Ürdün,Küveyt,Lübnan,Pakistan,Suudi Arabistan,Suriye  ve Birleşik Emirliklerinden oluşan 12 İslam  ülkesinin   Dışişleri Bakanları İran’ın  kendilerine saldırılarını ve İsrail’in İran’a saldırılarına ilişkin olarak bir bakanlar toplantısı gerçekleştirildi.”

Toplantı sonrası, 12 ülkenin Dışişleri Bakanları ortak bir bildir yayınladılar:

İran ve İsrail’i kınandılar. Ama İran’da kız çocuklarının gittiği okulu bombalayan ve 168 kız çocuğunu katleden ve savaş suçu işlemekten çekinmeyen ABD’yi ve Trump’ı kınamadıkları gibi, ima bile etmediler.”

Bu toplantıdan çıkan ortak sonuç bildirgesini Ankara “ Dış İşleri Bakanlığının web sayfasına koymamış.”

Utandığınız ve arkasında duramadığınız bir bildiriye niye imza atıyorsunuz?

Ne kadar acı bir durum değil mi?

Bunlar ancak Muz Cumhuriyetlerinde olur.

Dikkat ederseniz Türkiye’de iktidar yetkilileri  ABD’ye karşı bu savaşta ağızlarından olumsuz bir söz kaçırmamak için, canlı yayınlara çıkmıyorlar sadece yazılı açıklama yapıyorlar.

Kimler kimlerle beraber oluyor kadere bak.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar