Gökhan BACIK
Kalabalık bir grubun beklentisi, 2022’nin bahar aylarını takip eden süreçte Erdoğan baskın seçim yapacağı.
Daha temkinli çevreler ise Erdoğan’ın erken seçim yapmak için ekonomik şartları geçici olarak bile düzeltemeyebileceğini söylüyor.
Kısacası Türkiye’de öngörülebilir siyaset “ya erken baskın bir seçim yahut zamanında seçim olacaktır” şeklinde özetlenebilir.
Ancak, içinde yabancılar da olmak üzere çeşitli uzmanlar da Türkiye’nin öngörülemez bir sürece gireceğini söylüyor.
Öngörülemez alan bildiğimiz yöntemler (örneğin baskın seçim) dışında yolların siyaseti belirlemek için kullanılması demek. Şiddet, seçimlerin iptali veya ertelenmesi gibi yöntemler öngörülemez alana giriyor.
Bu olasılıkları insanlara düşündüren soru sır değil:
Erdoğan şartları lehine dönüştüremezse iktidarda kalmak için öngörülemeyen şeyler yapar mı?
Örneğin, seçimleri lağveder mi? Mesela bazılarının ima ettiği gibi bir toplumsal kaos çıkarıp fiili durum oluşturup Türkmenistan tipi bir rejime geçer mi?
Erdoğan elbette otoriter bir lider. Ancak öte yandan Erdoğan iktidara geldiğinden beri sürekli toplumsal destekle yürümüştür.
Ayrıca olumsuzluklara rağmen %32 (ve gözü hala AKP’de olan %7,5 kararsız) büyüklüğünde bir kitle Erdoğan’ın peşinden (bugün itibarı ile) gitmektedir.
Erdoğan iktidardan düşse bile ülkenin en büyük siyasi partisi olarak kalma ihtimali var.
Dolayısı ile pek çoklarının sandığı gibi iktidardan düşmüş bir Erdoğan’ı – bu destek arkasında kaldıkça – saf dışı bırakmak kolay olmayacaktır.
Şimdi olur mu olmaz mı tartışmasını bir kenara bırakıp zihin jimnastiği yapalım.
Diyelim Erdoğan bütün çabalarına rağmen ekonomik sorunları çözemedi. Ülkede şartlar daha vahim hale geldi ve bu koşullar altında bir seçime gidildi. Kaybedeceğini öngören Erdoğan da olağanüstü yollarla iktidarda kalmak için planlar devreye soktu.
Bunlar ne olabilir?
Aşağıda bu konular üzerine spekülasyonlar yapacağım. Adı üstünde bunlar spekülasyon. Dolayısı ile iç mantıklarında siyasi ve hukuksal boşluklar olacaktır.
YSK üzerinden: Türkiye’de seçimler kollektif bir eylemdir. Bağcılar da bile bir sandığın etrafında yetkilisi, partilisi, gözlemcisi neredeyse yirmi kişi oturur. O sandıklara müdahale ile seçimi değiştirmek kolay değildir.
Ancak İstanbul seçiminde gördüğümüz üzere YSK üzerinden seçim değiştirilebilir.
Diyelim ki Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı. Muhalefetin adayı %50,8 ile kazandı. Ancak YSK seçimin galibini Erdoğan ilan etti. Artık “Erdoğanist” olan devlet kurumları da buna destek oldu. Örneğin TSK, Yargıtay ve diğer kurumlar Erdoğan lehine açıklama yaptı. Sokağa çıkmamak konusunda kararlı olan muhalefet de diyelim evde oturup bekledi. Erdoğan ise destekçilerini meydanlara davet etti. Onlar da şehir merkezlerinde kutlamalara başladılar.
Ancak böyle bir seçim kazanmanın ülkede sonu gelmez bir istikrarsızlık getireceği açıktır.
Seçimleri erteleme: Seçimi kaybedeceğini düşünen Erdoğan bir iki iç ve dış politik manevra ile siyasal gerilim meydana getirip seçimleri erteleyebilir.
Ancak böyle bir karar Erdoğan’ın uzun vadede seçimden kaçtığı algısını güçlendirecektir.
Kaosla diktatoryal rejim: Kurgu bir senaryo ile bir sokak hareketliliği yahut düzmece bir askeri isyanla Erdoğan, milli güvenliği bahane ederek bir diktatoryal rejimi geçici de olsa ilan edebilir.
Ancak bu da Türkiye’nin altı ay içinde açlık ve tahammül edilemez pahalılık ile yüzleşmesi anlamına gelir.
Muhalefeti hapsetmek: Bu yöntemde (Demirtaş’a yapıldığı üzere) güçlü başkan adayları siyaseten menedilebilir yahut hapse konulabilir. Örneğin Ekrem İmamoğlu ve/veya Mansur Yavaş siyaseten yasaklanır ve aday yapılmazlar. Muhalefet daha zayıf adaylarla seçime girmek zorunda kalabilir.
Bu yöntemin de büyük riskleri var. Çünkü böyle bir durumda zayıf olarak görülen adaylar üzerinde de tepki oyları toplanacaktır. Ancak siyasi tarihimiz böyle olağandışılıklara imkân veriyor.
Kürt kartı: Erdoğan, Kürt konusunda yeni bir masa kurabilir. Demirtaş hapisten çıkıp başkan adayı olarak seçime girebilir. Öcalan bir mektup yazıp Demirtaş’a oy verin diyebilir.
Erdoğan bunu başarabilirse muhalefet bloğuna zarar verebilir.
Sistem değişikliği: Yenisi seçilene kadar Cumhurbaşkanı Yardımcısı duruma vekalet ederken Erdoğan istifa edip AKP’nin başında parlamento seçimlerine girer. Muhalefet bu resti kabul etmek zorunda kalır. MHP ile tek liste girilen seçimden %40 oy alınarak tekrar hükümet kurulabilir yahut sistemde güçlü bir yer işgal edilir.
Buraya başka hayali senaryolar da eklenebilir.
Kanaatim bu tip olağanüstü senaryoların, üstelik halkın yarısının katı biçimde Erdoğan karşıtı bir ülkede, Erdoğan’ın orta vadede bile işine yaramayacağıdır.
Erdoğan, bu yüzden sınırlı olağanüstü koşullar yaratmayı deneyecektir.
Erdoğan’ın birincil ajandası baskın bir seçim ve sınırlı olağanüstülük ile uluslararası meşruiyeti tam olarak yok sayılmayacak bir iktidar kurmayı denemektir.
Türkiye’deki ‘demokrasi oyununu’ tamamen bozmanın kendi işine de yaramayacağını Erdoğan’ın öngöreceğini düşünüyorum. Eğer bu öngörüm yanlış çıkarsa Erdoğan’ın kendi menfaatlerini bile hesap edemeyecek kadar akıl dışına çıktığını kabul etmemiz gerekir.
Böyle bir akıl dışılık, Erdoğan’a kısa vadede pek az şey kazandırırken uzun vadede pek çok şey kaybettirir.
Böyle bir akıl dışı siyaset Türkiye’nin dünyadaki ‘anlamını’ da değiştirecektir.
Bu bağlamda Türkiye aydınının Almatı’daki Rus askerinin neyi sembolize ettiğini düşünmesi gerekiyor.
Yazarlar
-
Akif BEKİNATO’dan çıkmamakla iyi mi etmişiz? 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanOrtaçağ karanlığına bir adım daha yaklaşmak 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜçüncü dünya savaşı bu mu acaba? 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİMilliyetçilik Fransız Devrimi ile mi başladı? 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü; Jin Jiyan Azadî ve Kadın Özgürlükçü Paradigma... 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUSavaşın mertlikle ilgisi yok… Haberler yalan, operasyonlar çakma… 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRİyi ki Güney Afrika ve İspanya var… 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol21. Yüzyılın Hitler’i 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYEmperyalist Savaşın Gölgesinde 'Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi' Projesi 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKToplumsallaşmayan süreç enfekte olur 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuOrta Doğu’daki diktatörlükler yıkıldığında ne olur? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçÜniversitenin-akademinin kamusal bir derdi var mıdır? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERİran savaşı ışığında dezenflasyon süreci 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraÖğrenme Korkusu 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZİran savaşının gölgesinde siyasal tutarsızlık 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciBu ülke bu pahalılığı taşıyamaz 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENKüresel hegemonya mücadelesinde İran savaşı 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANPKK yine çark edebilir! 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANMolla rejiminde hırsızlık olur mu? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNVaroluş savaşı! 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit Akçay2018-2023 arasında biz ne yaşadık? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİran savaşından Türkiye’ye düşen ilk şarapnel parçaları 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRSiyanür faciasına yol açan madeni 1.5 milyar dolara Cengiz alıyor 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye nerede duruyor? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur Akgünİran Savaşı… 4.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezGSYH nasıl böyle yükseldi? 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİran’ın gücü, rejimin zaafları 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya küresel ara buzul dönemde: Türkiye’nin geleceği nasıl belirlenecek? 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANYeni dünya düzensizliği 2.03.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2026
31.01.2026
25.01.2026
20.01.2026
13.01.2026
7.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
21.12.2025
7.12.2025