Vahap COŞKUN

Top Artık Meclis ve İktidarda
20.02.2026
107
Başından beri bu Komisyon’un sırtına iki vazife yüklenmişti: Birincisi, PKK’nin silah bırakmasının hukuki çerçevesini hazırlamak ve bu sürecin temel ilkelerini belirlemekti. İkincisi de, Türkiye’nin acil çözüm bekleyen hukuki ve siyasi sorunlarına ilişkin bir demokratikleşme perspektifi geliştirmek ve bu perspektifi Meclis’in ve iktidarın önüne koymaktı. Rapor, Komisyon’un bu iki görevini de yerine getirdiğini gösteriyor.

5 Ağustos 2025 tarihinde çalışmalarına başlayan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, ortak raporunu kamuoyuna sundu. Komisyon, 6.5 aya varan hummalı mesaisinde, 21 kez toplandı. 132 kişi ve kurumun görüşlerine başvurdu. 88 saatlik bir çalışma yaptı. Görüşmelerde 4.199 sayfa tutanak tutuldu.

Komisyon’un raporunun esas metni 51 sayfa; eklerle birlikte rapor 83 sayfayı buluyor. Rapor 7 bölümden oluşuyor. İlk beş bölümde genel olarak Komisyon’un hedef ve çalışmaları, Türk-Kürt kardeşliğinin tarihi ve örgütün silah bırakma süreci anlatılıyor. Bir tür giriş mahiyetindeki bu bölümlerin ardından asıl meseleye geçiliyor. Altıncı bölümde silah bırakma sürecinin tamamlanması için gerekli yasal düzenlemeler ele alınıyor. Yedinci bölüm ise, demokratikleşmeye ilişkin öneriler içeriyor. 

Aslında Komisyon’un varlık sebebi ve amacını bu son iki bölüm oluşturuyor. Zira başından beri bu Komisyon’un sırtına iki vazife yüklenmişti: Birincisi, PKK’nin silah bırakmasının hukuki çerçevesini hazırlamak ve bu sürecin temel ilkelerini belirlemekti. İkincisi de, Türkiye’nin acil çözüm bekleyen hukuki ve siyasi sorunlarına ilişkin bir demokratikleşme perspektifi geliştirmek ve bu perspektifi Meclis’in ve iktidarın önüne koymaktı.

Demokratik Bütünleşme Yasası 

Rapor, Komisyon’un bu iki görevini de yerine getirdiğini gösteriyor. Silah bırakma ile ilgili düzenlemenin kritik noktası, bu düzenlemenin “müstakil” olması, “kapsayıcı” ve “bütüncül” bir bakış açısıyla kaleme alınması gerekliliğiydi. Komisyon raporunda bu üç hususu da vurguluyor. Müstakil bir yasa öneriyor ve bu yasanın “sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olmasını” tavsiye ediyor.

Keza “demokratikleşme” başlığı altında da bugün Türkiye’de çok farklı kesimlerin ortaklaştığı hukuki ve siyasi sorunların altını çiziyor. AİHM ve AYM kararlarına uyulması, yargılama ve infazda hukuk devletine ilişkin düzenlemeler yapılması, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü başta olmak üzere hak ve özgürlük alanlarının genişletilmesi, kayyım uygulamasına son verilmesi gibi talepler üzerinde toplumun kahir ekseriyeti mutabık. Komisyon, bu sorunların demokratik bir anlayışla ele alınması ve taleplerin karşılanması için de somut adımların atılması gerekliliğine işaret ediyor.

Raporun bu yönüyle beklentileri karşıladığı söylenebilir. Ancak rapordan daha önemli olan, bu raporun uygulanmasıdır. İnsanlar, yazılıp çizilenlerden ziyade yapılanlara dikkat eder, olan bitenlere değer atfederler. Bu itibarla, Komisyon üzerine düşeni yapmıştır; top artık Meclis ve iktidara geçmiştir.

Meclis, raporda öngörüldüğü gibi kapsayıcı ve bütüncül bir yasa için zaman geçirmeden kolları sıvamalıdır. Silahın gölgesinin toplumun ve siyasetin üzerinden bütünüyle kaldırılması için, dünden bugüne PKK dosyası içinde yer alan bütün grupları (silah bırakanlar, mahkûm olanlar, dava ve soruşturmaları devam edenler, yurt dışında yaşamak zorunda olanlar, vs.) ihtiva eden bir kanuni düzenlemeyi yapmalıdır. 

Bu düzenlemenin nirengi noktası, toplumsal bütünleşme ve demokratik siyasi alanın genişletilmesi olmalıdır. O nedenle Meclis, eski ezber ve korkulara teslim olmadan, mümkün olan en kısa süre içinde bir demokratik bütünleşme yasasını hazırlayıp hayata geçirmelidir. 

İktidar ise, demokratikleşme bölümünde belirtilen konuların üzerine eğilmelidir. Herhangi bir yasal veya anayasal düzenlemeye gerek kalmadan yapılabilecek birçok iş (başta AYM ve AİHM kararlarına uymak gibi) vardır. İktidar, bu yönde bir irade gösterdiğinde bunun iki yönlü faydası olur: Hem son derece yükseklerde seyreden tansiyon düşer ve siyaset normalleşir. Hem de, gündelik hayatta müspet değişimler olduğunda toplumun sürece olan desteği ve güveni artar. Silah bırakmada birçok netameli alan var; demokratikleşme adımları havayı yumuşatır ve bu alanlarda yapılacak düzenlemelerin toplumsal kabulünü kolaylaştırır. 

Tarihi Uzlaşma 

Doğrusu tam burada Meclis’in de, iktidarın da önünde altın bir fırsat var. Çünkü halkın %95’ini temsil eden siyasi partilerden müteşekkil olan bu Komisyon’un toplumsal meşruiyeti çok güçlüydü. Memleketin en çok kutuplaşma yaratan meselesi hakkında, birbiriyle taban tabana zıt partiler beraber ter döktüler, konuştular, tartıştılar. Türkiye’de bir ilkti bu ve kabul etmek gerekir ki Türkiye’nin demokrasi ortalamasının da çok üzerindeydi. 

Raporun oy birliğine yakın (2 ret, 1 çekimser ve 47 kabul) bir çoğunlukla kabul edilmesi de muazzam bir netice. Komisyon’a girmeyi reddeden İYİ Parti ve rapora ret oyu veren TİP ve EMEP haricinde Meclis’teki bütün partilerin, Kürt meselesinde aynı metin üzerinde hemfikir olacaklarına, kısa bir süre öncesine kadar herhalde çok fazla kimse ihtimal vermezdi. Ama süreç bunu gerçekleştirdi, olmaz denilen oldu; Komisyon uyum içinde çalışarak ve olmazları değil olurları öne koyarak, ortak bir rapor meydana çıkarabildi. 

Evvela bunu takdir etmek, emeği geçen bütün partilere hak ettikleri teşekkürleri sunmak ve alınan mesafenin kıymetini bilmek lazım. Çünkü AK Parti ile CHP’nin, DEM Parti ile MHP’nin aynı rapora imza atmaları Türkiye için çok büyük bir fırsat.  Bu geniş uzlaşma; bir taraftan Meclis’te yasaların hazırlanıp kabul edilmesinde ve toplumsal rızanın üretilmesinde siyasi partilerin elini güçlendirir, diğer taraftan da onların siyasi maliyet korkularını izale eder.  

Elbette menzile varılmış değil; ama ortak gidilen yol da az buz değil. Komisyon misyonunu tamamladı, artık bayrağı, aynı sorumluluk duygusuyla Meclis ve iktidar devralmalı.

 
Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar