Tuncer KÖSEOĞLU
“Allah büyük ama kayık küçük” demiş Yahudi. Karadeniz’in dev dalgalarına karşı yardıma koşmak için kocaman bir yürek vardı var olmasına da kayık küçüktü. Şile açıklarında dev dalgalarla boğuşan Ukrayna bandıralı geminin imdadına yetişmek istemişlerdi. Gemi, batmadan önce SOS çağrısı yapmış, yardım istemişti. Kıyı Emniyeti’nin emrinde küçük bir kurtarma botu vardı. Evlerinden çağrıldı denizciler. Şile limanında güç bela duran kurtarma botuyla açılmak istemediler. Dev dalgalar Şile mendireğindeki kayalıkları döverek, limanda bulunan balıkçı teknelerini havalandırıyordu. Diğer yanda ise batmak üzere olan gemide 12 can vardı. KIYEM-7 botu limandan çıkmak istese de başarılı olamadı. Dalgalar denize açılmalarına izin vermiyordu. Bottaki denizciler huzursuzdu. Bunun üzerine ömrünü denizlerde geçirmiş, 30 yıllık kaptan Cemil Özben çağrıldı evinden. Cemil Kaptan tecrübesinin yanında Karadeniz’i ve dalgalarını iyi tanıyordu. Kurtarma botunun dümenine bu kez o geçti. Botta bulunan diğer üç denizci ise açılmak istemiyorlardı fırtınalı havada. İşin ucunda soruşturma geçirmek, bu soruşturma sonrasında işlerinden olmak vardı. Bindiler bota. Daha limanın ağzında dev bir dalga havada aslı bıraktı botu. Motor, durdu... İkinci bir dalga geldi bütün öfkesiyle kayalıklara çarptı botu. Kâğıt gibi parçalanan bottan denize döküldü dört denizci. Can yelekleri giymeyen denizcilerle, Karadeniz’in dev dalgaları arasında savaş başladı. Cemil Kaptan son bir umutla bir kayaya tutundu. Ölümle yaşam arasında gidip gelirken limanda bulunan balıkçılar koştu yardıma. Bunlardan biri de balıkçı Mümin Akgün’dü, uzattı elini Cemil Kaptan’a. Derken, dev bir dalga geldi. Dalgalar çekildiğinde ikisi de yoktu o kayalıkta. Denizcileri kurtarmaya giden dört kişiden sadece birisi kurtuldu. Kurtarma gemisindeki denizcilere yardım elini uzatan balıkçı Mümin’le birlikte dört kişiden geriye acılı ailelerin denize dökülen gözyaşları kaldı.
Salı günü Şile’de meydana gelen iki deniz faciasından yukarıda yazdığım gibi bir kahramanlık öyküsü çıkarabilirsiniz. Hatta yazdığınız öykünün hüznüne kapılıp ağlarsınız da. Ama o insanların neden öldüklerini sorgulayamaz, hesap soramazsınız. Hadi sordunuz diyelim, bundan bir sonuç çıkaramazsınız. Yıl içinde ölen 802 işçinin hesabının sorulmadığı, bu ölümlerin olmaması için önlem alınmadığı gibi... Denizciler kurtarma gemisine binmek istemediler. Dalgaları görüyorlardı limanın ağzını ve mendireği nasıl aştığını. Gemi küçüktü... Hatta Cemil Kaptan’dan önce gemiyi kumanda eden kaptan “bu havada kurtarılmaya çıkılmaz” diye tutanak tutmuştu. Sonra zoraki getirilen ikinci ekip bindi bota. Biniş o biniş işte...
Kasım ayı içinde 82 işçi çalışırken hayatını kaybetti. Duyan oldu mu hiç? Bu işçilerin ölmemesi için “kader” demenin dışında alınan önlemler var mı? Her sekiz saatte bir, işçi ölümüne rastlanan bir ülkede yaşamak bir kader mi? Yoksa bunu sorgulayıp, bu ölümlerin olmaması için mücadele etmek mi insan gibi yaşamayı gerektirir. Hem otoyollarımız var bastın mı gaza vınnn diye akıp giden. Oralarda da kazalar oluyor insanlar ölüyor. Demek ki buraya kadarmış. İşçilik de böyle bir şey işte, çıkar gurbete, günlük yevmiye 50 lira alır... Kalır inşaatın konteynerinde çoluk çocuk. Soğuktur hava, ısınmak isterler ve zehirlenip ölürler. Bir başka yerde Samsun Eti Bakır Fabrikası’nda altı işçi 300 tonluk kapağın altında kalıp, can verir. Sonra bu ölümler birer ikişer toplanır. Aylık, yıllık istatistik olur. Yer alır gazetelerin alt köşelerinde rakam olarak. Bütün bunlar yaşanırken ölenlerin yerlerine geçecek işçiler arka sıralarda beklemektedir. Kimsenin aklına da “bu insanlar neden ölüyor” diye sormak gelmez. Mukadderat diyelim biz de...
twitter@TncrK
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Hasat zamanı!
14.12.2023 - Sopa havucu yendi
20.05.2023 - İktidarın savaştan çıkardığı ganimet, zeytinlikler
7.03.2022 - Savaş…
1.03.2022 - Karadeniz yolculuğu…
14.02.2022 - Buzlar çözülmeden…
28.01.2022 - Kesilen kuzular ve kutsallar…
24.01.2022 - Çözüm Süreci’nden Semra Güzel’e
12.01.2022 - Pitbull’lar, Türkler (beyaz) ve sokak hayvanları…
29.12.2021 - Kişisel bir ‘kur’ hikâyesi
20.12.2021
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



































Ali denizci
Yazıda kategorik bir kesim genelleştirilmiş. Kişisel olarak Arınçı hep ayrı ve daha saygın bir noktaya koydum. Demokrat yazarlar da öyle yaptı çoğunlukla. Ekşisözlük yazarları ne kadar geneli yansıtıyor ki? Yazıda bir kesime yüklenip madalyonun öbür tarafına 3,5 satır ayırmak hoş değil. Şikayetçi herkesi aydınlık veya sözcü insanı olarak görmeyi bırakın.