Mehmet AKAY
2.Dünya Savaşı bittiğinde kapitalizm 1929 yılında girdiği krizden çıkmıştı. Doğu, S.S.C.B önderliğin bir siyasi kutup oluştururken diğer yandan batı NATO’yu kurarak siyasi ve askeri bir blok oluşturdu. Yalta konferansıyla ABD (Roosevelt), İngiltere (Churchill) ve SSCB (Stalin) liderlerinin Almanya'nın yenilgisi sonrası Avrupa'nın yeniden yapılanmasını temel alan ‘Soğuk Savaş'ın temelleri atıldı. İki kutuplu dünya silahlanma yarışına girdiler. Bu yarışı Rusya, ekonomik krize girerek 1989 yılında halkın ayaklanmasıyla yitirdi. ABD ise bu ‘Soğuk Savaşın’ galibi olarak tarihe geçmiş oldu.
Klasik Endüstriyel Sermaye Birikim Modelinden…
21. yüzyıla kadar hem doğuda, hem de batıda kalkınmacı, üretime dayalı, sosyal adaleti öne çıkaran, insan haklarını sahip çıkan, emek örgütlenmelerinin söz sahibi olduğu demokratik retorik hep önde oldu. Aslında buna uygun iktisadi koşulların varlığı, bu demokratik retoriğin 80’li yılların başına değin sürdüğüne tanık oluruz. Yalnızca, Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Birliği'nin (OAPEC) Arap-İsrail Savaşında ABD'nin İsrail Ordusuna destek vermesine karşılık olarak ilan ettiği petrol ambargosu 1973 Petrol Krizi yaşandı. Arap ülkelerinin ABD ve müttefiklerine uyguladığı ambargonun, İsrail'in işgal ettiği topraklardan çekilme görüşmelerinin başlamasıyla Mart 1974'te kaldırılmasıyla sona erdi.
1973 Petrol Krizi’nin dışında 80’li yıllara kadar dünya kapitalizm krizi derin olarak yaşanmadı. Rusya’nın 89 yılında yaşadığı da dünya kapitalizmin bir parçasıydı. Eğer Rusya’yı ‘sosyalizm’ olarak değil de kapitalizmin bir parçası, ‘devlet kapitalisti’ bir ekonomi olarak kabul edilirse Rusya’nın yaşadığı kriz dünya kapitalizmin bir krizi olarak yorumlanabilir. Bunu Rusya’nın batı merkezli devletlerle girdiği silahlanma yarışına bağlamak mümkün. Rusya’da kapitalizmin iktisadi yasalarını dünyadan ayrı olarak değerlendirmeye çalışılırsa görmek mümkün olmaz, ama batı ile girilen silahlanma yarışını içine katılırsa kapitalizmin yasalarının nasıl Rus topraklarını belirlediğini görürüz.
Yeni Sermaye Birikimi Modeli Olarak Silahlanma
Dünya sermaye birikimi 2. Dünya savaşından sonra farklılaştığını söylemek mümkün. ABD’nin bu süreçte askeri ve finansal atağı dünya liderliğini ele geçirmesine neden olmuştu. ABD, kıta ülkesi olması ve 2. Dünya Savaşının uzaktan müdahalesi nedeniyle süreçten güçlü çıkmıştı. Bu avantaj sermaye-para politikasında ve askeri örgütlenmelerde öne çıkmasını sağladı. ABD’nin oluşturduğu hegenomik güç Amerika kıtası, Ortadoğu, Afrika ve pek çok yerde yayılmacı siyasetin öncülüğünü yaptı. Buna karşılık, Avrupa, Rusya ve Çin bölgesel güç olarak yeni ittifaklar ve stratejik birlikler kurdu. Bu emperyal merkez güçler arasında dünya bölüşülürken, bölgesel güç konumunda olan ülkeler de kendilerine merkezi güçlerle birlikte davranmaya yol açtı.
Dünya enerji kaynakları ve ticari yolların önemli merkezi olan Ortadoğu bu anlamda önem kazandı. Savaşların çoğu bu bölge üzerinde olması beklenen bir durumdu. İsrail’in, Ortadoğu’da yaptığı her hamle ABD ve Avrupa’nın çıkarlarına paralele olmuştur. İsrail bu nedenle ABD ve Avrupa’nın stratejik ortağı olarak görüldü. Özellikle ABD ve İsrail sermayesini arasındaki organik bağ birlikte Ortadoğu üzerinde kardeş ülke gibi davranmalarını sağladı.
İngiltere ve Avrupa ülkelerinde sermaye birikimi klasik anlamda endüstriyel üretim ve birikime dayanırken ABD’de sermaye birikiminin merkezinde silahlanma söktürül merkezi rol oynadı. ABD silah üreticilerinin doğrudan müşterisi, alıcısı yine ABD oldu. ABD’de silah üreticileri her daim dış politikada belirleyici olmuştur. Seçilen her ABD Başkanı bir savaşla anılması da tastamam bu nedenledir. ABD, bir biçimde silah sanayisinin üretimi için savaş çıkarmak zorundadır. Silah sanayicilerin ürettiği sofistike silahlar, uçaklar, uçak gemileri gibi pek çok askeri aparat bir biçimde pazarlanmak zorundadır. Askeri sermayenin yeniden üretimi diğer sektörler gibi farklı bir birikim modeline ihtiyaç duyar. Silahlar ya başka ülkelere satılmalı, ya da bir biçimde kullanılmalıdır. Savaşlar yeni silahların kullanılması ve pazarlanmasının bir modeli olarak görülür. En güçlü ordu ve silaha sahip ülke dünya pazarına, enerji kaynaklarına ve ticari yollara hükmeder.
Mal ve Hizmet Üretiminden Silahlanma Rekabetine
Dolaysıyla emperyalist rekabet silahlanma yarışını körükler. Siyasi ve ekonomik krizler tehditler, bölgesel çatışmalar ve savaşlarla aşılmaya çalışılır. Emperyalizm için savaş bir açmazın sonucunda başvurulan bir yöntem olsa da bu açmazdan kurtulmanındı aracı olarak görülür. Dolaysıyla ABD’nin veya İsrail’in savaştan kaçınmaması, dünyanın siyasal ve iktisadi şekillenmesinde atakta bulunması da bu nedenledir. Yeni teknolojik gelişmeler; internet, nevigasyon ve cipies, robotlar, değerli minerallerden elde edilen enerji kaynakları gibi pek çok yenilik bu silahlanma yarışının bir sonucu olarak gündeme gelir. ABD ekonomisi bu anlamda militarist bir sermaye birikimine sahip. Bu özellik artık bütün devletleri de bu yöne doğru itelemekte.
Emperyalist militarizmin kendi içindeki bu mücadele pek çok siyasal itilaflı da beraberinde taşır. İran’ın Ortadoğu ve Körfez ülkelerinde, Kızıl Deniz ve Basra Körfezinde siyasal etki alanı oluşturması da bu emperyalist militarist güç ilişkilerinde konumlanmasından kaynaklanır. Lübnan, yemen, Irak, Suriye gibi pek çok ülkenin içinde örgütlenerek siyasal etkinliğini pekiştirmeye çalışır. İran’ın silahlanması, bölgesel alt emperyalist bir güç olması Rusya ve Çin ile kurduğu ilişkide aramak gerekir.
Ortadoğu’da Bölgesel ve Alt Emperyalist Güç Olan İran
İran, 1960’lı yılların ne Küba’sı, ne Vietnam mı, ne’de Kamboçya’sı. İran, Çin ve Rusya’ya sırtını dayanarak bölgesel güç odağı konumuna gelen teknokrattık alt emperyalist bir ülke. Şiiliği kullanarak Ortadoğu’da güç devşiren yayılmacı bir ülke. Demokratik hiçbir gelişmeye tahammülü olmayan gerici katil bir devlet. Bugün İran’ı savunmak katil Mollaları savunmak anlamına gelir, bu mümkün değil.
Eğer ABD’nin Ortadoğu’da ne işi var, diye soruyorsak, aynı soruyu İran’a sormak lazım. İran’ın Suriye’de, Irak’ta, Lübnan’da, Yemen’de ne işi var, diye de sormak gerekir. İran’ın hegenomik mücadele içinde yer alan bir ülke. Emperyalistlerin kendi aralarında verdiği mücadelede yer almak, taraf tutmak politik bir yanılgıdır. Katil ABD ve Katil İsrail’in, katil İran üzerinden hegemonik bir oluşum içinde ve İran üzerinde tepinmelerinin nedeni de bu.
Molla rejimin yıkılması ABD ve İsrail için önemli, ama daha önemlisi İran’ın bölgesel hegenomik gücünü budamak. Dolaysıyla Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nın kontrolü ABD için bir zafer olacaktır. Öncelik de budur. Molla rejiminin askeri gücünün zayıflamış, bölgesel güç olması engellenmiş olması yani bölge için tehdit olmaktan çıkması ABD ve İsrail için yeterlidir. Zaten başlayan savaş da sanırım böyle sonuçlanacak.
Böylesine acımasız bir emperyalist ve bölgesel savaşta tutumumuz savaşa karşı çıkmak olmalı. Bir taraf haklı, diğer taraf haksız söylemiyle tutum almak politik bir yanılgıdır. Uluslararası hukuk açısından savaş zaten kuralsız bir şekilde çıktı.
Ukrayna-Rusya savaşında Rusya’ya karşı Ukrayna’yı desteklemek doğal bir tutumdu. Çünkü Ukrayna emperyalist bir güç değildi ve halkını sokakta infaz eden bir ülke değildi. Ukrayna-Rusya savaşının süreç içinde vekâlet savaşına dönmesi Ukrayna’nın eleştirel desteklenmesini beraberinde getirmişti.
Bugün emperyalist savaşta taraf olmak katillerin yanında olmak olur. Katillerin savaşına karşı olmak gerçek bir tutum. Savaşa karşı tutum almak İsrail’in Lübnan işgaline, ABD- İsrail ve İran savaşına karşı çıkmak anlamına gelir. Bu tutum da hiçbir tarafa destek anlamına gelmez. Bu da yeterli değil muhalefetteki demokratik güçlerin savaş karşıtı eylemleriyle demokratik mücadelelerini vermeleri istenmelidir. Açıkçası ‘vatan savunusu’ değil barışın, hakların, özgürlüklerin savunusu öne çıkarılmalıdır.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUSiyasi zeka ile siyasi tavır ilişkisi… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAdalet’in “VAR”ı olsa... 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSavaş nereye? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart’ın Direniş Ruhu ile Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’na Çağrı... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları


























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.03.2026
5.03.2026
28.02.2026
26.02.2026
24.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
31.01.2026
22.01.2026
4.12.2025