Mustafa Karaalioğlu
Dünya zor bir dönemden geçiyor, tespiti kolaylıkla kabul edilen bir cümle haline geldi. Gerçek dünyanın dinamikleri farklı olsa da böyle… Üretim, ticaret, teknoloji, bilim ve sanat belki de bütün zamanların zirvesinde gelişiyor. Küreselleşme, toplumları her saat daha da yakınlaştırıyor. İnsanoğlunun yaratıcı zekası parladıkça parlıyor, her gün yeni bir buluş, gelişme ya da ürün/model hayatımıza giriyor. Toplumların daha fazla refaha ulaşmasının önündeki engeller azalıyor. Her türlü teknoloji en azından belli branşlarda rekabet eşitliğini güçlendiriyor.
Yine de dünyanın zor bir dönemden geçtiğinde hemfikiriz. Çünkü, zaten Çin, Rusya, Hindistan gibi ülkelerin ve onlara özenen irili ufaklı bazı devletlerin despotluk ve otokrasiyle zehirlediği gezegen şimdi Trump Amerikası’nın da aktif hale gelmesiyle eli kulağında yaşanmaz bir hal gelmek üzere…
Bunun bir adım ötesi veya bundan daha kötüsü İkinci Dünya Savaşı yıllarıydı. Trump delirdikçe yeni bir dünya savaşı ihtimali de iştahla konuşulur hale geldi. Ülkesinin sahip olduğu gücün farkında olan ve aynı zamanda o gücü kuralsız kullanmayı politika olarak benimseyen Trump’ın, insanlığı böyle bir felaketi getirme ihtimalinin seçeneklerden birisi olmadığını kimse söyleyemiyor. Sadece güç gösterisi için gece yarısı bir ülkenin liderini evinden alan, aynı anda 5-6 ülkeye birden saldırı tehdidi yağdıran bir liderin yapamayacağı şey kalmadığına artık herkes ikna oldu. Dünyanın kaderi O’nun “ahlaki sınırları”na bağlanmış durumda. Hepimiz de Trump’ın ne kadar yüksek ahlaki değerlere sahip olduğunu biliyoruz!
Buna karşı, Avrupa dahil hala aklı başında olan dünyanın stratejisi ise sürekli saate bakıp durmaktan ibaret… Dört yıl ne zaman geçecek ve Trump gidecek. Ondan daha kötüsü gelemeyeceğine göre, dünyanın dişini sıkıp dört yılın bitmesini beklemekten başka çaresi yok…
Peki, biz ne yapıyoruz bu arada?
Türkiye, gayet istikrarlı şekilde önceki Trump döneminde, sonrasında ve şimdi yeni Trump döneminde istifini hiç bozmadan hukuku ve demokrasiyi geriletmeye devam ediyor. Zamanın ruhuna çok erken yakaladık yani.
Ülkenin en önemli siyasi figürlerinden birisi olan İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve birçok muhalefet belediye başkanı hapiste. Birçok muhalif de çeşitli gerekçelerle aynı yerde… Devasa sorunları olan ülkede, çözüme dair fikri ve iddiası olanlara ağzının payını vermeye devam ediyoruz. Ekonomiden eğitime, üretimden depreme karşı hazırlığa kadar bütün alanlar günü kurtarma planları dışında sahipsiz. Nasıl olsa dünya zor dönemden geçiyor diye, yapanın yanına kar kalıyor diye, kimse kimseye laf söyleyemez diye; biz de kendi zorluklarımızı artırdıkça artıyoruz. Siyasi rekabeti denklemden çıkarıp, muhalefeti ve muhalif sesleri silkelemek gibi yerli-milli bir yolda koştura koştura ilerliyoruz.
Türkiye sanayide, teknolojide ve dijital rekabette gelişemiyor…
Eğitimde, akademide dünyanın en kötü ülkeleri arasında…
İş kazalarında dünya lideri…
Ekonomik kriz sekiz senedir devam ediyor…
Paramız en değersiz paralar arasında, faiz/enflasyon en yüksekler liginde…
Yakın bir vadede deprem olabilir, buna dair bile hazırlığı yok…
Saymakla bitmez büyük problemler canlı kanlı ortada duruyor. Ne kadar “en kötüler listesi” varsa, sektirmeden hepsinde kafaya oynuyoruz.
Bütün bu problemlerin çözümü için öneri ve plan yok, olana da siyaset imkanı yok.
Hal böyleyken dünyanın hangi dönemden geçtiği de umurumuzda değil. Türkiye zaten senelerdir kendi halkına, kendi zor dönem hikayesini anlatarak en değerli zamanlarını heba ediyor. Bir daha geri gelmeyecek zamanlarını…
Yazarlar
-
Mücahit BİLİCİÜniversitenin geleceği 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURTürkiye’nin en iyi giden işi 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERUmut hakkı muhalefeti böler mi? 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezCDS priminin anlattıkları 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALAB üyeliği hayalinden vize kuyruğunda bekleme gerçeğine… 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçTanıl Bora ve 'Cereyanlar'… 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKBir simulacra: “Kürtlerin niye kendi devleti olmamalı?” 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasDindarların ‘ahlak’ problemi 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyanın cehenneme çevrilmesi mi isteniyor; savaş buna yarar… 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUHatırlama: 28 Şubat dönemi… 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm sürecinin Öcalan kanadından son haberler 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYÖcalan’dan ‘Kardeşlik Hukuku’ Çağrısı 28.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolDin ve laiklik 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİİlahi gündemi tatlı da gerçekler acı 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYıkımın eşiğinde yeni bir dünya düzeni 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRLAİKLİK DEMOKRATLIK MIDIR? 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSilâh, siyaset, Öcalan statüsü vs.. 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının 1. Yıldönümü ve Öcalan'ın çağrısı... 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Ekrem avukatını görmesin”… 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kahveciİktidarın ‘seçim argümanı’ ne olur? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANTerörsüz Türkiye’yi neden halka anlatamıyorlar? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO’da tartışma yaratan sunum: ‘Seks sektöründe 100 bin kadın ve kız çalışıyor’ 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENSuriye… Kürtler için acı bir anlaşma… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMKürşat Timuroğlu’nun anısına 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranRojava’da “Gün batımı!” 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞHukukun her alanında gerileyen Türkiye 26.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.02.2026
23.02.2026
12.02.2026
5.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
12.01.2026