Taha Akyol
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ortaya atılan iddiaları dış güçlerin saldırısı olarak niteledi. Bu aslında 2011’den sonraki yıllarda iktidarın geliştirdiği bir siyaset tarzı…
Faiz, döviz ve enflasyon üçü birden yükseliyor mu?.. Fakirleşiyor muyuz?.. Dış politikada yalnızlaşmış mıyız?...
Sebep dış güçlerin saldırısı…
Bu bazen “emperyal güçler, küresel güçler, üst akıl, Haçlı ittifakı” gibi kavramlarla da ifade ediliyor.
CB hükümet sistemindeki sorunlar ortaya çıkmaya başladı ya… Beştepe’de hukuk başdanışmanların Mehmet Uçum şöyle diyor:
“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini bozma veya tasfiye hedefiyle Türkiye’yi yeniden küresel emperyal-faşist güç odaklarına ve iç uydularına teslim etme çabasına halkımız asla geçit vermez!” (HaberTürk, 3 Temmuz 2019)
Halbuki, iktidara birçok AK Partiliden daha aktif destek veren MHP lideri Bahçeli’nin açıkladığı metinde bile CB sistemindeki sakatlıkları görebilirsiniz: Meclis denetiminin etkisizleşmesi, yargının bağımlılığı, kurumlaşma noksanı, idarede kanunilik ilkesinin hasara uğraması gibi…
MESELA AVRUPA…
Dış güçler saldırıyor söylemi hamasi duyguları kabartır elbette. Fakat sorunları çözmüyor, hatta ağırlaştırıyor.
Erdoğan 2011 hükümet programında AB sürecini “Cumhuriyet’in ilanından sonra en büyük modernleşme hamlesi” olarak nitelemişti.
Türkiye’ye oluk oluk yatırım geliyor, kişi başına milli gelir 10 bin doları aşıyordu…
Fakat izleyen yıllarda Avrupa Birliği’nden gelen otoriterleşme eleştirileri arttı… CB sistemi referandumu döneminde Hollanda ve Almanya hükümetleri, ülkelerinde propaganda toplantıları yapmamıza engel oldu…
Hatırlayacaksınız, iktidar “bunlar Haçlı ittifakı” gibi sözlerle çok sert tepki gösterdi. (27 Mart 2017)
Halbuki AK Parti iktidarı Seçim Kanunu’na 2008’de eklediği bir fıkra ile “yurt dışında propaganda yapılamaz” hükmünü getirmişti. (Madde 94’A)
Kendi kanunumuzdaki bu maddeyi belirterek krize meydan vermeden olayı kapatılabilirdik. Öyle yapmadık, Avrupa’ya meydan okuma psikolojisi referandumda bir kaç puan oy getirerek “evet”i kurtardı.
Fakat AB’la ilişkilerdeki sorunları büyüttü. Hukuk düzenindeki bozulmalar da “yatırım güvenliği” konusunda kaygılara yol açtı, artık yatırım sermayesi gelmiyor.
Cumhurbaşkanı bugün “geleceğimiz Avrupa’da” diyor...
İKİ DİLDEN HANGİSİ?
Reuters’in haberine göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünlerde Amerikalı büyük şirketlerin yöneticileriyle önemli bir görüşme yapacak. Haziran’daki NATO zirvesinde Biden’la yapacağı görüşme öncesinde gerçekten önemli.
Fakat o görüşmede “faiz sebeptir…” sözünü tekrarlayacak mıdır?..
Yahut “ekonomimiz saldırı altında… küresel güçlerin senaryoları…” diye konuşacak mıdır?..
Ya da “İslam iktisadı krizden çıkışın anahtarıdır” diyecek midir?
Hiç sanmıyorum. Büyük ihtimalle Erdoğan ilk iki dönemindeki konuşmalarında olduğu gibi “evrensel değerler… hukuk güvenliği… verimlilik… kazan-kazan” gibi kavramlarla konuşacaktır.
Hele de “Merkez Bankasını laf dinler hale getirdik” falan demesine hiç ihtimal vermiyorum.
Ama bu ikili dil, hangisinin aslî konusunda tereddütler yaratıyor, iç hukuk düzeni de örselenince işte bunca çağrıya rağmen yatırım gelmiyor…
Hem bu iktisadi ikili söylem, hem AB’la ilişkilerdeki gel-gitler gösteriyor ki, aslî konulara günlük politika ve ideoloji katmak kısa vadede oy getirse de üç beş yılda hasarı ortaya çıkıyor.
RASYONEL DİL VE DİPLOMASİ
Elbette Avrupa ve Amerika ile önemli sorunlarımız var ancak ortak çıkarlarımız çok daha büyüktür.
İç politika uğruna “yedi düvele karşı” meydan okuma tavrıyla siyaset yapmanın sonuçları ortada: Amerika ve Avrupa’da her zaman Türkiye karşıtları oldu ama her zaman Türkiye’nin kararlı taraftarları da olmuştu, onları bile kaybettik. Orta Doğu ve Akdeniz dengelerinin aleyhimize bozulduğu da ortada…
Rusya bir hafta içinde Türkiye’yi iki defa tehdit etti: Dışişleri Sözcüsü Zaharova ve ardından Dışişleri Bakanı Lavrov… Ayrıca yazacağım.
Mafya-siyaset ilişkilerinden tutun da ekonomiye ve dış ilişkilere kadar sorunlarımızı “dış güçler saldırıyor” diye kitlelere ‘satmak’ mümkün ama sonunda maliyeti ağır oluyor.
Ekonomide iktisadi rasyonalizme, devlet hayatında hukukun üstünlüğüne, dış ilişkilerde Türkiye’nin tarihten gelen diplomatik değerlerine yeniden yönelmek zorundayız.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
19.12.2025
16.12.2025
14.12.2025
12.12.2025
10.12.2025