Ural ATEŞER
Jale Mildanoğlu hatırlattı (Çavuşoğlu savuruyor, İstediğimiz yerde miting yaparız diye. Antalya'da ev alan emekli Avrupalılara yaptıklarınız hatırlasanıza...), Antalya onbinlerce yerleşik Avrupalı'nın yaşadığı bir şehir... Özellikle Almanlar çoğunlukta... Onlar ve sonradan Antalya'ya yerleşen yurdun her tarafından Türkiyeli emekliler Antalya'nın yerlileriyle birlikte bir hemşeri yumağı oluşturuyor... Her sene "Oktoberfest" kutlanırdı Antalya'da... Yaşadıkları, integre oldukları ve tüm gelirlerini bu şehrin esnafına, hizmet sektörüne bırakan bu hemşerilerin senede bir gün bir araya gelip eğlendikleri, Türkiyelilerle kaynaştıkları bir festivaldi bu... Bugün yasak bu festival... "Bira içiliyor ve gençlerimize kötü örnek oluyor" diye... Kendine demokrat, kendi yasaklarını deldikten sonra başkalarına yasak koyan zihniyet...
Almanya'da uygulanan toplantı yasağı, Almanya'da yaşayan ve bir kaç nesildir "Almanyalı" olan, vergisini ödeyen, Almanya toplum düzenine uyumlu olan ve Almanya'nın anayasasıyla temel hakları olan Türkiye kökenlilerin Anayasal haklarına tecavüzdür... Almanya'da tüm dünyasal konularda açık-kapalı toplantı yapmak serbestken, PKK, HDP ve CHP gibi Türkiye kökenli hareketler serbestçe istedikleri konuşmacılarla toplantı yaparken ve desteklenirken, hatta siyasi nedenlerle Almanya'ya sığınan gazetecilerin serbestçe gazetecilik yapabildiği bir ortam varken, bu Türkiyeli Almanyalıların da istedikleri konuda ve istedikleri misafirleriyle toplantı yapma özgürlükleri anayasal bir haktır... Türkiye'deki insan hakları ve demokrasi değerleri ne olursa olsun bu değerlendirme değişmez... Bunlar, bizim ülkemizde alışkın olmadığımız bir demokratik sistemin ve insan haklarına saygının sonuçlarıdır.. Almanya'da yaşayan herkes gibi Almanyalı Türklerin de anayasal hakları vardır ve dokunulamaz...Onların bu yasaklamaya itirazları, protestoları anlaşılır bir şeydir...
Ama, gelgelelim kendi ülkesinde insan hakları ve demokrasi konusunda tartışmalı duruşlar sergileyenlerin bu konuda konuşmaları en azından komik... Hele bu toplantı yasaklamasını faşizmle özdeşleştirmek ülkemizde kavramların işporta değerinde olmasının bir sonucu olsa gerek...Beğenmediğin her şeye ve herkese "faşist", her antidemokratik uygulamaya "diktatorya", her iktidar karşıtlığına "devrimci", milliyetçi ve devletçi partiye "sosyaldemokrat" ya da iktidara her karşı çıkışa "FETÖ'cü, darbeci" falan denilen güzel ülkemin insanları buna alışık... Ama alışmamalıyız...
NAZİZM/FAŞİZM GEYİKLERİ...
Almanya hükümet Sözcüsü Steffen Seibert Nazi benzetmesine tepki gösterdi. Nazi benzetmesini reddeden Sibert, "Nazi karşılaştırmaları her zaman saçma ve yersiz. Bu tür karşılaştırmalar, nazizmin işlediği insanlık suçunu önemsiz göstermeye hizmet ediyor" demiş... Ve bunun haberini veren Türkiye medyası, "ALMANYA'DAN ERDOĞAN'A KÜSTAH CEVAP" başlığını kullanıyor...
Yahu bu söz neden "küstah" oluyor, anlamak mümkün değil... Türkiye'de her demokratik olmayan davranışa "Nazi/faşist" demek moda olduğu için, bizim insanımız seviyor böyle başlıkları... Oysa bu kavramların işporta tezgahı gibi kullanılması sonucu faşizme, Nazizme, milliyetçiliğe ve her türlü musibete karşı hassasiyetler köreldi bu memlekette... Bence de yanlış olan toplantı yasaklama davranışına "faşist/Nazi" damgasını vurursak, ki bunu ülkelerinin güvenliği gerekçesine (saçma) dayandırıyorlar, Türkiye'deki toplantı ve yürüyüş yasaklarına ne ad vermek gerekir diye kimse düşünmüyor... Geniş halk kitleleri bunu düşünmeyince, politikacılar da bol keseden atıyorlar böyle ithamları...
Sorun, toplantı yasaklamaları, oralarda yaşayan Almanyalı Türkiyelilerin o ülkelerde sahip oldukları anayasal haklarına saygısızlık, hatta bu haklarına tecavüzdür... Konuyu bunun dışında tartışmak, boşa kürek çekmektir... Türkiye açısından ise konu, müttefik bir ülkenin, başka bir müttefik bir ülkenin iç siyasetinde taraf tutmak ve bunu eyleme geçirmektir... Konu bu zeminde tartışılmadığında, külhanvari tehditlere dönüşür ki, bunun sonu yoktur... Devletler arasındaki sürtüşmeler, hele de müttefik devletlerse söz konusu olanlar, diplomasiyle çözülür...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2020
27.01.2020
1.02.2020
29.12.2019
27.11.2019
12.10.2019
5.06.2019
3.06.2019
1.06.2019
24.04.2019