Mustafa Karaalioğlu
Sekiz yıldır ekonomik kriz içinde olan ve bu süre zarfında defalarca “Tamam, şimdi hallediyoruz” vaadine rağmen krizden çıkamayan bir ülke, yapmaması gereken ne varsa yapmaya devam ediyor. En başta da siyasi mühendislik üzerinden serbest seçim rekabetini önleyici işleri yapıyor. Hatta hiçbir şeye odaklanmadığı kadar buna odaklanıyor.
“Siyasi yasak” veya dava yoluyla tasfiye gibi çağdışı bir gelenek var bu ülkede. Bir yanda ülkenin devasa sorunları öte yanda bu sorunları çözme iddiası taşıyanı sistemin dışında tutmak yanlışı… İstanbul Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu ile arkadaşlardı hapiste. İstanbul gibi en zor yerde birkaç kez seçim kazanmış genç bir liderden söz ediyoruz. Oylarını da artırarak sandıktan peş peşe çıkması toplumun onu benimsediğinin ve daha büyük görevler için ona şansını deneme kredisi verdiğinin bir göstergesidir. Ama İmamoğlu ve kadrosuna ülke meseleleri hakkında çözümlerini paylaşmak ve elini taşın altına koymak yasak. Siyasi başarısı dramatik şekilde siyasi engeli haline geliyor…
Düşünün… Ekonomiden üretime, yargıdan eğitime, sosyal krizlerden dış politikaya kadar bütün alanlar problemli olacak ama bunlar için çözüm iddiası olanlar siyasi yasak baskısı altında tutulacak…
Eksik rekabetin olduğu bir model, herhangi bir temel meselenin çözümsüzlüğünün garantisidir. Mesela, ekonomide iyileşme bekleyemezsiniz. Nitekim, koskoca bir ülkenin en parlak ekonomi hedefinin yüzde 30 enflasyon olması da bunu gösteriyor. 20 küsür sene sonra gelip gelebildiğimiz nokta burasıdır. Çünkü toplumu seçeneksiz bıraktıktan sonra orada anlamlı hedef koyamazsınız “Ne yüzde 30 enflasyonu, ne yüksek faizi, ne asgarinin asgarisi ücreti?” diye soranı susturunca başka netice alamazsınız.
Eğitimde, tarımda, üretimde veya hariciyede de alamazsınız…
Yolsuzlukla, yozlaşmayla, sosyal gerilimle ya da uyuşturucuyla, depremle mücadelede de…
Siyasi rekabet yoksa, fikirler özgürce yarışamıyorsa bütün alanlar ve hedefler sahipsiz demektir.
Türkiye’nin temel meselelerini ölçen tablolar ve istatistikler bunu açıkça söylüyor. Zaten artık olup biteni anlamak için istatistiğe de ihtiyaç yoktur.
Bir ülke aynı anda hem dünyanın en kötü hukuk sistemlerinden birine, hem en kötü ifade hürriyeti tablosuna sahipse… Birlikte yola çıktığı bütün ekonomiler başını alıp gitmişken hala yerinde sayıyorsa… Bir yandan OECD’de en kötü eğitim kalitesiyle yaşıyorsa… İhraç ürünleri Avrupa’dan en çok geri çevrilen ülkeyse… Hatta taksi şoförleri turistlerden en çok şikayet alıyorsa… Bütün bunların sıradan sebepleri olamaz. Orada işler yolunda gitmiyordur.
Yapılması gereken ise yasaklamalar, hapisler değil siyasi rekabeti güçlendirmek; herkese eteğindeki taşı dökme imkanı tanımak ve fikirde, vizyonda yarışı temin etmektir. Bundan gayrısı herhangi bir mesele için çıkmaz yoldur ve kaybedilen her dakika daha kötüye gidiş demektir.
Türkiye şu anda, örgütlü/örgütsüz, politik/apolitik, muhalif /muvafık bütün unsurların kendisini serbestçe ifade etmesine ve serbestçe yarışmasına hava gibi su gibi muhtaçtır. Devasa sorunlarla uğraşan ve bazıları sahipsizlikten semirmekte olan bir ülkenin yapması gereken hukuku rahat bırakıp demokrasinin önündeki engelleri kaldırmaktır. Zira, Türkiye’nin tek doğal kaynağı millet iradesi ve seçmenin serbest tercihidir. Bu zenginlikten mahrum kalmanın neticesi ise fakirlik, huzursuzluk ve umutsuzluktur.
Yazarlar
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUCHP ve Özel buna hazır olmalıydı 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENMuhafazakârlar ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
10.01.2026
25.12.2025
22.12.2025
20.12.2025