Taha Akyol
Çağımızda yükselen kavramlardan biri “yumuşak güç.” Bu seneki Sakıp Sabancı Araştırma Ödülleri’nde “yumuşak güç” kavramı öne çıktı.
Evet, çağımızda bir yandan terör eylemlerinde ve savunma harcamalarında artış var, öbür yanda da bu “yumuşak güç” kavramı önem kazanıyor.
Bağırıp çağıran, tehdit eden bir insan elindeki “sert güç”le bizi korkutabilir... Ama güler yüzlü, dost canlı bir insan da sevgimizi, saygımızı kazanır, buna “yumuşak güç” deniliyor.
Dış politikada maharet bu ikisini yerinde ve dozunda kullanabilmek...
Ne demek bu?
Bu seneki Sakıp Sabancı Juri Özel Ödülü, “Yumuşak Güç” kavramının teorisyeni Joseph S. Nye Jr.’ye verildi. Törende Nye, bu kavramı anlatan özlü bir konuşma yaptı, “Yumuşak Güç” adlı kitabının Türkçe basımı da davetlilere takdim edildi.
Bu kavramı çok iyi anlamamız gerektiğini düşünüyorum.
Prof. Nye, “yumuşak güç, istediklerini zorlama veya karşılığını ödeme yerine cazibe yoluyla elde etme becerisidir” diyor.
Kavramı, “nüfuz, etkileme, diğerlerini cezbedebilme” diye de tanımlıyor.
Bir çok örnek veriyor. Mesela İkinci Dünya Savaşı’ndan bitkin ve aç çıkan Avrupa’da Sovyet sosyalizminin cazibesi çok artmıştı... ABD, buna Başkan Roosvelt’in “Dört Özgürlük” sloganıyla karşılık verdi, “Marshal Yardımı” ile bunu destekledi...
Sovyet blokunda kalan gençlerin, totaliter propagandadan usanıp “Özgür Avrupa Radyosu”nu dinlemelerini de “Yumuşak Güç” örnekleri arasında sayıyor.
Sıcak savaşlar ve terörle mücadele elbette “sert güç” gerektiren durumlardır; Nye öyle durumlarda bile mutlaka “yumuşak güç” faktörünün elden bırakılmamasını öneriyor.
‘Dostları çoğaltmak’
Nye terörle mücadelenin zorluğunu anlatıyor. Irak ordusunu dört haftada yere seren Amerika’nın “terör karşısında zafiyet” gösterdiğini belirtiyor:
“ABD dünyanın uzak bölgelerinde saklanan her şüpheli el-Kaide liderini tek başına ele geçiremez. Diğer ülkeleri kendisine yabancılaştırmadan ve barışı kazanmak için ihtiyacı olan işbirliğini kaybetmeden, canı her istediğinde savaş başlatamaz...”
Ben yumuşak güç kavramını, son zamanlarda lafını etmek bile aklımıza gelmeyen, “düşmanları azaltmak, dostları çoğaltmak” diye tanımlıyorum.
Nye, iç politikaya da değiniyor. İç politikada otoriter rejimlerin daha çok “zorlama, komut verme” gibi sert güç metotlarına başvurduklarını, demokratik rejimlerde ise “cazibeden kaynaklan güç”ün önemli olduğunu söylüyor. “Yumuşak güç, günlük demokratik siyasetin ana unsurudur” diyor.
Asya’nın çöküş ve yükselişini rakamlarla anlatıyor, “Asya değerleri”nin yumuşak güç işlevini irdeleniyor.
Kitapta en çok önemsediğim iki kavramdan biri “kültürde bilimin saygınlığı”kavramı, diğeri “hukuk ve insan hakları” kavramı oldu... Bu çağda en önemli iki yumuşak güç faktörü...
Prof. Nye Avrupa Birliği’ne girme sürecinin Türkiye’ye “yumuşak güç” unsuru kazandırdığını da belirtiyor.
Sabancı ödülleri
Zihnimizin adeta her hücresini siyasetin işgal ettiği bu dönemde bilim ve sanat faaliyetleri daha bir önemlidir. Bu açıdan Koç ve Sabancı üniversitelerinin uluslararası katılımlı bilim ödüllerini alkışlıyorum.
Bu seneki Sakıp Sabancı bilim ödüllerinde “Üç Makale” ödüllerini kazanan genç akademisyenler şöyle:
- Minnesota Üniversitesinden Cosette D. Creamer’in, “Dünya Ticaret Örgütü’nde Yargının Duyarlılığı” başlıklı makalesi.
- Bocconi Üniversitesinden Kerim Can Kavaklı’nın “Çin’in Yükselişi Küresel Yönetimi Zayıflatır mı? Kaçakçılıkla Mücadele Rejiminden Kanıtlar” başlıklı makalesi.
- Georgetown Üniversitesinden Moria Paz’ın “Duvarların Dünyası” başlıklı makalesi.
Popülizm araştırmaları
Geçen seneki Sabancı ödülleri dünyayı saran otoriter popülizm sorunuyla ilgiliydi, daha önemlisi Türkiye’yi de kapsıyordu:
- Selim Erdem Aytaç: “Popülizmin Cazibesi ve Seçkin Söyleminin Rolü: Türkiye’den Örnekler.”
- İpek Çınar: “Demokrasinin Yıkımı: Otokrasi Heveslilerinin Stratejik Tercihleri.”
- Berk Esen: “Demokratik Gerileme ve Popülizm Arasındaki Seçmeli İlişkiler: Karşılaştırmalı Perspektifte Türkiye ve Macaristan Vakası.”
Sabancı Üniversitesi’nin ödül verdiği bilimsel araştırmaları Türkçeye çevirip yayınlamasını diliyorum.
Sakıp Sabancı’yı teşekkür ve rahmetle anıyorum.
Yazarlar
-
İsmet BerkanErdoğan’ın hepimize maliyet yaratan inatları 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDüştük bir kuyuya… 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMÜSİAD’ın cibilliyeti? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.02.2026
14.02.2026
11.02.2026
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
4.02.2026
3.02.2026
1.02.2026
30.01.2026