Taha Akyol
Peygamberimizin, “imamlar Kureyş’ten olur”, yani yöneticiler Kureyş kabilesinden olur diye bir hadisi var mı yok mu? Bu ayrı bir mesele, böyle bir hadis olduğunu söyleyerek siyaset yapılmış olması gerçeği ayrı mesele...
Günümüzde din-siyaset ilişkilerindeki sorunları görmek bakımından da ‘örnek olay’ niteliğinde bir meseledir.
Durup dururken nereden çıktı demeyin.
IŞİD’in kendinden menkul halifesi terörist Bağdadi öldürüldü ya, yerine Haşimi el-Kureyşi’nin getirilmesinin sebeplerinden biri adındaki bu “Kureyşli” ifadesiymiş. Halifeliğini kabul ettirmede “Kureyşli” olmasının, “Peygamber soyundan” sanılmasının etkili olacağını düşünmüşler. (DW ve Euronews)
IŞİD bir buçuk milyar Müslüman içinde sayısal olarak gerçekten yok hükmündedir.
Ayrıca, zamanımızdaki en büyük hadis âlimi Mehmet Hatiboğlu hocamız bu hadis rivayetinin uydurma olduğunu bilimsel araştırmayla ortaya koymuştur: “Hilafetin Kureyşiliği, İslamda İlk Siyasi Kavmiyetçilik.” (OTTO Yayınları)
Onun için bu “Kureyş” meselesinin çağımızda hiçbir önemi yok. Fakat siyasetin din referansıyla yapılması çağımızda da çok önemlidir.
ABDÜLHAMİD VE KUREYŞ
Kurayş meselesi Abdülhamid zamanında da önem kazanmıştı. Arap milliyetçileri “İmamlar Kureşyten olur” şeklindeki hadis rivayetini kullanarak Osmanlı’ya karşı çıkıyorlardı.
Abdülhamid bu hadisin bulunduğu hadis kitaplarını toplatıp yaktırmış, Jön Türk propagandası harekete geçmişti…
1896 yılında “İslam Ulemasına Şer’î Çağrı” adıyla 16 sayfalık bir kitapçık yayınladılar.
Orijinali: Ulemay-ı Din-i İslam’a Davet-i Şer’iye.
Kitapçıkta Mısır’da basılan bir hadis kitabını, Abdülhamid’in toplatıp yaktırdığı, bu hadisi çıkarttırarak İstanbul’da yeniden bastıracağı anlatılıyordu. Abdülhamid’in “Moskoftan beter” olduğu söyleniyordu!
Bu konuda İsmail Kara’nın “İslamcıların Siyasi Görüşleri” adlı kitabına bakabilirsiniz. (Sf. 131-141)
Hikmet Bayur’in “Türk İnkılabı Tarihi” adlı büyük eserinin fikir hareketleri cildi de önemli bir kaynaktır. (Cilt II, Kısım 4, s. 70-78)
ÇAĞLARA GÖRE DEĞİŞİYOR
Halbuki Müslüman Türk hükümdarları hiç Kureyş hadisini hatırlamamış, zaten kendilerine “Hakan, Sultan, Padişah” diye nitelemişlerdi. İlk Osmanlı hükümdarları bırakın Kureyş’i “Oğuz han neslinden” geldiklerini belirterek diğer beylikleri karşı meşruiyet üstünlüğü kazanıyorlardı.
Aşıkpaşazade Tarihi bu konuda tam bir klasik kaynaktır.
“Âl-i Osman” kavramı başlı başına güçlü bir karizma kazanınca “Oğuz Han” referansına da ihtiyaç duyulmayacaktı.
Fakat büyük devlet adamlarımızdan III. Selim’in bir meşveret meclisi toplayıp “karar” almalarını istemesi artık hanedan karizmasının yetmemeye başladığının işaretlerinden biridir.
Namık Kemal’le “irade-i milliye” kavramı gelişecektir,
Cumhuriyet’in temel kavramlarından biri “milli irade”dir.
Bugün muhafazakâr iktidar da meşruiyetini “milli irade”den alıyor.
Tarih boyunca meşruiyet kavramının nasıl değiştiğini görüyorsunuz. Zaten hilafetle ilgili hadislerin sonradan, Emevilerin meşruiyet arayışlarıyla ortaya çıktığı biliniyor.
Çağımızda meşruiyetin kaynağı anayasayla görev ve yetkileri tanımlanmış, kayıt ve şartları belirlenmiş “milli irade” dir. Bunun aksine, meşruiyeti dinî veya ideolojik kavramlara dayandırmak hukuki ve siyasi istikrarı en azından geciktirir, büyük gerilimlere yol açar.
İSLAM VE SİYASET
Zaten İslamiyet Müslümanlara siyasi konularda ahlak ve adalet gibi genel erdemleri emretmiş fakat bir hükümet şekli emretmemiştir. Bu alanı insan tecrübesine ve aklına bırakmıştır.
Bu, İslam’da eksiklik olması değil, akla önem verilmesidir.
Böyle olmasaydı on dört asırlık İslam tarihi içinde kaç seneyi ‘meşru’ görebilirdik?!
Ve hangi mezhebe, hangi cemaate, hangi fetvaya göre?!
Siyasetin dinle ilgili görevi, din ve vicdan hürriyetini sağlamaktır.
Fakat dinin adalet, ahlak, emniyet (emin olma) gibi yüksek değerlerini gözardı edip siyasi güç için dine referans yapılmasının ne büyük haksızlıklara, kul hakkı ihlallerine, istibdat ve zulümlere yol açtığını kim inkar edebilir?
Müslümanların ahlaki ve bilimsel alanlarda gelişmesini istiyorsak, bunun da yolu siyasi kavga için enerji israfından kurtulup, modern demokratik özgürlükler içinde ahlaki yüksekliğe ve bilimsel araştırmalara yönelmektir.
Müslümanların müstebitlerden kurtulmasının da yolu bu gerçeği görmektir.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
19.12.2025
16.12.2025
14.12.2025
12.12.2025
10.12.2025