Sevilay YALMAN
Bildiğiniz gibi, bir süredir sessiz olan Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, dün katıldığı bir organizasyonda bu sessizliğini bozdu.
Ve mezun olduğu Kasımpaşa Lisesi’nin geleneksel Pilav Günü’nde yaptığı açıklamalar nedeniyle de dün başta sosyal medya olmak üzere bütün Türkiye’nin gündemine oturdu.
Esasında Yıldırım’ın yaptığı açıklama bir hayli uzun bir açıklamaydı ama kamuoyunun dikkatini nedense en fazla çeken; “Seçimler geride kaldı. Bundan sonra şehrin güzelliği için İstanbul'un marka değerinin yükselmesi için daha yaşanılır bir şehir haline getirilmesi için yapılacak çalışmaları izleyeceğiz, takip edeceğiz. Konumumuz ne olursa olsun elimizden gelen katkıyı sağlayacağız!” ifadeleri oldu.
Ve bu ifadeler üzerinden de; “Binali Bey, YSK’ya itiraz yapılmış dahi olsa İstanbul’da seçim sonucunu kabul ettiğini söylüyor ve bu konunun uzatılmasında da rahatsız olduğunu alenen belli ediyor” yorumları yapıldı.
Açıkçası ben de sadece o ifadeler üzerinden bir yorum yapmaya kalksam kamuoyunda yapılan yorumun benzerini yapardım ama dün kendisi ile yaptığım konuşmada anladığım kadarıyla Binali Yıldırım’ın yapılan yorumdaki gibi bir düşüncesi yok.
Bir kere şunu söyleyeyim… Dün yapmış olduğu ya da daha önceki zamanlarda yapmış olduğu konuşmalarının bir bütün olarak değerlendirilmiş olmamasından dolayı çok şikayetçi Binali Bey.
DEFTER HENÜZ KAPANMADI!
Diyor ki: “İstanbul ile ilgili sonucu kabullendiğim ve o defteri kapattığım yönündeki yargılar kesinlikle doğru değil. Yapmış olduğum açıklamada da gayet net bir biçimde belirttim bunu ama demek ki kendimi tam ifade edememişim.
Bir de senin aracılığınla tekrar edeyim ne düşündüğümü…
Şu anda devam eden bir hukuki süreç var. YSK’nın ne karar vereceğini ne ben biliyorum ne de siz! Bir de benim bir fıtratım var biliyorsunuz. Ben bu sürecin bir öznesi olarak; ‘Binali Yıldırım yargıyı etkilemeye çalışıyor’ gibi bir algının oluşmasını istemediğimden kenarda sakin bir biçimde Yüksek Seçim Kurulu’nun kararını bekliyorum.
Bugün katıldığım organizasyonda da yaptığım konuşma tamamen spontane idi. Önceden belirlenmiş bir konuşma filan değildi.
Konuşmam istendiğinde aralarında beni çok yakından tanıyan sınıf arkadaşlarımın da olduğu insanların meraklarını gidermek adına şunu söyledim.
Beni bilirsiniz… Kaybettiği seçimin sonucunu değiştirmeye çalışacak bir adam değilimdir. Kaybetmiş olsaydım partimin vermiş olduğu hukuki mücadeleye karşı çıkardım hatta ama bu seçim yıllar geçse de soru işaretlerini üzerinden atamayacak bir seçim oldu.
Benim dediğim şuydu orada; ‘Birbirine eşit oy almış iki aday var. Ve bu oyların sadece ve sadece % 10’u sayılıyor ve 850 bin oya tekabül eden bu oylarda 15 bin oy ne hikmetse kaybeden tarafa yani bizim lehimize yeniden kazanılmış oluyor.
Normalde mantık ve matematiksel olarak iptal olan oyların sayımında da kaybedenin de, kazananın da aynı olması gerekirken neden bu farkın oluştuğunun sorgulanması lazım.
Madem iki aday başa baş, neden iptal edilen oyların yeniden sayımında da böyle bir manzara çıkmıyor?
Çok basit bir şey söylüyorum.
Bakın… 8.5 milyon oy içerisinde sadece yüzde 10’u sayıldığında aradaki fark 29 bin 500'den 13 bine iniyor ise, 8.5 milyon oyun sayılması halinde sonuç ne olurdu?
Sonucun değişmemesi mümkün müydü?’
Bir aday olarak bulunduğum ortamda merakları gidermek adına iptal oyların tekrar sayımı ile karşımıza çıkan sayısal tablo nedeniyle bu paradoksa dikkat çektiğim halde kamuoyunda ‘Binali Yıldırım seçimin sonucunu kabullenmiş ve İstanbul'la ilgili defteri kapatmış’ yorumları doğru değil!”
İTTİFAKLAR ETKİLİ OLDU!
Yıldırım’a dünkü açıklamasında dikkat çeken; “Bu seçimin kendi sosyolojisi vardı, kendi şartları vardı. Onun içinde değerlendirilmesi lazım. Seçimde adaylar yarışmadı bunu hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla adaylardan biri kaybetti, biri kazandı diye değerlendirmek de çok sağlıklı olmaz!" ifadeleriyle de ne demek istediğini sordum.
Çünkü bu ifadeleri nedeniyle de kamuoyunda; “Binali Yıldırım seçimin kaybedeninin aslında kendisi, şahsı olmadığını, kaybedenin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın politikaları olduğunu söylüyor” yorumları yapıldı.
Buna da şu yanıtı verdi Yıldırım: “Yanlış bir bakış açısı. Demek istediğim şu: Biz 31 Mart’ı yerelde tutamadık! Bu seçimde yerel siyasetteki etmenler değil, genel siyasetteki etmenler etkili oldu. Seçmen yerel değerlendirmelerden yola çıkıp oy kullanmadı 31 Mart’ta… Genel politikalara bakarak, ittifaklar etrafında toplanarak oy kullandı ve bu da tabii sonuçları çok etkiledi!”
KIZILCAHAMAM’A NEDEN GİTMEDİ?
Dün en çok merak edilen bir diğer konu da Kızılcahamam Kampı idi.
31 Mart seçiminin değerlendirmesi için Cumhurbaşkanı Erdoğan önderliğinde Kızılcahamam'da kampa giren AK Partililer arasında neden Binali Yıldırım’ın olmadığı çok sorgulandı.
Ve bunun üzerine de mesela 31 Mart seçimleri tartışmaları dolayısıyla partisiyle arasında bir soğukluk olduğundan Yıldırım’ın kendisinin kampa gitmediği filan yazılıp çizildi.
O yorum da kesinlikle doğru değil.
Çünkü Binali Yıldırım Kızılcahamam Kampı’na davet bile edilmemiş.
Sanıyorum kampa davet edilenler arasında sadece belediye başkanları, il başkanları ve MKYK üyeleri olmuş.
Malumunuz Binali Bey pozisyonu gereği şu anda sade bir milletvekili olduğundan ona davet yapılmamış.
Açıkçası ben bunu duyunca çok şaşırdım. Ve kendisine de söyledim.
Zannımca bu olmamış! Yani kim ya da kimler organize etti Kızılcahamam Kampı ile ilgili bu davet işini bilmiyorum ama Binali Yıldırım gibi parti için çok müstesna bir ismi, “Nasıl olsa o da artık sıradan bir milletvekili!” deyip davet etmemek yakışık kalmamış.
Kusura bakmasınlar ama belediye başkanlarının davetli olduğu bir toplantıya Binali Bey’in davet edilmemesi, Binali Bey’in seçimi kaybetmiş olduğunun bir bakıma AK Parti cenahınca da kabulü gibi oldu.
Ve hatta yeni bir seçim ihtimalinde belki de yeniden aday gösterilmeyeceği (istifa ettirilerek) anlamına da gelebileceğinin düşünülmesine sebep olup, inanılmaz bir siyasi basiretsizlik örneği olarak kayda geçti bu durum!
***
Bilim adamımız buysa! Vay bizim halimize!
Geçtiğimiz hafta Ankara Çubuk’ta CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı girişilen o korkunç linç girişiminin yarattığı travma toplumda büyük sarsıntıya neden oldu.
Biliyorsunuz… Kaleminin kendisine yüklediği sorumluluğunda olan bir gazeteci, yazar olarak elimden geldiğince yangına su dökmek için çabalayıp duruyorum.
Ve bu çabam sırasında da email yoluyla tarafıma yazılan tahrik edici, kışkırtıcı mesajlar dahil, söz konusu olayla ilgili sosyal medyada yapılan o abuk subuk hiçbir yorumu dikkate almadım.
Kendi kendimi, “Gelme bu oyuna Sevilay! Bunların tamamı toplumun huzurunu kaçırtan, toplumsal barışa, bana, ona, herkese düşman, cahil cühela insanlar. Asalak troller!” diyerek teskin edip, dizginledim.
Ancak dün şunu gördüm ki; Kılıçdaroğlu’na karşı yapılan o linç girişimi sandığım gibi sadece cahil cühelalar tarafından alkışlanmıyormuş.
Alkışlayan ve hatta Osman Sarıgün denilen o inek hırsızının Kemal Bey’e attığı yumruğu haklı bulup, üzerinden adice mezhepçilik yapıp nefretini kusacak kadar bir bilim adamı bile olmuş.
Kimden bahsettiğimi sanırım anlamışsınızdır.
Adı Mahmut Arslan… Trabzon’da Medical Park Hastanesi’nde çalışan bir doktor!
İşte bu doktor… Sağlığımızı emanet ettiğimiz tıp hekimi… Öyle aşağılık bir dille ve üslupla o yumruğa alkış çırpmış ki!
İlk gördüğümde inanmadım.
Montajdır dedim…
Değilmiş ama.
(O faşizan yorumu buraya yazmaya bile tahammülüm olmadığı için fotoğrafını sizlerle paylaşıyorum…)

Gerçekmiş. Ve bir anda viral oldu o yazdığı iğrenç yorum ve tepki, öfke öyle bir noktaya çıktı ki kamuoyunda…
Sonunda Medical Park Hastanelerinin sahibi Muharrem Usta Twitter hesabından; “Hastane Grubu olarak her türlü ırkçı, mezhepsel söylemin karşısındayızdır. Ayrıştırıcı, saldırgan ve ağır hakaret içeren bu söylemin ülkemizin barış iklimine ağır bir darbe vuracağı muhakkaktır. Fay hatlarıyla oynayanlar bu ülkeye en büyük kötülüğü yapanlardır” açıklamasını yapmak zorunda kaldı.
Ve sadece doktor değil, zannımca insan müsveddesi de olan o şahsın işine son verildiğini söyledi.
Toplumun reaksiyonunu ivedilikle dikkate alıp, toplumsal barış adına gerekeni yaptıklarından dolayı Muharrem Usta’yı tebrik ediyorum…
Ama bir yandan da bu aşağılık zihniyetin doktor temsilcisi olan Mahmut Arslan’a hangi hastanede, kimin görev vereceğini de merakla bekliyorum.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları






































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.02.2021
15.01.2021
6.01.2021
9.02.2020
15.07.2020
13.06.2020
11.06.2020
9.05.2019
29.04.2019
6.02.2019