Gökhan BACIK
Mısır'a uzaktan bakalım. Askeri bir rejim ülkeyi yönetiyor. Bu askeri rejimin etrafında bir grup insan var.
Mısır'da Selefiler de var, sekülerler de. Yine bu ülkede radikal seküler gruplar da var. Büyük sıkıntılar yaşayan İhvan, ılımlı İslami gruplar ve İslam'ı oldukça sert yorumlayan radikal gruplar da var. Ülkedeki siyasi ve sosyal gruplar bunlardan ibaret değil! Küçük de olsa liberal, sosyalist, milliyetçi gruplar ve bunların elbette siyasi partileri var.
Şimdi Mısır'a yönelik bir dış politika geliştirirken herhangi bir ülke ne yapmalı? Eğer bir ülkenin yöneticileri Mısır'a yönelik dış politika geliştirirken buradaki gruplardan birini kendilerine müttefik olarak tanımlarsa ne olur? Cevap basit: Diğer grupları kaybedecektir!
Kısa vadede her ülkede işbirliği yapılacak gruplar üretmek ülkeleri mutlu eder. Düşünün bir ülkeye gidiyorsunuz sizin gibi düşünen insanlar var, hatta bu insanların partileri var, dahası bu insanlar sizi övüyor. Elbette bu hoşunuza gider. Ancak bütün bunlar olurken o insanların siyasi rakipleri size karşı rahatsızlık geliştirmeye başlar. Bir zaman sonra başka ülkedeki dostlarınızla bir illüzyon bile var edebilirsiniz. Onlar size, siz onlara bakarak sanki ülkeleriniz arasındaki ilişkiler üzerine herkes böyle düşünüyor sanmaya başlarsınız.
Farklı gruplara eşit yaklaşmak
Ancak en büyük maliyet bir ülkedeki diğer siyasi grupların tepkisini kazanmaktır. Dış politikanın matematiği bu açıdan basittir: Bir ülkedeki bir gruba fazla yakınlaşırsanız diğer gruplardan aynı şekilde uzaklaşırsınız. Yukarıda Mısır örneğini verdim. Her ülke aşağı yukarı böyledir. Hür ülkenin içinde birbirine benzemeyen hatta birbiri ile kavga eden pek çok siyasi ve sosyal grup vardır. Daha kötüsü de şu: Sizin dost olarak yaklaştığınız o gruba ülkesinde “filanın adamı” etiketi yapıştırılır. Böylece siz farkında olmadan dostunuzun itibarını kendi ülkesinde azaltırsınız. O nedenle başka bir ülkedeki dostunuza yapacağınız en büyük destek “onun sizin adamınız olduğuna dair bir imaj” vermemektir. Osmanlı döneminde “İngiliz Said Paşa”, “Rusçu Nedim Paşa”, “Almancı Nurettin Paşa” gibi etiketlerin ne anlama geldiğini en iyi Türkler bilir.
Kısaca burada anlatılan konuya “mesafe ilkesi” denebilir. Mesafe ilkesine göre bir ülkedeki farklı gruplara mümkün olduğunca eşit yaklaşmak gerekiyor. “Peki biz başka bir ülkedeki mazluma yardım etmeyecek miyiz?” sorusu hemen burada akla geliyor. Bu yerinde ve haklı bir sorudur. Ancak başka bir ülkedeki gruba yardım etmek kısa vadede mantıklı ve huzur verici bile olsa uzun vadede işe yaramaz. Dahası o grubu koruma kapasitenizi düşürür. Şöyle düşünün Türkiye'nin Mısır siyasetinin genelinde bir etkisi olursa mı İhvan'a daha faydalı olur yoksa sadece İhvan ile ilişkisi olursa mı daha faydalı olur? Böylece bir ülkedeki farklı gruplara yönelik mesafe, aynı zamanda oradaki dostunuzu da en iyi koruma yöntemidir. Başka bir ülkedeki mazluma yardım etmenin en etkili yolu o ülkenin genel siyaseti ile güçlü bir ilişki içinde olmaktır. En başarılı diplomasi başka bir ülkedeki pek çok grubun aynı anda size olumlu bakması, en azından olumsuz bakmamasıdır.
Uluslararası çıkarlar ve “mesafe ilkesi”
Dışişleri Bakanlığı'nın erken yıllarında Ahmet Davutoğlu haklı biçimde ve sık sık bir konuda övünürdü. Buna göre pek çok ülkede bulunan Türk büyükelçi, o ülkedeki farklı ülkelerin elçileri ile en kolay konuşabilen diplomattır. Mesela pek çok diğer ülke bunu yapamazken bir zamanlar Türkiye'nin bir başka ülkedeki sefiri istediği zaman İsrail, Suriye ve Irak büyükelçileri ile hemen konuşabilirdi. Peki şimdi aynı durum söz konusu mu? Mesela şimdi -örneğin- Türkiye'nin Paris büyükelçisi Suriye, Irak ve Rus sefirleri ile bir kahvaltı yapabilir mi? Diğer ülkelere yönelik mesafe ilkesini başarılı olarak uygulayamazsanız “herkesle konuşma yeteneğini” doğal olarak kaybedersiniz. Bu vesile ile sormak lazım: Acaba bir zamanlar Türkiye'nin övündüğü “herkesle konuşabilme yeteneği" şimdilerde pek sık eleştirilen Kemalist diplomasinin bir mirası olmasın? Mesela Avrupa'nın herhangi bir yerinde görev yapan bir Türk büyükelçisi bugün 2001 yılına göre daha mı kolay yoksa daha mı zor aynı anda pek çok başka ülkenin büyükelçisi ile konuşabilir? Yemen'den Bosna-Hersek'e Türkiye'nin etrafı iç siyaseti aşırı bölünmüş ülkelerle çevrili durumdadır. Türkiye, ulusal çıkarlarına göre bir dış siyaset izleyecekse “mesafe ilkesini” ivedilikle tekrar düşünmelidir. Bu kadar bölünmüş yapılardan oluşan ülkelere sahip bölgede Türk dış politikası değişik ülkelere yönelik mesafeyi iyi ayarlayamazsa kendimizi şimdi olduğu gibi sürekli olarak büyük bir kavganın içinde buluruz.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü; Jin Jiyan Azadî ve Kadın Özgürlükçü Paradigma... 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜçüncü dünya savaşı bu mu acaba? 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİNATO’dan çıkmamakla iyi mi etmişiz? 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanOrtaçağ karanlığına bir adım daha yaklaşmak 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİMilliyetçilik Fransız Devrimi ile mi başladı? 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZİran savaşının gölgesinde siyasal tutarsızlık 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraÖğrenme Korkusu 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRİyi ki Güney Afrika ve İspanya var… 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERİran savaşı ışığında dezenflasyon süreci 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKToplumsallaşmayan süreç enfekte olur 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçÜniversitenin-akademinin kamusal bir derdi var mıdır? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUSavaşın mertlikle ilgisi yok… Haberler yalan, operasyonlar çakma… 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciBu ülke bu pahalılığı taşıyamaz 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol21. Yüzyılın Hitler’i 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYEmperyalist Savaşın Gölgesinde 'Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi' Projesi 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuOrta Doğu’daki diktatörlükler yıkıldığında ne olur? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENKüresel hegemonya mücadelesinde İran savaşı 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye nerede duruyor? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNVaroluş savaşı! 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRSiyanür faciasına yol açan madeni 1.5 milyar dolara Cengiz alıyor 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİran savaşından Türkiye’ye düşen ilk şarapnel parçaları 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANMolla rejiminde hırsızlık olur mu? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit Akçay2018-2023 arasında biz ne yaşadık? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANPKK yine çark edebilir! 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur Akgünİran Savaşı… 4.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİran’ın gücü, rejimin zaafları 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezGSYH nasıl böyle yükseldi? 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANYeni dünya düzensizliği 2.03.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2026
31.01.2026
25.01.2026
20.01.2026
13.01.2026
7.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
21.12.2025
7.12.2025