Mehmet TIRAŞ
Çok yakıcı bazı toplumsal sorunları satır başlarıyla hatırlatarak başlayalım:
Toplum da 60 milyon insan açlık ve yoksullukla boğuşurken.
Ülkenin en varlıklı 4 milyon kişisi milli gelirin yüzde 48’ni alırken.
Çalışan nüfusun yarısı asgari ücrete talim ederken.
11 milyon işçi kaçak çalışırken.
16 Milyon emekli asgari ücretin altında 23 bin Lira,5 milyon emekli de 20 bin lira ile geçinirken.
Geniş tabanlı işsizlik yüzde 23’lerde seyrederken.
5 Milyon kişi çöpten beslenirken, bir eli yağda bir eli balda olanlar da var.
“Ayrıcalıklı” bir avuç arasında saltanat içinde yaşamlarını sürdüren, bir de sözde “Sivil toplum başkanları” var…
Hemen anımsayacaksınız…
Çünkü aşağıdaki sıralanan kimi kuruluşlarının başkanları ortalama kesintisiz;”25 yıldır başkanlık yapıyorlar.”
Bu örgütler siyasal iktidarlara biat ederken, devleti kutsayan, ideolojisini savunan ve temsil ettikleri örgütlerin adeta başına çökmüş kişilerden oluşuyor.
Güç kimde ise onla iş tutan “Eşit vatandaşlık hukukunu yok sayan” yaş ortalamaları 75 olan bu kişileri daha yakından tek tek tanıyalım:
-Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu(TESK) Başkanı Bedevi Palandöken kesintisiz 36 yıldır başkanlık yapıyor.
-Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği(TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu kesintisiz 25 yıldır başkan.
-Türkiye Ziraat Odaları Başkanlığı (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar Aralıksız 23 yıldır başkanlıkta bulunuyor.
-HAK-İŞ Başkanı Mahmut Arslan 25 yıldan bu yana Başkan.
- Tüm Emekliler Derneği (TÜED) diye bir dernek var; kesintisiz 25 yıldır Başkanlığını Kazım Ergün yapıyor.
-Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın 11 yıldan bu yana başkan.
-TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay’da 11 yıldan beri Başkanlık yapıyor.
“Başkanlar” başında bulundukları yerleri, şirketleri gibi yönetiyorlar ve gidecek gibi de görünmüyorlar.
“Başkanlar” buraları değişmez geçim kapıları olarak kabullenmişler.
Mevcut sistemden şikâyetçi olmadıkları gibi, sistemin en sadık güvenilir savunucuları durumundalar.
Siyasal iktidarlardan ve devletten alıkları destekle ülkenin demokratikleşmesi karşısında, toplumsal tepkileri önlemek için; bu tepkilere karşı birer dalga kıranlık görevi yapıyorlar.
Siz bu örgütlerin toplumsal sorunlar ve ülkenin demokratikleşmesi konusunda bir açıklamasını ve tepki gösterdiğini duydunuz mu?
Ülkede yaşayan insanların “refahı ve özgürlükleri” için Türkiye AB içerisinde yer almalı, diye bir dertleri yoktur.
Çünkü AB bu kurumların başına çöreklenenler için “çok kötü” bir örnek…
AB üyesi ülkelerde böyle bir sivil toplum anlayışı yok.
Bu kişiler sorunları bilirler ama sağır ve dilsiz rolü oynarlar.
Yıllardır orada nasıl “Mıh” gibi duruyorlar?
İnsan merak ediyor değil mi?
Çünkü mevcut delege yapısı değişmedikçe, bu kişileri örgüt içinde muhalif olanların bunları kolay kolay değiştiremezler…
Neden mi?
Çünkü delegeleri kendileri belirliyor.
On binlerce üyeleri var ama üç yüz beş yüz delege ile seçim yapıyorlar.
İktidara gelen hükümetlerle karşı karşıya gelmedikleri sürece ”Başkanlık” dönemleri de, kaplumbağa kadar ömürleri uzun oluyor.
Keyiflerine göre temsil ettikleri kurumları, üye aidatlarını çarçur ederek ve şaşalı hayatlar yaşayarak yönetiyorlar.
Ne kadar huzur hakkı ve ikramiye alıyorlar kamuoyu bilmez.
Temsil ettikleri örgütler birer holding gibi devasa mal varlıklarına sahipler.
Otelleri,sosyal tesisleri ve misafirhaneleri ve lüks makam araçları var.
Buralar Nepotizmin en yaygın uygulandığı ve istihdam edildiği yerlerdir.
Bu örgütleri yeniden yapılandırmak ve başına çökenleri değiştirmek için; delege sitemi mutlaka değiştirilmeli ve demokratik bir yapıya kavuşturulmalı.
Delege sistemi üyelerin önünde bir duvar gibi engel.
Ayrıca…
Yönetimde bulunmayı iki dönemle sınırlanması gerekiyor.
İşveren örgütleri bile bunu yapıyor…
Örneğin TÜSİAD modeli, yönetimde kalmayı iki dönemle sınırlandırmışlar.
Demokrasi ve Hukuk bunlara yabancı kavramlardır.
Yargının bağımsız ve tarafsız olması.
Yargı kararlarının uygulanmaması.
Seçmen iradesinin yok sayılması, seçilmişlerin yerine kayyımlar atanması.
Bir yıldır muhalefet ülkenin dört bir yanında binlerce insan “hak-hukuk adalet” diye sokakları aşındırırken.
Bu eylemler ve sorunlar karşısında bunların ağızlarını bıçak açmaz “üç maymunu oynarlar.”
Ara sıra bir basın açıklaması yaparlar, eğer açıklamaları medyanın gündemine girerse;Saray’a çağrılıp bunlara yemek ikram edilir,canlı yayınlarda kameralar karşısında Partili Cumhurbaşkanına övgüler yağdırırlar, ilkelerinin de arkasında durmazlar.
Ardından şahsım devletinin sahibi konuşmasını bitirince, avuçları şişene kadar ayakta alkışlarlar.
Medya bu örgütlerin olumlu veya olumsuz üzerine hiç gitmez.
Gitmemeleri de toplumsal bir sorunu negatif veya pozitif gündeme getirmemeleri olsa gerek.
Yeri gelmişken hatırlatayım, Memur sendikalarının sendikaya ödemeleri gereken aidatları devlet ödüyor.
Böyle bir sivil toplum örgütü olur mu?
Hak-iş iktidar yanlısı bir işçi konfederasyonu.
İşçilerin ve emeklilerin geçinemedikleri üzerine sık sık açıklama yapar.
Kongrelerine katılan partili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, delegeler koro halinde Erdoğan nerede işçiler orada diye, ayakta slogan atarak karşılarlar.
Hak-iş bu ucube Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine destek veren bir konfederasyon.
Ucube sisteme geçeli sekiz yıl oldu ve bir tane toplumsal sorun çözülmedi.
Türk-İş 1952 yılından bu yana,Türkiye’nin en kıdemli bir işçi örgütü olmanın yanında, en fazla işçi üye sayısına da sahip bir konfederasyon.
Bugüne kadar Türk-iş üretimden gelen gücünü ve örgütsel potansiyelini toplumun “refahı ve özgürlükleri” için hiçbir zaman mücadele etmemiş ve etmiyor da.
12 Eylül askeri darbesinde askerlerin kurdurduğu Bülent Ulusu hükümetine Türk-iş,Genel sekreteri Sadık Şide’yi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak verdi.
Bazı Türk-iş’e bağlı sendikalar MGK’na baş vurarak;işçilerin parasını Mehmetçik vakfına bağış yapmak için sıraya girdiklerinde, başta DİSK olmak üzere askeri darbelere karşı olan sendika başkanları ise, zindanlarda idamla yargılanıyorlardı.
Hatta Sadık Şide MGK toplantısında darbe başı Kenan Evren’e DİSK’in mal varlığının “çocuk esirgeme kurumuna devredilmesini önerir” ama; generaller biz ülke yönetimine el koyduk ama yargı kararı olmadan, böylesi bir karara asla baş vurmayız diye karşı çıkarlar.
Dikkat ederseniz en çok da bu son dönemlerde bu kuruluşların açıklamalarını siyasiler hiç itibar etmiyorlar.
Çünkü, ülke sorunları üzerine eleştirisel düşünsel bir görüşleri yoktur ve top çevirirler.
Kendi tabanları olan üyelerinde ve kamuoyunda da saygınlıkları yok
Bunlar evrensel sivil toplum tanımlamasının uzaktan ve yakından da hiçbir benzerlikleri yok ama…
Bizde bunlara “sivil toplum örgütleri” deniyor.
Yazarlar
-
Akın ÖZÇEREmeklide CHP in, Cumhur İttifakı out 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİİsmet Özel: Bir dava adamının aktif nihilizmi 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞTÜRK USÜLÜ “SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ…” 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm yolunda duygusal kırılmalar… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezKayıt dışı ekonominin büyüklüğü 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALDış politikada yeni motto: Yurtta barış, dünyada barış, Suriye’de savaş… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYalnız kalabalıklar, dijitalleştikçe daralan güven çemberi, kaleye dönüşen aile: Toplum, kopan bağla 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan‘Terörsüz Türkiye’nin yolunu kesen bilmediğimiz birileri mi var? 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞ“Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır”, öyle mi? 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’yi savcılar ve yargıçlar mı yönetiyor? Benim kimi seçeceğime mahkeme mi karar verecek? 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR“Abdi, Savunma Bakan yardımcılığı için isim verdi. ‘Terörsüz Türkiye’ ismi dahil güncellenebilir” 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünNihayet önemli biri ‘Kral Çıplak’ dedi… 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAlla curda başladı alla turca bitecek 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyamızın nereye gittiğini merak edenlere… 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKSahadaki “kazanımların” ötesini görebilmek 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUTürkiye’de değişim meselesi 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasDar kimlikler, geniş kimlikler, daha geniş kimlikler 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANKürtlerin elinde kalan “kağıt bir kepçe" mi? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİCHP ile AK Parti’nin kültür barışı 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARNedir bu Birleşik Arap Emirlikleri? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYASessizlik Tarafsızlık Değil, Suç Ortaklığıdır; Rojava Savunulmalıdır.. 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“10 bin liraya bir adam”… 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAğlamaya hakkı olmayanlar 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRROJAVA'YA SALDIRIYA HAYIR! 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYargının röntgeni 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciEskiden bir aile 337 liraya doyuyordu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
17.11.2025