Suriye rejimiyle Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) anlaşmasından sonra beklenen nihayet gerçekleşti ve “süreç komisyonu”, raporunu tamamlayıp Meclis genel kuruluna sundu. Rapor hem sürecin genel çerçevesini çizip bundan sonraki safhalarını tanımladığı için hem de sürecin tanımlanması ve yürütülmesiyle ilgili olarak devletle siyaset arasında bir uzlaşmaya işaret ettiği için önemli. Öte yandan, bütün önemine karşın, rapor sürecin genel çerçevesinin oluşturulmasında sürpriz olmayan eksiklikler (ve “fazlalıklar”), işlerin nasıl yürüyeceğine dair ise yine sürpriz olmayan lakin kaygı uyandıran belirsizlikler içeriyor. Armudun sapına, üzümün çöpüne bakmayıp bu kadarına sevinelim denebilir tabii ki, lakin, belirsizliklere, eksikliklere işaret etmekte de bir beis olmasa gerek.
Çerçeve
Komisyon raporu duyurulduğu ve beklendiği üzere esas olarak silahlı çatışmanın sonlandırılmasıyla, münfesih PKK’nin tümüyle ortadan kaldırılıp, mensuplarının-“entegrasyonuyla” ilgili bir çerçeve öneriyor. Bu itibarla komisyonun önerdiği esas olarak bir silahsızlandırma ve entegrasyon yasasının çıkarılması. Başından beri duyurulduğu için sürpriz olmamakla beraber bu öneri “kök sebepler” denilerek işaret edilen Kürt meselesini, 50 sene süren silahlı faaliyetin ana sebebi olarak Kürt meselesinin çözümünü dışarıda bırakan bir çerçeve çiziyor. Aslında tam olarak böyle de değil. “Türklerin, Kürtlerin, Arapların bin senelik kardeşliği” denilerek silahlı faaliyetin ve PKK’nin Kürtlerle ilgili genel bir meselenin tezahürü olduğu bir şekilde ihsas ediliyor komisyon raporunda. Ne var ki, bir tür “Bugün bu kadarını yapabiliriz” pratikliğinden mi, “Zamanı gelince o da olur” tedriciliğinden mi yoksa “Bizden bu kadar” kararlılığından mı bilinmez, Kürt meselesini ve çözümünü konuşmayı çerçeve içine almayan bir raporla karşı karşıyayız. Pratik ve tedrici olmak anlaşılabilir değil lakin Kürt meselesini sonsuza kadar “çerçeve dışında” tutmak, “Cumhuriyetin değişmez ilkeleri” denilerek Kürt meselesiyle özdeşleşmiş anadilde eğitim ve yerelleşme taleplerini ilanihaye çerçeve dışında bırakmak pek olacak iş değil, söylemekte fayda var. Hele de bizzat rapor Türklerin, Kürtlerin ve Arapların kardeşliği türünden genel bir çerçeveye işaret ediyorken. Kardeş olduğuna hükmedilen halklardan/kavimlerden Türkler ve Araplar kendi dillerinde eğitim ve işleri kendilerince çekip çevirme hak ve hukukuna sahipken Kürtler ilanihaye bu hukuktan mahrum kalsın demek hem olacak iş değil hem de ima edilenle uyumsuz.
Tam olarak fazlalık olduğu için değil de bugünkü süreç başladığında “ne münasebet” denilerek itiraz edildiği için fazlalık denebilecek bir içeriği de var raporun. Zayıf ama her halükarda hayırlı bir fazlalık. Raporun da gösterdiği üzere, Meclis Komisyonunun esas meselesi PKK’nin tasfiyesini ve PKK’lilerin entegrasyonunu sağlayacak bir silahsızlandırma ya da eve dönüş yasasının çıkarılması olmakla beraber zayıf da olsa bir demokratikleşme önerisi de raporda yer alıyor. Komisyonun kuruluşunda yapılan tartışmadan ötürü raporda yer alacağı zaten bilinmekle beraber cılız da olsa bir demokratikleşme önerisine raporda yer verilmiş oluşu iki açıdan önemli. İlkin, devletin önerdiği çerçevenin siyaset tarafından az da olsa genişletilebildiğini gösterdiği, ikinci olarak, CHP’nin hem sürecin içinde kalmasına hem de sürecin şekillenmesine mütevazı da olsa kendi damgasını vurmasına vesile olduğu için.
Safhalar
Kürt meselesinin çözümünü dışarıda bırakıp silahsızlandırma ve demokratikleşme etrafında çerçevelenen sürecin üç safhadan geçerek tamamlanmasının öngörüldüğü anlaşılıyor. Komisyon raporundan anlaşıldığı kadarıyla, süreç tespit ve teyit, yasal düzenleme ve entegrasyon ve gözetimi safhalarından geçerek tamamlanacak. Buna göre, devletin ilgili kurumları öncelikle münfesih PKK’nin silahlarını bıraktığını tespit ve teyit edecek. Ardından Meclis PKK’ye özgü bir eve dönüş ve entegrasyon yasası çıkaracak. Son olarak, muhtemelen yasamanın da bir biçimde katkı sunacağı ama daha ziyade yürütmenin oluşturacağı bir mekanizma eliyle entegrasyon sürecinin seyri izlenecek. PKK’nin silahsızlanma işinde bir mesafe alınmış olduğunu varsayacak olursak, önümüzdeki haftalardan itibaren Meclisin süreç yasasını ve yasanın uygulanma sürecini izleyecek mekanizmanın nasıl oluşacağını tartışmasını beklemek gerekir.
Boşluklar ve Belirsizlikler
İtiraz ve şerhlere rağmen çoğunluk tarafından onaylanarak tamamlanmış olması az önemli olmamakla beraber komisyon raporunda nasıl giderileceği bilinmeyen, biraz da kaygı uyandıran bazı belirsizlikler var. Belirsizliklerin ilki teyit ve tespitle süreç yasası arasındaki önceliklendirmenin yaratması muhtemel sorunların nasıl giderileceğiyle ilgili. Rapora göre, eve dönüş ve entegrasyon yasası ilgili kurumlardan gelecek tespit ve teyitten sonra çıkarılacak. Buradaki belirsizlik birazıyla teyit ve tespitin hacmiyle, birazıyla da PKK’nin tutumuyla ilgili. PKK’nin yasa çıkmadan elindeki bütün silahları bırakması mı bekleniyor; bırakmaması durumunda teyit ve tespit yapılamadı mı denecek; bırakma eğilimi ya da gerçekleşen silah bırakma yeterli mi bulunacak; silahların Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) yönetimi yetkilileri gibi üçüncü bir aktöre emanet edilerek yasanın çıkması mı beklenecek, bütün bunlar belirsiz; en azından biz vatandaşlar için. Bu konudaki belirsizliğin esası elbette şununla ilgili: PKK, “bununla eve döneriz” diyeceği bir yasanın çıkmasını beklemeden silahlarını tümden teslim edecek mi?
İkinci belirsizlik, eve dönüşün gerçekleşmesiyle ilgili. PKK’nin de kabul edeceği bir eve dönüş ve entegrasyon yasası çıktıktan sonra ülkedeki mevcut siyasi atmosferi değiştirecek demokratikleşme adımları atılmadan PKK’lilerin eve dönüşü gerçekleşir mi belirsiz. Eve dönüş ve entegrasyon yasasından başka hangi yasaların çıkması PKK’liler açısından eve dönüş atmosferinin oluşmasına olanak sağlar, çıkacaksa eğer bu yasaların çıkması ve dolayısıyla PKK’lilerin eve dönüşü ne zaman gerçekleşir, bunlar da bugün itibarıyla belirsiz görünüyor.
Bir başka belirsizlik, komisyonun hedeflerinden biri olarak sayılmakla beraber teyit ve tespitle eve dönüş yasası arasında kurulan zamansal bağlantının demokratikleşme yasalarıyla ilgili olarak kurulmamış olması. Demokratikleşme adımları ve demokratikleşmeyi sağlayacak düzenlemeler eve dönüş yasasıyla eş anlı olarak mı çıkarılacak yoksa bütün bu adım ve düzenlemeler iktidar tarafından anayasa ve seçim tartışmalarına bağlanacak şekilde pazarlık konusu mu edilecek belli değil. Pazarlık konusu edilecek olursa eve dönüş yasası komisyonda olduğu gibi geniş bir uzlaşmayla çıkar mı, eve dönüş yasasının geniş bir uzlaşmayla çıkmaması durumunda PKK’nin eve dönüşü için gerekli görünen demokratikleşme ortamı oluşur mu, bunlar da bugün itibarıyla belirsiz görünüyor.
Bu belirsizliklere bir de bir boşluk eşlik ediyor. Boşluk, demokratikleşme hedefi başlığı altında yapılan AİHM ve AYM kararlarına uyulması gibi önerilerin bütünüyle Cumhurbaşkanının kararına bağlı olmasıyla ilgili. Malum, mahkemelerin ve yürütmenin AİHM ve AYM kararlarına uyulması anayasal zorunluluk ve uyulmamasının ardındaki esas sebep iktidarın tutumu. Komisyon raporunda bu keyfi durumun nasıl sonlandırılabileceğine, yürütmenin anayasaya uygun davranmasının nasıl sağlanacağına dair somut bir öneri yok. Bu da 2016’dan beri maruz kaldığımız hukukumuzun nihai sınırında yürütmenin keyfi denen büyükçe bir boşluğun olması halinin devam edeceğine işaret ediyor.
Belirsizliklerine, boşluklarına karşın Meclis komisyonunun geniş sayılabilecek bir uzlaşmayla PKK’nin silahsızlandırılması için bir çerçeve önermiş olması az iş değil. Erdoğan’ın süreci seçim ve anayasa değişikliği tartışmalarına bağlama eğilimini düşününce tedirgin olmamak imkânsız, lakin dileyelim, bütün belirsizliklerine rağmen komisyon raporu sürecin tamamına ermesinde işe yarasın ve hem eve hem de demokrasiye dönüş için bir açılış adımı olsun.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
20.01.2026
28.12.2025
13.12.2025
17.10.2025
7.10.2025
5.09.2025
24.08.2025
9.08.2025
19.07.2025