Mustafa Karaalioğlu
Suriye’de birkaç gün içinde SDG merkezinde yaşanan gelişmeler birçok önemli problemi birden çözmeye yetti. En başta, içinde YPG’nin bulunduğu ama birçok Arap aşiret ve grubuyla hacim kazanmış olan büyük bir koalisyonu dağıttı. Sadece YPG kaldı ve onlar da eğer anlaşma son anda bir kez daha bozulmazsa Kürtlerin yaşadığı bölgelerle sınırlı bir alana çekilmiş oldular.
Suriye yönetimi iktidarını ve otoritesini pekiştirdi… Bunu henüz bütün bölgelerde tam olarak sağlamış olmasalar da merkezi otoritenin dışında kalan en geniş sahayı kendilerine bağladılar.
YPG/SDG birkaç yıldır hükmettikleri ama büyük çoğunluğunu Arapların oluşturduğu yerlerden çekilmek zorunda kaldı. Harita hızlıca değişti. Ancak, haritada kaybetseler de 60 yıllık Baas rejimi boyunca sahip olmadıkları vatandaşlık, kimlik, dil ve eğitim haklarını kazandılar. Böylelikle Suriye’de Kürt varlığını inkar dönemi yeni Cumhurbaşkanı Şara ile birlikte resmen bitmiş oldu. Sadece kültürel haklar değil. Valilik, bakan yardımcılığı ve merkezi yönetimde çeşitli üst düzey bürokratik görevler için de kontenjanlar verildi.
Bütün bunları Suriyeli Kürtlerin kazanımı olarak görmek gerekiyor. Ancak, YPG/SDG’nin birkaç gün içinde yaşadığı hayalkırıklığı; yani ABD tarafından terkedilip kendi kaderleriyle başbaşa bırakılmaları herşeyin önüne geçti. 10 Mart Mutabakatı’nı yetersiz bulup uygulamıyorlardı, şimdi daha azını vaadeden 18 Ocak anlaşmasına razı oldular.
Bu noktada biraz duralım… Birkaç gün öncesine kadar SDG’ye atfedilen güç ile bugün ortayla çıkan tablo arasındaki uçurumu konuşalım. Hem bizim hükümetin ve kamuoyunun nezdinde hem de bölgede SDG, Amerika ile İsrail tarafından desteklenen ve bazı tahminlere göre 50 bin ile 100 bin arasında askere sahip güçlü bir yapı olarak biliniyordu. Çözüm sürecine dahil olup olmaması hayati öneme sahipti. İsrail, bölgedeki radikal unsurlara karşı mutlaka ama mutlaka onların seküler kimlikleri nedeniyle bir denge olarak Suriye içinde özerk olmasını sağlayacaktı, vs. Üzerine bir de Suriye yönetiminin ciddi bir orduya sahip olmadığı neredeyse kesin bilgi gibi kabul ediliyordu.
Bütün analizler, bilgiler ve komplo teorileri fiyaskoyla sonuçlandı. Bunların hiçbirisi olmadığı gibi işaretleri dahi görülmedi. Ne sahada askeri bir güç ve direnç ne ABD desteği ne de İsrail’e atfedilen büyük oyun kuruculuk!
Bir haftadır yaşananlar, dış politika analizi ve retoriğinde savrulmamın hangi boyutlara varabildiğini gösterdi. Bunu bir kenara not edelim.
Elbette şimdi en önemli mesele çözüm sürecinde bir duygusal kırılma yaşanmasını önlemek ve Türkiye için bu tarihi fırsat penceresini açık tutabilmektir. Bir anlamda sürecin en duygusal ve kırılgan aşamasına geçmiş bulunuyoruz. Ankara’nın sadece ülke içindekiler değil bölgedeki bütün Kürtler için himayeci olması yeni aşamayı yönetmenin olmazsa olmaz şartıdır. Ve elbette süreci hızlandırmanın, mesaiyi artırmanın da zamanıdır. Ne kadar uzarsa o kadar risk olacağını biliyoruz artık.
Ne son yaşananlar ne de PKK ya da SDG’nin gerilemesi tek başına başarı değildir. Başarı ve zafer sürecin mutlak bir çözümle tamamlanmasıdır. Çözüm de herkesin kendisini iyi hissedeceği ve ortak bir gelecek duygusu taşıyacağı bir noktaya ulaşmaktır.
Yazarlar
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDemokrasilerde “Taban İstilası” 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart’ın Direniş Ruhu ile Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’na Çağrı... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURTürkiye’nin en etkili hava savunma sistemi… 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanBiz Türkiye’yiz, ‘Büyük ülke’ masalı bizde böyle yazılır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş nasıl ve ne zaman bitecek? 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBüyük işgal projesi ve İran 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENİnsanlık Trump’ı durdurmalı 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUSavaş ne zaman biter? 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKutsal haydut! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanOrtaçağ karanlığına bir adım daha yaklaşmak 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİNATO’dan çıkmamakla iyi mi etmişiz? 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜçüncü dünya savaşı bu mu acaba? 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERİran savaşı ışığında dezenflasyon süreci 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZİran savaşının gölgesinde siyasal tutarsızlık 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçÜniversitenin-akademinin kamusal bir derdi var mıdır? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRİyi ki Güney Afrika ve İspanya var… 6.03.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.02.2026
23.02.2026
12.02.2026
5.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
12.01.2026