Taha Akyol
Muhafazakarları belirleyen temel hassasiyetlerin başında tabii ki dindarlık gelir.
Dini hassasiyetin siyasete tahvili, son yıllarda ekonomiyi konuşurken “nass” ve “çözüm İslam ekonomisi” gibi söylemlerle kendini gösteriyor.
Muhafazakâr hassasiyet deyince “Osmanlı” kavramını da ekleyebiliriz. Son on yılda yoğunlaşmak üzere Erdoğan’ın “şanlı ecdadımız” söylemi, TRT’deki hamasi dizileri biliyorsunuz.
Kadın ve aile konusunda cemaatlerin kampanyası üzerine Erdoğan “İstanbul Sözleşmesi”nden Türkiye’yi çekti çıkardı…
Türkiye’nin öbür kesiminin hassasiyetleri ise laiklik, cumhuriyet, kadın hakları gibi kavramlarla ifade edilebilir.
Elbette birleştirici değerlerimiz, hassasiyetlerimiz de var ama feci halde kutuplaştığımız da bir gerçek.
‘BİZ’ KABİLESİ
Demokratik bir toplum, doğası gereği ‘çeşitli’dir. Kurumlaşmış bir demokraside farklı hassasiyetlere sahip vatandaşlar hukukun teminatı altında, eşit haklara sahip ve hürriyet içinde yaşarlar.
Evet, hukuk, eşitlik, hürriyet… Şeffaflık, liyakat gibi değerlerle listeyi uzatabiliriz.
Türkiye’de hukuk, eşitlik ve hürriyet kavramları üzerine hassasiyet, her kesimde zayıftır!
Eşitlik, liyakat, şeffaflık ne demek, “biz” üstünüzdür.
Hürriyeti kendimiz için isteriz, başkasının hürriyeti önemsizdir…
Hukuk zaten siyasi iktidarın elinde bir araçtır, hatta bir sopa! Yargıçlar bile “bizden” olmalıdır.
Böyle bir yapıda iktidara gelmek ganimete konmak gibidir. İktidarın dışında kalmak ise kapının dışında kalmaktır…
Bir tür siyasi kabileciliktir bu!
Yakında Almanya’da iktidar değişti; gidenler de gelenler de siyasi olgunluğa sahip medeni partilerdi, herkes hukukun üstünlüğünden, kurumların tarafsızlığından emin… Ya bizde?..
ARINMA İHTİYACI
Bir alıntı yapacağım, yolsuzlukları eleştiren bir konuşmanın şu satırları:
“Bugün milliyetçi-muhafazakâr kesimin çok ciddi bir arınmaya ihtiyacı var. Özgürlükçü bir din anlayışı ile bütün o yıpranmış değerleri inşa etmemiz lazım. Bu sadece siyasi bir sorun değil, bu bilimsel, entelektüel ve bir aydın sorunudur. Vatan ve din kavramlarını kendisi etrafında yorumlayanlar en çok da vatan ve din kavramlarına zarar veriyor…”
Bu sözler Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu’na ait… 20 Mayıs 2021’de KararTV’de yayınlanan konuşmasından aldım.
Gecen Cuma günü Elif Çakır’la KararTV’deki programımızda, Davutoğlu’na bu sözlerini okuyarak meseleyi yine sordum. Yine milliyetçi muhafazakar kesimlerin tepkisizliğinden yakındı. Milliyetçi muhafazakar aydınlara, Nurettin Topçu Hocamızın “İsyan Ahlakı” kitabını hatırlattı…
Ben de Mümtaz Turhan ve Ali Fuat Başgil gibi hocalarımızı hatırlattım…
Topçu’ların, Turhan’ların, Başgil’lerin seviyesi… Ve bugünkü seviye!
“BİZİM” GÜNAHLARIMIZ
AK Parti milletvekilleri, Davutoğlu’nun yolsuzlukla mücadele içeren hükümet programını coşkuyla alkışlamışlardı, Davutoğlu’ndan sonra “yolsuzluk” kelimesine bile yer vermeyen hükümet programlarını da aynı coşkuyla alkışladılar…
İyi mi, kötü mü ne önemi var, “bizim” partimiz çünkü…
Yolsuzluk iddialarından bir tekini bile soruşturma konusu yaptılar mı?
Muhalefeti hainlikle suçlamak bizde yüz yıllık siyasi hastalıktır, şimdi bugünkü iktidarın hastalığı!
AK Parti kurulduğunda bir kesim Amerikan belgelerinden “Yeşil Kuşak” ve “Ilımlı İslam” kavramlarını alıntılayarak bu partiyi “dış güçler”e bağlamıştı…
Şimdi iktidar, muhalefeti “dış güçler”e bağlıyor.
Bunlar siyasi güç kavgasının boş laflarıdır…
SORUN KENDİMİZDE
Siyasi olgunluğa ulaşamamış, hukuku siyasetten üstün olarak kurumlaştıramamış bir toplum düzeyindeyiz. Siyasi partileri medeni rakipler değil, çarpışan kabileler gibi algılıyoruz!
Böyle bir siyasi gelenekte, eski fay hatlarının kabile kavgalarını sürdürmek yerine, farklı renkleri bir araya getiren “Millet İttifakı”nı ve 6 partinin işbirliği yapmasını önemli ve değerli buluyorum.
Sıkılmış yumruklar açılmalı, her siyasi kesim, mahallesinin duvarlarını yıkıp dışarıya açılmalıdır.
“Millet olmak” (uluslaşmak) zaten böyle olur; siyasi vatanseverlik de bunu gerektirir.
Her dönemde kalkınma ortalamamızın “vasat” olmasının bir sebebi, sert siyasi kutuplaşmalar ve bu yüzden hukuk kurumlarının zayıf kalmasıdır. Bunu hiç akıldan çıkarmayalım.
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
19.12.2025
16.12.2025
14.12.2025
12.12.2025
10.12.2025