Roni MARGULIES
Önce şu paragrafı okuyup meraka kapıldım:
“Maalesef CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘helalleşme’ adımlarını anlamakta zorluk çeken Ortodoks sol, dindar-muhafazakâr kesimleri 6’lı masadan uzaklaştırmak için canhıraş bir mücadele veriyor ve sonuç olarak seçimlerde Cumhur İttifakı’nın kazanması için çalışıyor.”
Genellikle okuduğum, ilginç bulduğum bir yazar değil, ama meraka kapılınca yazının geri kalanını da okumak zorunda kaldım. Baktım, aynı iddia tekrarlanmış:
“Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘adalet yürüyüşü’ ile başlayıp ‘helalleşme’ adımı ile zenginleşen değişimci politikalarının önünde adeta bir barikat gibi yükselen Ortodoks solun arkaik duvarlarını görmek doğrusu insanda umutsuzluk yaratıyor.”
Umutsuzluğa belki kapılacaktım, ama kapılamadım, çünkü merak ağır basıyordu: Kim bu “Ortodoks” sol? Karar gazetesi yazarı, yılların muhafazakâr ve dindar gazetecisi, eski AKP milletvekili, yeni muhalif Mehmet Ocaktan, “Ortodoks sol” derken kimi kastediyordu?
Ve sonunda merakımı giderdim. Şöyleymiş:
“Mesela Cumhuriyet’ten Nilgün Cerrahoğlu dünkü yazısında, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le yaptığım röportajdaki ‘Din siyasetin içinde olmamalı’ sözleri üzerinden tuhaf bir itibarsızlaştırma kampanyası başlattı.”
Yani “Ortodoks sol” derken kastedilen Cumhuriyet yazarı türünde bir şeymiş!
Ne yalan söyleyeyim, ben kendimi taş gibi, çok ortodoks bir solcu olarak düşünürüm. Ve hayatımda hiç Cumhuriyet gazetesini, ortodoksluk bir yana dursun, hafifçe bile solcu olarak düşünmemişimdir. Cumhuriyet yazarı/okuru türünü ise her zaman siyasî muarızım olarak görmüşümdür. (Muarız biraz eski bir kelime oldu; isterseniz basitçe ‘düşman’ diyebiliriz).
Ortodoks ne demek? Yunanca orthos düz veya doğru, doksa ise görüş veya inanç anlamına geliyor. Yani ‘doğru görüş/inanç’. Neye göre doğru? İlk ve temel öğretilere göre. Ortodoks kişi bu öğretilere sadık kalır, sonraki değişiklikleri, “sapmaları” kabul etmez.
En çok dinî bağlamda kullanıldığına göre, şöyle örnekleyebilirim: Papa son derece ortodokstur, ortodoks Hristiyanlığı o tanımlar. Protestanlar ise, adı üstünde, ortodoksluğa karşı bir protest hareketidir.
Peki, bunu sol siyasete nasıl uyarlayacağız?
Basit. Marx, Engels ve Lenin solculuğun ortodoksluğunu oluşturur. Yazdıkları her kelimenin doğru olduğu anlamında değil tabii. Yazdıklarının çok büyük çoğunluğu doğrudur doğru olmasına, ama daha önemlisi dünyayı anlamak ve değiştirmek için önerdikleri ve kullandıkları yöntem doğrudur.
Tekrar edeyim: Marx, Engels ve Lenin.
Yani Marx, Engels, Lenin ve Mustafa Kemal değil.
Solun ortodoksluğuna Mustafa Kemal çok ilkesel, çok temel, çok ortodoks iki dev nedenle giremez.
Birincisi şu. Kemalizm yeni kurulan Türk ulus devletinin ideolojisidir, millîdir, milliyetçiliğin Türkçesidir. Oysa Marx, Engels ve Lenin için, “İşçi sınıfının vatanı yoktur” diyen, “Bütün dünyanın işçileri birleşin!” diyen bir ortodoksluk için hiçbir şey millî değildir. Milliyetçilik işçi sınıfını böler, dolayısıyla sosyalizmin önündeki önemli engellerden biridir. Marx şöyle der:
“İşçinin milliyeti Fransız, İngiliz veya Alman değildir; emektir, ücretli köleliktir, kişinin kendini satmasıdır. İşçinin hükümeti Fransız, İngiliz veya Alman değildir; sermayedir. İşçinin yerli oksijeni Fransız, İngiliz veya Alman havası değildir; fabrika havasıdır. İşçinin sahip olduğu toprak Fransız, İngiliz veya Alman toprağı değildir; yeryüzünün birkaç metre altıdır.”
Kısacası, millî bir çözüm, millî bir kurtuluş peşinde olanlarla ortodoks solun işi olmaz. Biz marksistiz, onlar Türk milliyetçisi.
İkincisi şu. Kemalistler, solculuk zannettikleri şeyi Marx’tan değil Mustafa Kemal’den (biraz da Stalin sosuna bulanmış olarak) öğrendikleri için, din olgusunu tüm toplumsal, tarihsel bağlamlardan kopararak dindarlığı gericilik, tüm dindarları gerici olarak düşünürler. Oysa ne Marx böyle düşünür, ne de marksizmin önemli herhangi başka bir ismi. Şöyle der Marx:
“Dinî ıstırap, bir ve aynı zamanda, hem gerçek ıstırabın ifadesi hem de gerçek ıstıraba karşı bir protestodur. Din, ezilenlerin iç çekişi, kalpsiz bir dünyanın kalbi, ruhsuz koşulların ruhudur. Kitlelerin afyonudur.” (Marx’ın bunu yazdığı dönemde afyonun ilaç olarak kullanıldığını hatırlatayım.)
Açık ki, ezilen büyük kitlelerin, berbat bir dünyaya karşı ilaç arayan kalabalıkların dine sarılmasını “gericilik” olarak anlamak marksizme ve ortodoks sola değil, Cumhuriyet yazarlarına özgü bir dangalaklıktır.
Türkiye’de dindar kitlelerin kemalizmden bezip AKP’ye oy vermesi (hatta 20 yıl sonra vermeye devam etmesi) ortodoks sol için anlaşılmayacak bir şey değil. Nilgün Cerrahoğlu gibileri içinse, kitlelerin sorunu gerici olmaları, koyun olmaları, Mustafa Kemal’in izinde yürümemeleri. Cerrahoğullarının altılı masaya karşı olmaları da bundan kaynaklanıyor zaten; CHP’nin “dindar ve gerici” kitlelerin geçmişte oy verdiği kişilerle ilişkilenmesini istemiyorlar. (Altılı masadan ben de hoşlanmıyorum, ama benim derdim dindarlarla değil, faşistlerle).
Ortodoks sol için sosyalizm büyük emekçi kitlelerin kendi eylemleriyle kendi iktidar organlarını yaratıp kendi iktidarlarını kurması anlamına gelir. Demek ki, dindar olsunlar veya olmasınlar, kitleleri küçük görmek ortodoks solculukla bağdaşamaz. Bu nedenle de Cumhuriyet yazarlarıyla biz ortodokslar arasında birkaç Çin Seddi ve bir iki de okyanus vardır.
Kısacası, Mehmet Bey, ben nasıl sizin hakkınızda “Dindar, demek ki AKP’li” diye düşünmüyorsam, rica ederim siz de beni milliyetçilerle, ulusalcılarla, kemalistlerle karıştırmayın.
Yazarlar
-
Mensur AkgünNihayet önemli biri ‘Kral Çıplak’ dedi… 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAlla curda başladı alla turca bitecek 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR“Abdi, Savunma Bakan yardımcılığı için isim verdi. ‘Terörsüz Türkiye’ ismi dahil güncellenebilir” 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyamızın nereye gittiğini merak edenlere… 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’yi savcılar ve yargıçlar mı yönetiyor? Benim kimi seçeceğime mahkeme mi karar verecek? 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANKürtlerin elinde kalan “kağıt bir kepçe" mi? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUTürkiye’de değişim meselesi 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasDar kimlikler, geniş kimlikler, daha geniş kimlikler 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYASessizlik Tarafsızlık Değil, Suç Ortaklığıdır; Rojava Savunulmalıdır.. 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİCHP ile AK Parti’nin kültür barışı 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu“Erken” seçime kadar geçecek değerli zamanlar 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARNedir bu Birleşik Arap Emirlikleri? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKSahadaki “kazanımların” ötesini görebilmek 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAğlamaya hakkı olmayanlar 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRROJAVA'YA SALDIRIYA HAYIR! 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYargının röntgeni 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“10 bin liraya bir adam”… 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselÜcretli çalışan sayısında aykırı gelişmeler; sanayide gerileme devam ediyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYOrtadoğu'da Emperyalist Yeni Oyunlar Yeni Tehklikeler! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞBarbar medenileşmenin sonu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciEskiden bir aile 337 liraya doyuyordu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpToplumsal kutuplaşma artarken enflasyondaki düşüş yavaşlıyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraŞükür 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Anayasal vatandaşlık” mı dediniz? 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023