Yıldız ÖNEN
Her yıl Birleşmiş Milletler’in Uluslararası Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Günü olan 21 Mart’ta dünyada bir dizi etkinlik düzenleniyor. 21 Mart, 1960’da Güney Afrika’daki Sharpeville’de Apartheid yasalarına karşı düzenlenen barışçıl gösteride polisin ateş açması sonucu ölen 69 kişiyi anmak için seçilmiş bir gün. Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme, 21 Aralık 1965'te kabul edildi ve 4 Ocak 1969'da yürürlüğe girdi.
Ancak bu sözleşme, ırkçılığın ortadan kaldırılmasını sağlayamadı.
Göç, ırkçılık ve sağcılık
En son göç dalgası 2000’lerde Afganistan, Irak, Yemen, Libya, Suriye’deki savaşların sonucunda oluştu. 2015 yılında Avrupa’ya kaçan göçmenlerin Macaristan sınırında engellenmesi ırkçılık karşıtı gösterilere dönüştü. O dönemde iki fotoğraf belleklerimize kazındı. Macaristanlı bir muhabirin bir göçmene çelme takması ve Bodrum’da karaya vuran Alan Kürdi’nin fotoğrafı.
Bu göç dalgası, hiç ilgisi olmamasına rağmen, 2008 ekonomik krizi ile birleştirildi. Bu iki ayrı olayın birlikteymiş hissi veya propagandası, ırkçılığı ve sağcı politikaları güçlendirdi. Dünyada yükselen sağ dalganın kendini meşrulaştırmak için kullandığı en büyük taktik, başta Suriye’deki savaştan kaçanlar olmak üzere, göçmenleri hedef göstererek ırkçılığı körüklemek ve geniş kitlelerin çökmekte olan neoliberalizme karşı öfkesini sisteme değil de göçmenlere yöneltmesini sağlamak oldu.
Dünyanın her yerinde göçmen karşıtı argümanlar aynı: İşlerimizi çalıyorlar, medeniyetten uzaklar, yüksek sesle konuşuyorlar, ülkelerinde savaşmak yerine “ülkemizde” keyif çatıyorlar, istisnasız hepsi cihatçılar, potansiyel bombacılar!
Göçmen düşmanı önyargılar
Türkiye toplumunda da mültecilere dönük önyargılar çok yaygın. Türkiye’deki kutuplaşmayı aşıp, siyasal alanının pek çok kesimini birleştiren neredeyse tek bir olgu var: Mülteci düşmanlığı.
Geçen sene İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nce yapılan ‘Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları’ başlıklı araştırmanın sonuçlarına göre ‘Suriyeliler evlerine gönderilmeli mi?’ sorusuna ‘Evet’ yanıtı veren AKP’lilerin oranı yüzde 83.2, CHP’lilerin yüzde 92.8, HDP’lilerin yüzde 75, MHP’lilerin ise yüzde 88. Yani "bu dünya, bu ülke hepimizin ve birlikte yaşayabiliriz" diyen hiçbir ana akım politik odak yok maalesef.
16 Mart uluslararası ırkçılık ile mücadele günü etkinlikleri
Sağcı ve “solcu” göçmen karşıtları
Avrupa’daki ırkçı hareketlere karşı, mültecilerle dayanışmayı örgütleyen hareketler de oluşmaya başladı. Örneğin İngiltere’de 2018 yılında çeşitli politik, sivil, yardımsever organizasyonların ve sendikaların örgütlediği 30 bin kişi sokağa çıktı. Ekim 2018’de Berlin’de yaklaşık 242 bin kişi sokağa çıktı. Kasım 2018’de Roma’da binlerce insan ‘Siyah hayatlar önemlidir’ ve ‘sınırları açın’ sloganlarıyla sokağa çıktı.
Ancak sağcı hükümetler hâlâ ırkçı politikalarından vazgeçmiyorlar. En son Avusturya'da koalisyon hükümetinin aşırı sağcı kanadından İçişleri Bakanı Herbert Kickl, mültecilere yönelik uygulanması planlanan düzenlemeleri basın toplantısıyla duyurdu. Kickl, 1 Mart itibarıyla iltica başvurusunda bulunmuş ancak henüz mülteci statüsü elde edememiş kişilerin kaldığı yurtlarda belirli saatler arasında sokağa çıkma yasağı uygulanacağını, mültecilerin 22:00 ila 06:00 saatleri arasında söz konusu merkezlerde bulunmak zorunda olduğunu söyledi.
Göçmen veya mülteci karşıtlığının sadece aşırı sağ ile sınırlı kaldığını sanmayalım. Solun dünyadaki en önemli isimlerinden Slavoj Žižek de bir süredir “Mülteciler hoşgeldiniz” pankartı açan Avrupalı solcuları “iki yüzlü sol liberallikle” itham ediyor.
Yalana dayalı propaganda
Türkiye’de Suriyeliler için özellikle siyasetçilerin ve medyanın katkısıyla yalanlarla örülü bir tablo çiziliyor. Irkçı fikirler milyonların kafasında birden şekillenmiyor. Geniş bir kesim tarafından kararlı ve sürekli bir şekilde dillendiriliyor. Örneğin, ana muhalefet partisi CHP, bulduğu her fırsatta Suriyelileri hedefe koyuyor. Meclisin küçük ırkçı partisi İyi Parti’nin temel politikası Suriyeli düşmanlığı. Demokrasi saflarında olduğu zannedilen İsmail Saymaz gibi gazeteciler, Suriyeli nüfus yüzünden demografinin değiştiğini ve devletin buna müdahale etmesini salık veren, açıkça Suriyelileri hedefe koyan fikirleri dolaşımda tutuyor. Aydın Selcen, Gazete Duvar’daki yazısında Suriyeliler yüzünden başımıza gelenlerin yeni bir veçhesine dikkatimizi çekiyor. Selcen, yılbaşında Suriyelilere gösterilen yaygın ayrımcı tepkiye muhalif saflardan gelen tepkiyi -her ne kadar bu tepkiler cılız da olsa- zararlı görmüş olacak ki tüm muhalifleri uyarıyor: “İşiniz Suriyelilere üzülmeye kaldı”.
Medyada ise mülteciler ya mağdur ya da suçlu. Mültecilerin yaşadığı sorunları kimse görmeye çalışmıyor. Hrant Dink Vakfı'ndan Funda Tekin, “Suriyeliler medyada sıklıkla suçla ilişkilendiriliyor. Onun dışında, daha çok sayıyla nitelendirmeler yapılarak homojen bir grup olarak temsil ediliyorlar. Aslında onların birey olarak varlıklarını ve farklılıklarını göz ardı eden, topyekûn aynı gruptan bahsediyormuş gibi söylemler var” diyor.
Yoksulluğun, doların yükselmesinin, patlayan bombaların, kadınların tacize uğramalarının, öldürülmelerinin, bulaşıcı hastalıkların, Türkiye medyasının çok sevdiği tabirle “gerginliğin” sorumlusu hep Suriyeliler. Öyle ya, Suriyeliler, Türkiye’ye gelmeden önce bizler buralarda huzurlu, kutuplaşmamış, imtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir kitle olarak şen şakrak yaşıyorduk.
Hepimiz göçmeniz!
Biz www.gocmeniz.org sitesi etrafında bir araya gelen aktivistler bir süredir Suriyeli göçmenlere yönelik ırkçı saldırılara karşı bir dayanışma hareketini oluşturmaya çalışıyoruz.
Ne yapmak istiyoruz? Avrupa’da olduğu gibi Türkiye’de sıradanlaşan ırkçılığı teşhir etmek ve geriletmek istiyoruz.
Merkezi Brüksel’de bulunan Uluslararası Kriz Grubu (ICG) adlı bağımsız düşünce kuruluşu, yayınladığı bir raporda Türkiye’de yaşayan Suriyelilere dönük tepkilerin 2016’ya kıyasla üç kat arttığını söylüyor. Artan olaylar neticesinde 2017 yılında 24 Suriyeli sığınmacı öldürüldü. Rapor, bu toplumsal tedirginliklerin azaltılması için Türkiye’de devletin daha etkin önlemler alması gerektiğini söylüyor.
Türkiye’de Suriyeli düşmanlığının temellerinden biri, işgücüne katılım, kamu hizmetleri ve yardımlardan sığınmacıların sınırsız yararlandığı fikri. Bu fikirler defalarca yanlışlanmasına rağmen, sürümü en yüksek ırkçı fikirler olarak karşımıza çıkıyor. Çoğu kulaktan dolma bu ırkçı fikirler, genellikle yerellerdeki gerginliklere zemin hazırlıyor ve kıtalar hâlinde Suriyelilere saldırmanın gerekçesini oluşturuyor. Gerçekte sığınmacıların önemli bir kesimi işsiz, iş sahibi olanlar da kayıt dışı sektörde kölelik koşullarında hayatlarını sürdürüyor. Çok küçük bir kesimin kendi ticari işletmeleri (7 bin) var.
Ana talebimiz tüm göçmenlere mültecilik hakkı tanınması. Türkiye uluslararası sözleşmeye coğrafi çekince koydu, sadece Avrupa’dan gelenleri mülteci olarak kabul edeceğini açıkladı. Suriyelilere ise geçici korunma hakkı verilmiş durumda. Suriyeliler son derece savunmasız durumdalar.
Mülteci hakkının kazanılması için atacağımız her adım ırkçılığı geriletmek için bir rol oynayacak.
Çalışmalarımızı www.gocmeniz.org adresinden takip edebilirsiniz. 16 Mart’ta tüm dünya ile birlikte göçmenlerle dayanışmak için sokağa bekliyoruz.
Yıldız Önen
(Sosyalist İşçi)
Yazarlar
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMÜSİAD’ın cibilliyeti? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanErdoğan’ın hepimize maliyet yaratan inatları 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDüştük bir kuyuya… 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2026
3.02.2026
27.01.2026
20.01.2026
9.01.2026
4.01.2026
13.12.2025
15.05.2021
30.04.2021
11.03.2021