Taha Akyol
CB hükümet sisteminin bütün özelliklerini yansıtan iki çarpıcı uygulama: Meclis’çe onaylanarak kanunlaşan İstanbul Sözleşmesi’nin “Cumhurbaşkanı kararı” ile feshedilmesi; kendilerinin ifadesidir bu ‘fesih’ kavramı…
İkincisi, iç ve dış piyasalara güven vererek istikrar umudu yaratan Naci Ağbal’ın bir gecede ve bir tek imza ile görevden alınması… Haberlere bakıyorum: Kara pazartesi, piyasalar alev alev, borsa eridi, döviz fırladı, Türkiye’nin risk primi zirve yaptı…
Bütün bunlar “tek kişilik hükümet” sistemi mucibince “tek imza” ile oluverdi. Ne parlamenter sistemdeki gibi bakanlar kurulunun imzaları… Ne de ABD’deki başkanlık sistemi gibi meclis denetimi…
Bizdeki “İmza attım, oldu” sistemidir.
MECLİS’İN STATÜSÜ?
Bu sistemin yapıcıları, Amerikan kongresinin sahip olduğu denetim yetkilerini bizim Gazi Meclis’e vermediler! İçlerinden biri çıkıp da “Gazi Meclis Amerikan Kongresinden aşağı mı?” diye sormamıştı!
İşte bunun bir sonucu daha ortaya çıktı, Meclis’in onayı ile kanunlaşmış İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye, Cumhurbaşkanı’nın “karar”ı ile geri çekildi.
Metin yazarları hukukçu olmadığı için “geri çekilme” kavramı akıllarına gelmemiş, “fesih” diye yazmışlar.
Meclis onayı ile kanunlaşmış ve Anayasa’nın 90. Maddesine göre kanundan daha güçlü hukuki statüye sahip bir “Uluslararası Sözleşme”, yürütme erkinin tek imzasıyla uygulamadan kaldırılabilir mi?!
Hem niye “Cumhurbaşkanı kararnamesi” değil? Öyle olsaydı AYM’ye gidecekti…
Ama “karar” dediler Danıştay’a gidecek…
Danıştay’a gitsin diye mi?... Yoksa “fesih” demelerindeki gibi hukuki bir dikkatsizlik mi?
Her neyse, kuvvetler ayrılığının zayıflatılmış olması yüzünden bir “Elveda Anayasa” vakası ile daha karış karşıyayız.
Prof. Kemal Gözler’i okumanızı tavsiye ederim: https://www.anayasa.gen.tr/ua-sozlesme-fesih.htm
OKTAY NE DİYOR?
İstanbul Sözleşmesinin feshi, CB sisteminde Meclis’in nasıl aşındığına bir örnektir. Ama bundan ibaret değildir. Modern insan hakları kavramına konulmuş bir rezervdir.
Asıl önemli olan budur.
İşte CB Yardımcısı Sayın Fuat Oktay, kadının korunması konusunda “çareyi dışarılarda aramaya, başkalarını taklit etmeye gerek yoktur. Çözüm bizatihi gelenek ve göreneklerimizde, özümüzde mevcuttur” diyor!
Bu “gelenek ve görenek” kavramını ben de kültürel olarak önemli bulurum. Fakat bu, insan hakları ve hele de kadın hakları konusunda hukuki bir kavram değildir.
Başbakan Erdoğan, hükümet programında AB süreci için “cumhuriyetin kuruluşundan sonra en büyük modernleşme hamlesi” dememiş miydi? (6 Temmuz 2011)
Daha birkaç ay önce Cumhurbaşkanı Erdoğan “kendimizi Avrupa’da görüyoruz, geleceğimizi AB ile kurmayı tasavvur ediyoruz” dememiş miydi? (21 Kasım 2020)
AK Parti’nin seçim beyannamelerindeki “evrensel hukuk… evrensel değerler” kavramlarını nereye koyacağız? Sayın Oktay nereye koyuyor?
İKTİDARIN YÖNÜ?
Sorun iktidardaki yön değişmesidir: İktidarın ilk dönemlerinde demokrasi, evrensel hukuk, özgürlükler söylemi ve gerçek reformlar vardı. 220 milyar dolar dış yatırım getirmişti.
Son yıllarda ise otoriterleşen, içe yönelen, dış ilişkilerde yalnızlaşan yatırım çekemeyen söylem ve uygulamalar görüyoruz. Grafikler de aşağı doğru gidiyor!
Bu yön değişmesinin simgesel olayı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Milli Görüş gömleğini çıkardım” demesinden tam yirmi yıl sonra Oğuzhan Asiltürk’ü ziyaret etmesi ve İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme müjdesini ona vermesidir.
Evet, yirmi yıl sonra!
İktidar erimekte olan oylarını böyle telafi edebilir mi?
Asıl sorun ekonomide ve dış politikada yaşanan tıkanmadır… Bu ikisinin de temelindeki ana sorun, “tek kişilik hükümet” anlayışında ve sistemindedir: İşte Merkez Bankası’nın durumu… İşte, döviz, işte faiz, işte enflasyon, işte yatırımsızlık…
TCMB BAĞIMSIZ OLSAYDI
Düşünmeliyiz, son on yılda giderek netleşen “tek kişilik hükümet” anlayışı ve bunun referandumda yüzde 51.4 oyla kabul edilen CB sistemi neye yaradı?
En azından şunu düşünelim; özellikle AK Partililer düşünmeli: Merkez Bankası’nın bağımsızlığı devam etseydi, 128 milyar dolar buharlaşır mıydı?.. İkide bir başkan değiştirmenin yarattığı piyasa çalkantılarına maruz kalır mıydık?..
Netice: Türkiye kurallar ve kurumlar sistemine dönmek zorundadır.
Yazarlar
-
İsmet BerkanErdoğan’ın hepimize maliyet yaratan inatları 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDüştük bir kuyuya… 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMÜSİAD’ın cibilliyeti? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.02.2026
14.02.2026
11.02.2026
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
4.02.2026
3.02.2026
1.02.2026
30.01.2026