Roni MARGULIES
Balyoz davasının 103. duruşmasını geçenlerde kalabalık bir CHP heyeti izlemiş.
Bir konuşma yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan şöyle demiş:
“Hatay’da daha iki gün önce gördük, Özgür Suriye Ordusu’nun militanlarına misafirhaneler açılıyor. Özgür Suriye Ordusu’nun militanları eğitim kamplarında, misafirhanelerde eğitilip ağırlanıyor. Özgür Türk ordusunun subayları da esir kamplarında, Silivri toplama kamplarında esir ediliyor.”
Memlekette sosyal demokrasinin ve solun hâl-i pür melalini dört kısa cümlede bu kadar özlü bir şekilde özetleyebilmek önemli bir başarı.
Asker sevgisi, darbeci taraftarlığı, milliyetçilik, sahte antiemperyalizm, yabancı düşmanlığı ve ırkçılık... Bütün bunları, 38 kelimeye sığdırmak ciddi bir dil ustalığı gerektirir. Tebrik ederim!
Öte yandan, Türkiye’de solcu olmayan herkese çok acıyorum.
Bülent Bey gibileri tarafından fena hâlde kandırılıyorlar.
On yıldır izliyorlar. Ve zannediyorlar ki, “Solculuk nasıl bir şeydir” sorusunun cevabı şöyle:
Solcu dediğin Atatürk hayranıdır, siyasî hattını Genelkurmay’a bakarak belirler, Müslümanlar hükümet olacağına askerler olsun diye düşünür, Ergenekon diye bir örgütlenme olmadığına inanır, darbe planı yapanları kahraman olarak görür, İlker Başbuğ’un Amerikan emperyalizmine karşı savaşan bir vatansever olduğunu savunur, LAV silahını boru zanneder.
Türkiye’de solcu olmayan herkes geçtiğimiz on yılda bunlara ikna oldu.
CHP’ye ve ondan pek farkı olmayan küçük “sol” örgütlere bakınca ikna olmamak mümkün değil zaten.
Ben bile olacaktım neredeyse.
“Milliyetçi değilim, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni sevmem, ırkçılıktan nefret ederim, kimsenin dindarlığı, başörtüsü filan beni ilgilendirmez, ben ne biçim sosyalistim? Acaba ben mi yanılıyorum?” diye kuşkuya kapıldım.
Ama hayır, yanılmıyorum.
Türkiye’de geniş bir kesimin “solculuk” zannettiği şey hiçbir anlamda solculuk değil.
Olmadığını, şu geçtiğimiz haftalarda Suriye olayları bir kez daha kanıtladı.
Pek çok açıdan kanıtladı, ama ben çok basit ve çok temel iki açıya değinmek istiyorum.
Biri, genel olarak Arap devrimleri karşısındaki tavır. Diğeri, Suriyeli göçmenlere karşı tavır.
Sosyalist olmak bazen çok ayrıntılı, çok karmaşık, teorik, taktik tartışmalar gerektirir.
Ama çok zaman hiç de karmaşık değildir. Hiç tartışma gerektirmeyecek kadar basittir.
Bir ülkede, ülkeyi silah ve baskı yoluyla onyıllarca yöneten bir diktatör varsa ve o ülkenin halkı o diktatöre karşı ayaklanırsa, bir sosyalist diktatöre karşı halkı destekler.
Bu kadar basit.
Diktatör kimmiş, halk kimlerden oluşuyormuş, kim nerede ne yapmış, hangi yöntemler nasıl kullanılıyormuş, dışarıdan kimler müdahale etmeye çalışıyormuş, ayaklananlar hangi dine inanıyor veya inanmıyormuş... Hiç fark etmez.
Diktatör devrildikten sonra ne olacakmış, Müslümanlar veya Budistler iktidara gelebilirmiş, biz Müslümanları veya Budistleri severmişiz veya sevmezmişiz... Hiç fark etmez.
Tunus’ta da, Mısır’da da, Yemen’de de, Bahreyn’de de ve Suriye’de de, bir sosyalist önce ve basitçe diktatöre karşı halkı destekler.
Sosyalist olduğunu iddia eden bir kişi bu ülkelerde halka karşı diktatörü destekliyorsa, bunu ya Arapları küçük gördüğü için yapıyordur, ırkçıdır; ya Müslümanlardan nefret ettiği için yapıyordur, İslamofobiktir; ya da Esed gibilerinin antiemperyalist olduğunu düşündüğü için yapıyordur, aptaldır.
Birkaç yıl önce Şam’a gitmiştim. Sınır girişinde koca bir tabelada Arapça, Fransızca ve İngilizce olarak “Esed’in Suriye’sine hoş geldiniz” yazıyordu. Babasının çiftliği sanki!
Ve şimdi bu çiftlikte hayvan gibi yaşamayı reddeden halkı mı destekleyeceğim, yoksa bu halkı binlercesiyle, onbinlercesiyle katleden diktatörü mü?
Daha basit bir soru düşünemiyorum doğrusu.
Bir de şu soru var: Savaştan ve ölümden kaçan, evlerini terketmeye zorlanan, yaklaşan kış koşullarında çadırlarda yaşayan onbinlerce sığınmacı hakkında bir sosyalist ne der, ne yapar?
Kim olduklarını, hangi siyasete veya dine inandıklarını mı araştırır, yoksa yardım etmek için seferber mi olur?
Suriyeli sığınmacılar hakkında ırkçılık yapan, 80.000 kişiyi El Kaide militanı olmakla suçlayan, Hatay’a gidip gösteriler düzenleyenler “sosyalist” olabilir mi? İnsan bile oldukları kuşkulu bence.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR“Abdi, Savunma Bakan yardımcılığı için isim verdi. ‘Terörsüz Türkiye’ ismi dahil güncellenebilir” 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’yi savcılar ve yargıçlar mı yönetiyor? Benim kimi seçeceğime mahkeme mi karar verecek? 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAlla curda başladı alla turca bitecek 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyamızın nereye gittiğini merak edenlere… 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünNihayet önemli biri ‘Kral Çıplak’ dedi… 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKSahadaki “kazanımların” ötesini görebilmek 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARNedir bu Birleşik Arap Emirlikleri? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu“Erken” seçime kadar geçecek değerli zamanlar 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYASessizlik Tarafsızlık Değil, Suç Ortaklığıdır; Rojava Savunulmalıdır.. 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUTürkiye’de değişim meselesi 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasDar kimlikler, geniş kimlikler, daha geniş kimlikler 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİCHP ile AK Parti’nin kültür barışı 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANKürtlerin elinde kalan “kağıt bir kepçe" mi? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYargının röntgeni 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAğlamaya hakkı olmayanlar 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“10 bin liraya bir adam”… 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRROJAVA'YA SALDIRIYA HAYIR! 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpToplumsal kutuplaşma artarken enflasyondaki düşüş yavaşlıyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraŞükür 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Anayasal vatandaşlık” mı dediniz? 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciEskiden bir aile 337 liraya doyuyordu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞBarbar medenileşmenin sonu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYOrtadoğu'da Emperyalist Yeni Oyunlar Yeni Tehklikeler! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselÜcretli çalışan sayısında aykırı gelişmeler; sanayide gerileme devam ediyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023