Tuncer KÖSEOĞLU
Bilinen bir anlatıdır; Cehennem’de yeni bir zebani işe başlamış. İlk gün zebanibaşı ile birlikte görev tanımı için Cehennem’de küçük bir tura çıkmışlar. Her yerde dev, yüksek kaynar kazanlar içinde yanan insanlar ve her bir kazanın başında ellerinde kalın kalaslarla zebaniler varmış. Her kim ki kazandan dışarı çıkmaya çalışıyor, kafasına bir kalas darbesiyle gerisin geri gönderiliyormuş alevlerin arasına. Fakat kazanların birinin başında hiç zebani yokmuş. Acemi zebani büyük bir merakla sormuş:
– Efendim, bu kazanda niye görevli zebani yok, boş mu?
Cevap, şöyle gelmiş:
– O mu? O Türklerin kazanı. Görevli zebaniye gerek duymuyoruz. İçlerinden biri çıkmak için hamle ettiğinde diğerleri birlik olup hemen onu aşağıya çeker.
Giderek vasatlaşan, vasatlığın altın çağını yaşayan memlekette Türkiye’nin en iyi birkaç üniversitesinden birine, bir zamanlar dünyanın en iyi dört yüz üniversitesi arasında yer alan Boğaziçi Üniversitesi’ne gece yarısı öğrencilerin tabiriyle ‘kayyum rektör’ atandı. Kamuoyu, yeni atanan rektörü öğretim görevlisi kariyerinden çok siyasi kariyeriyle tanınıyordu. Yeni rektör 2002’de AK Parti’nin Sarıyer ilçe kurucularından olmuş, 2009 yerel seçimlerinde AK Parti’ye Ataşehir belediye başkan aday adaylığı başvurusu yapmış ve 2015’te AK Parti’den milletvekili aday adayı olmuş biri. Siyasette bulamadığı kariyeri, bir gece yarısı Boğaziçi Üniversitesi’ne atanarak taçlandırdı.
Boğaziçili öğrencilerin “Kayyum rektör istemiyoruz” tepkisine hemen karşı atak geldi: “Boğaziçi elitlerin değil, milletindir.” Sanki orada okuyanlar bu milletin çocukları değilmiş gibi. Buradan yola çıkarak, şu anda Boğaziçi Üniversitesi’nde okuyan bir ‘elit’ öğrencinin kısa hikâyesini yazacağım.
Devlet memuru bir ailenin çocuğuydu. Burslu okuduğu özel okuldan sonra, Türkiye’nin iyi sayılan devlet liselerinden birini kazanmıştı. Onu tanıdığımda üniversite sınavlarına hazırlanıyordu. Annesinin deyimiyle kendine özgü bir çalışma sistemi vardı. Üniversiteye hazırlanma sistemini kendisi kurmuş, ona göre hazırlanıyordu. Haftalık koyduğu ders çalışma süresinin altına inmeden çalışmalarını sürdürdü. Üniversite sınavı yaklaştığında bol su içip, tuvalete gitmeden ne kadar süre durabildiğini bile test etti. Sınavda tuvalet ihtiyacı hissederse o stresle nasıl baş edeceğini bile hesaplamıştı.
Üniversite sınavlarında ilk dört yüze girmeyi başardı. Sıra okul seçmeye geldi, başarılı bir öğrenci olduğu için Türkiye’nin önemli vakıf üniversitelerinden davet aldı. Koç Üniversitesi’ne gidip bir gece yurdunda kaldı. Üniversite ona tam burslu okumayı teklif etmişti. Ertesi gün Boğaziçi Üniversitesi’ne gitti. Burada mühendislik fakültesi dekanıyla tanıştı. Dekanın o görüşmede “Burada öğrenci öğretmen yoktur, bilgi vardır. Bazen hocalar öğrencilere bilgi öğretir, bazen de öğrenciler hocalara. Kıymetli olan bilgidir” sözünden çok etkilendi.
Eve geldiğinde kararını vermişti, Koç Üniversitesi yerine ülkenin her tarafından, her sınıfından gelen, kozmopolit bir yapısı olan Boğaziçi Üniversitesi’nde okuyacaktı. Bilgisayar Mühendisliğine kaydını yaptırdı.
Parlak bir zekâsı var, herhangi bir siyasi görüşe yakın değil ama ülke sorunlarıyla yakında ilgilenen bir genç. Özellikle son yıllarda ülkenin giderek demokrasiden uzaklaşması, özgürlük alanlarının daraltılması gelecekle ilgili kaygılarını giderek artırdı. Bu kaygılarını gidermek için onunla sık sık görüşmeye başladım. Son zamanlarda okulu kazasız belasız bitirip, bir an önce yurt dışına gitme ve orada bir yaşam kurma fikrine sarıldı. Sadece kendisinin değil okul arkadaşlarının önemli bir bölümünün de aynı düşünceyi taşıdığını anlatıyor sık sık. Haksız da değil; bilginin önemini yitirdiği, ‘biatın’ her şeyden önemli olduğu, vasatlığın erdem sayıldığı bir ülkede kendisi için bir gelecek göremiyor belli ki. Onun gibi düşünen birçok genç kaçarcasına gidiyor kendi ülkesinden. Ülkeye önemli katkılar sunabilecek genç beyinler böyle kaçarcasına giderken, bu çocuklara ülkeleri için çalışacak ortam hazırlamak yerine, onları ‘elit’ diye yaftalayan, gitmelerini âdetâ teşvik eden bir memleket ortamı var artık.
Ve dün, gelecekte bu ülkenin en kaliteli insan kaynağını oluşturacak bu gençler üniversitelerine tepeden inme, Boğaziçi geleneklerine aykırı bir şekilde rektör atanmasını protesto etti. Bir zamanlar ülkede özgür eğitimin sembolü olmuş üniversitelerinin kapısına polis kelepçesinin takıldığını gördüler. Polis, üniversiteyi tutuklayıp merkeze ifadeye götürecekti herhalde. O takılan kelepçeyle üniversiteyi özgür düşünceyle yoğrulan bilimsel yöneliminden alıp ülkenin genel vasatlığına teslim ettiler.
Baştaki anlatının gerçekliğini yaşıyoruz her geçen gün: Hep beraber yükselmek yerine hep beraber batmak daha cazip geliyor sanki bize.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.12.2023
20.05.2023
7.03.2022
1.03.2022
14.02.2022
28.01.2022
24.01.2022
12.01.2022
29.12.2021
20.12.2021