Nevzat CİNGİRT

Herkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz
14.02.2026
14

Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifasının ardından ortalık karıştı.

Parti liderliği tartışmasına girmeden önce bu konudaki düşüncemi açıkça ifade edeyim:

Keçiören’de yaşananlar bir “istifa” değildir.

Nezaketle süslenmiş bir açıklama da değildir.

Bu, düpedüz seçmen iradesinin gaspıdır.

Son yerel seçimler öncesinde İYİ Parti’den istifa edip CHP rozetiyle Keçiören Belediye Başkanı seçilen Mesut Özarslan, şimdi de CHP’den istifa etti. Gerekçe hazır: “Kişisel tercihler.”

Peki sandığa giden on binlerce insanın tercihi ne olacak?

Dere geçerken at değiştiren, aldığı oyu cebine koyup başka bir siyasi hatta taşıyan biri; bırakın belediyeciliği, siyasi ahlakın adını bile ağzına alamaz. Çünkü o oy, şahsi bir mülk değildir. Keçiören halkı sandığa giderken, “Bu belediyeyi bu siyasi çizgiye emanet ediyorum” diyerek oy vermiştir. O emanete ihanetin adı istifa olamaz.

Asıl büyük sorun, bu tabloyu mümkün kılan anlayıştadır. Parti aidiyeti olmayan, siyasi geçmişi tamamen kişisel ikbale dayanan isimleri sırf “seçim kazanıyor” diye CHP saflarına dolduranlar bugün hiç mi sorumluluk hissetmiyor? Siyaseti bir tür transfer piyasasına çeviren bu akıl, şimdi mi rahatsız oldu?

Ve gelelim yazının başlığındaki liderlik meselesine…

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile Keçiören Belediye Başkanı arasında geçtiği iddia edilen yazışmalar ortada. Okuyunca insanın aklına tek bir soru geliyor:

Bu mu liderlik?

“Değişim”, “ahlak” ve “demokratik siyaset” iddiasıyla genel başkanlık koltuğuna oturan bir ismin; bir belediye başkanına küfür, hakaret ve tehdit diliyle mesajlar atması kabul edilemez.

“Hırsız”, “şerefsiz”, “alçak köpek”, “karaktersiz”, “elime düşeceksin”, “seni doğuran ana senden utanır”…

Bunlar bir sokak kavgasının değil, iktidara talip bir ana muhalefet partisinin genel başkanına atfedilen sözlerdir.

Üstelik bu mesajların karşı tarafça “bir gün lazım olur” denilerek saklanmış olması da başlı başına ibretliktir. Demek ki parti içinde güven değil, korku; ilke değil, tehdit konuşulmaktadır.

Siyasette sertlik olur, tartışma olur, kopuş olur.

Ama liderlik, sinirle küfretmek değildir.

Liderlik, gücünü hakaretten değil, sözünün ağırlığından alır.

Parti içindeki bütün farklı görüşlere kapsayıcı ve eşit mesafede yaklaşabilmeyi gerektirir.

Küfürle, tehditle, şantaj diliyle yönetilen bir parti, yarın bu ülkeye nasıl bir gelecek vaat edebilir?

Bugün mesele ne yalnızca Mesut Özarslan’dır ne de tek başına Özgür Özel. Bugün tartışılan şey, CHP’nin içine sürüklendiği liderlik krizidir. İlkesiz aday tercihleriyle, denetimsiz güç kullanımıyla, öfkeyle konuşan bir liderlikle bu kriz her geçen gün derinleşmektedir.

Türkiye’de siyasi partiler yasası değişmediği sürece, delegenin oyuyla herkes genel başkan olabilir.

Ama liderlik; fırtınalı denizlerde savrulmak değil, partiyi güvenli bir limana çekebilmektir. Emanete sahip çıkmayı, sözüne hâkim olmayı, herkese eşit mesafede durmayı ve bedel ödemekten kaçmamayı gerektirir.

Ve ne yazık ki Keçiören’de yaşananlar, CHP’de liderlik sorununun kapanmadığını; aksine Özgür Özel’in liderlik yeterliliğinin parti içinde uzun süre tartışılacağını gösteriyor.

Dileğimiz, CHP’nin bu krizi daha fazla yara bere almadan, gerçek bir özeleştiriyle aşabilmesidir.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar