Roni MARGULIES
Temel Karamollaoğlu, iki hafta önce Yunanistan’a posta koydu. Yunanistan’da bunun farkına varan olmuş mudur, bilinmez. Bizde farkına varan olmuşsa da ciddiye alan olmamıştır herhalde. Anlamsız bir partinin anlamsız genel başkanı ispenç horozu gibi efelendiğinde kim niye ciddiye alsın ki?
“Denizcilik ve Kabotaj Bayramını kutluyorum” diye başlayan mesajına Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Bilinmelidir ki Türkiye, Akdeniz’e en uzun sınırı olan bir ülke olmasıyla birlikte, Ege’de kıta sahanlığı gibi kendi egemenlik haklarını, güvenliğini korumak zorundadır.”
Benim kulağıma gelmedi, ama belli ki Saadet Partisi duymuş; Yunanistan “Türkiye kendi egemenlik haklarını, güvenliğini korumak zorunda değildir, korumamalıdır” demekteymiş! Karamollaoğlu gerekli cevabı yapıştırmış hemen: “Korumak zorundadır.”
“Yunanistan da, iktidar da iyi bilmelidir ki, bizim gözden çıkaracak, tavize söz konusu olacak bir karış toprağımız ve bir damla suyumuz dahi yoktur! Saadet Partisi olarak, egemenlik sahalarımıza kararlılıkla sahip çıkacağımızın herkes tarafından bilinmesini isteriz.”
Nasıl da rahatlatıcı bir beyanat! Duyanın yüreğine serin sular serpiliyor (Yunan yürekleri hariç tabii). Çeşitli sınırlarımızda çeşitli sorunlar yaşıyor olabiliriz, ama açık ki Saadet Partisi sayesinde Ege kıta sahanlığında her şey yolunda; hiçbir şey gözden çıkarılmayacak, hiçbir şey tavize söz konusu olmayacak.
Karamollaoğlu’nun AKP iktidarını da ikaz etmesi, Yunanistan’a “Türkiye, bu iktidardan ibaret değildir!” diye haykırması özellikle önemli. Artık herkes biliyor çünkü: AKP karış karış tüm topraklarımızı, damla damla tüm suyumuzu gözden çıkarmış ve tavize söz konusu etmiş bulunuyor. Niye etmiş, ben tam olarak anlayamıyorum doğrusu, ama Saadet Partisi’nin sınır boylarında nöbet tutacağını, toprak ve suyumuza kararlılıkla sahip çıkacağını bilmek güzel.
“Yunanistan başta olmak üzere, sınırlarımızı ihlal ve işgal etme niyeti olanlar bu gerçeği asla unutmamalıdır” demiş Karamollaoğlu. Daha ne desin?
Kabotaj Bayramı’nın kutlanmasından birkaç gün sonra bir başka cevval Türk, Yunanistan’a tekrar haddini bildirdi.
Devlet Bahçeli ile Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, aralarında “Denizlerdeki Misak-ı Millimiz” başlıklı bir haritayla fotoğrafçılara poz verdi. Bilirsiniz, Ege adalarının iki tanesi (Bozcaada ve Gökçeada) hariç hepsi Yunan toprağıdır. Bahçeli’yle Yıldırım’ın tuttuğu haritada adaların en az yarısı kırmızıydı, yani Türkiye’ye dahil olarak gösterilmişti. Üstelik, sadece irice kaya parçalarından ibaret olanlar değil, Rodos, Girit gibi koca koca adalar Türk toprağı olmuştu!
“Bu haritaya iyi bakın,” dedi Yunanistan Başbakanı Miçotakis, “Girit, Rodos, Midilli, Sakız, Sisam hepsi Türkiye tarafından alınmış. Bu, aşırılıkçıların yüksek ateşten mütevellit rüyası mı, yoksa Türkiye’nin resmî politikası mı? Yeni bir provokasyon mu, yoksa gerçek hedef mi? Cumhurbaşkanı Erdoğan, küçük koalisyon ortağının son tuhaflığına ilişkin tutumunu netleştirmeli.”
Miçotakis’e de, Türkiye’nin irili ufaklı bütün komşularına da acımamak elde değil. Komşu ülkelere efelenmek, yüksek perdeden atıp tutmak, onların toprağını Türk toprağı olarak görmek, oralara asker göndermek küçük koalisyon ortağına özgü bir şey değil artık. İşte, yukarıda göstermeye çalıştım, memleket siyasetinde hiçbir kıymet-i harbiyesi olmayan Saadet Partisi bile oturduğu yerden Yunanistan’a laf atıyor, kabadayılık taslıyor.
Türkiye’de bir zamanlar büyükçe bir faşist parti vardı. Bölüne bölüne üç oldu. Biri iktidarın ortağı, biri muhalefetin ortağı, biri de mini minnacık olmasına rağmen o kadar cazgır ki hem iktidarın hem muhalefetin politikalarını daha da sağa çekmeyi becerebiliyor. Kısacası, Türkiye siyaset sahnesinde faşistleri hesaba katmayan, taleplerini kaale almayan, gocunup koalisyonu terk etmeleri ihtimaline karşı sürekli önlem almak zorunda olmayan, hem onlara cazip görünmek hem de onlarla rekabet edebilmek için her gün biraz daha milliyetçileşmeyen, azgınlaşmayan bir odak epey zamandır artık kalmadı.
Dahası, Türk faşizmi ilginç bir özelliğe sahip. Batı ülkelerinde faşizmin devlet karşıtı bir yanı vardır; ezik ve lümpen kitleleri seferber edebilmek için büyük sermayeye, bankalara ve bunları koruyan devlet aygıtlarına düşman bir söylem kullanır. Bizde ise bu yanı hiç yoktur faşizmin; her zaman devletle el ele, kol kola olmuştur, devletin bekasını her zaman en öne koymuştur.
Bu nedenle, faşizmin hem iktidar ortağı hem muhalefet ortağı olması, bu ortaklıklara (hem derin hem sığ) devletin de dahil olması anlamına geliyor.
Bu durum, özellikle küçük komşularımız için gerçekten korkutucu! Ama bu komşularımızı temin etmek isterim ki, aynı durum bizzat Misak-ı Millî sınırları içinde yaşayan pek çoğumuz için de alabildiğine sevimsiz, rahatsız edici ve evet, zaman zaman da korkutucu.
Korkunun ecele faydası olmadığına göre, yapacak şey şu: Milliyetçiliğin, ırkçılığın, emperyal hülyaların, militarist saldırganlığın, göçmen düşmanlığının her türüne karşı her yerde direnmek, her yerde aykırı ses çıkarmak, hiçbir koşulda ödün vermemek. Onların cazgırlığına karşı daha da cazgır olmak.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKAlla curda başladı alla turca bitecek 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyamızın nereye gittiğini merak edenlere… 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünNihayet önemli biri ‘Kral Çıplak’ dedi… 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR“Abdi, Savunma Bakan yardımcılığı için isim verdi. ‘Terörsüz Türkiye’ ismi dahil güncellenebilir” 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’yi savcılar ve yargıçlar mı yönetiyor? Benim kimi seçeceğime mahkeme mi karar verecek? 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu“Erken” seçime kadar geçecek değerli zamanlar 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUTürkiye’de değişim meselesi 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYASessizlik Tarafsızlık Değil, Suç Ortaklığıdır; Rojava Savunulmalıdır.. 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasDar kimlikler, geniş kimlikler, daha geniş kimlikler 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİCHP ile AK Parti’nin kültür barışı 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARNedir bu Birleşik Arap Emirlikleri? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKSahadaki “kazanımların” ötesini görebilmek 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANKürtlerin elinde kalan “kağıt bir kepçe" mi? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“10 bin liraya bir adam”… 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAğlamaya hakkı olmayanlar 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYargının röntgeni 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRROJAVA'YA SALDIRIYA HAYIR! 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselÜcretli çalışan sayısında aykırı gelişmeler; sanayide gerileme devam ediyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraŞükür 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYOrtadoğu'da Emperyalist Yeni Oyunlar Yeni Tehklikeler! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpToplumsal kutuplaşma artarken enflasyondaki düşüş yavaşlıyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞBarbar medenileşmenin sonu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciEskiden bir aile 337 liraya doyuyordu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Anayasal vatandaşlık” mı dediniz? 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023