Roni MARGULIES
Çarpıcı bir değişim gerçekleştirdiği için, öncelikle CHP’yi tebrik etmek isterim. Başkan Kılıçdaroğlu’ndan beklediğimiz cesur ve atılgan sıçrama yapıldı, partinin Genelkurmay ve Ergenekon’un gölgesinden çıkıp sol sosyal demokrasi yönünde emin adımlarla ilerleyeceğinin işaretleri açıkça verildi.
Canan Arıtman gibi ırkçı, İslam düşmanı bir milletvekilini liste dışı bırakmak ve onun yerine solculuğunu, eşitlikçiliğini onyıllardır kanıtlamış olan Mehmet Haberal’ı seçilebilir bir yerden aday göstermek gerçekten müthiş bir adım!
Onur Öymen gibi ‘ilelebet payidar’ devletin en derin temsilcilerinden birini dışlayıp onun yerine darbe karşıtlığını ve demokrasiyi temsil eden Sinan Aygün’ü öne sürmek gerçekten yaratıcı bir çıkış!
Artık kimse Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi ne yöne doğru çekmek istediğinden ve bunu yapacak güce sahip olup olmadığından kuşku duyamaz.
Tebrikler! Yeni Meclis’te Anayasa tartışmalarında Haberal’ın da yer alacağını düşünmek, Ergenekoncularla darbecilerin yargılanması sürecine Aygün’ün de milletvekili olarak müdahale edebileceğini bilmek rahatlatıyor insanı.
Bu sevindirici gelişmelerin yanı sıra, üzücü kayıplarımız da yok değil.
Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (Cised) çok üzülecek örneğin. Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Aliye Kavaf aday değil. Bu elîm kayıp, Aileyi Koruma ve Destekleme Derneği’ni (Akoder) de üzecek.
“Eşcinselliğin normalleştirilmesi ve cinselliğin bir tercih olarak sunulması aile kurumu ve insanlık açısından çok büyük bir tehlikedir“ diyen Akoder üzülmesin de kim üzülsün?
Aliye Kavaf, eşcinselliğin biyolojik bir bozukluk, tedavi edilmesi gereken bir durum olduğuna inanıyor, insanlığı tehdit eden bu korkunç tehlikeye karşı kahramanca direniyordu.
Akoder der ki, “İnsanlığın geleceği olan aile kurumunun sağlıklı işlemesi ve korunması açısından, insanlığın hayrına bir karar verilmelidir.
İnsanlığın tabiatı gereği, üçüncü cinsin kabulü diğer iki cinsin insan hakları ihlaline götüren ciddi bir hak kaybı olarak görülmelidir.“
Çoğunluğun azınlıkları tanımama, dışlama, ayırma hakkı korunmalıdır elbet. Azınlıklara karşı ayrımcılık uygulama hakkı ihlal edilmemelidir.
Ama Cised’in de, Akoder’in de, hak kaybına uğramak istemeyen tüm heteroseksüellerin de fazla kaygılanmasına gerek yok.
AK Parti’nin Aliye Kavaf’ı eşcinsellik konusunda söyledikleri nedeniyle elediğini sanmam. Kavaf’ın yerine getirilecek olan Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı’nın bu konuda açık fikirli, eşitlikçi, eşcinsel haklarını savunan bir kişi olacağını da sanmıyorum.
Yeni Bakan da en az Kavaf kadar muhafazakâr olacaktır. Kendisini atayan partinin doğasına uygun olarak.
Dikkatli okuyucularım, 12 Haziran’da karşımıza çıkacak olan Meclis’i düşündüğümde tarifsiz heyecanlara kapılmadığımı sezmiş olabilir.
Yeni Meclis ve hükümet, 12 Eylül Anayasa’sından nihayet kurtulma ve yeni bir anayasa yapma konusunu gündeme getirecek. Anayasaların toplumları değiştirdiğini hiç düşünmüyorum, ama “Nasıl bir Anayasa istiyoruz” tartışmasının, bizzat tartışmanın kendisinin, önemli olduğuna inanıyorum.
Vatandaş nedir; devlet mi vatandaşa vatandaş mı devlete aittir; hepimiz eşit vatandaşlar mıyız, bazılarımız daha mı eşit; haklarımız nelerdir, bunları kim ne zaman sınırlayabilir (mi?)... Bütün bunların gündeme girip tartışılması başlı başına önem taşıyor.
Ama bu konu Meclis’te tartışılırken, bir yanda Haberal, öbür yanda Cemil Çiçek olacaksa, ben niye heyecanlanayım?
Yeni Meclis ve hükümet, Ergenekon ve Balyoz davalarının gidişatında; bu davaların JİTEM’e, Genelkurmay’a, Tansu Çiller’le Mehmet Ağar’a kadar uzanıp uzanmamasında; darbecilerin, faili belli cinayetleri işleyenlerin, Hrant Dink’in katillerinin yargılanmasında söz sahibi olacak.
Ama bu konu Meclis’te tartışılırken, bir yanda devlet yapısını aynen muhafaza etmeye çalışan ulusalcı bir parti, öbür yanda devlet yapısını azıcık değiştirerek muhafaza etmeye çalışan muhafazakâr bir parti varsa, ben niye heyecanlanayım?
Heyecanlanamıyorum. Toplumun tabanından gelen gerçek değişim talebini yansıtan bir parti ortaya çıkana kadar da heyecanlanamayacağım.
Ama bari Kürt halkının talepleri yansısın Meclis’e. Bari bunu hasıraltı edemesinler. BDP adaylarını destekleyeceğim bu nedenle.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Haydi başka gezegene gidelim!
22.03.2023 - Diktatör, komplo ve ölüm
13.03.2023 - “Maşallah şehrin temizliği gayet güzel”
27.02.2023 - Türk erkeği ağlamaz (ben ağlarım)
20.02.2023 - Puslu havayı seven yabancı kurtlar
13.02.2023 - Dört dilde geçinemiyoruz!
6.02.2023 - Yasaklamalı mı, yasaklamamalı mı?
29.01.2023 - İnsan insanın kurdu mudur?
21.01.2023 - Ardahan Umumî Helalar Müstahdemliği ve hukuk
15.01.2023 - Seküler milliyetçilik ve dindar milliyetçilik
15.01.2023
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUSiyasi zeka ile siyasi tavır ilişkisi… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAdalet’in “VAR”ı olsa... 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSavaş nereye? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart’ın Direniş Ruhu ile Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’na Çağrı... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları



























Rize Hemşinli-Başhemşin Ermenisi
Sayın altan haklısınız.Bence müslümanlarda bir sorun var 1915 soykırımında da ittihatçıların Hıristiyan öldürmek sevaptır,deyip müslüman ahaliyi kolayca kışkırtması. Müslümanları kışkırtılma huyunun yeni olmadığını gösteriyor dünyaya. Veya islam peygamberi muhammedin bizansı fethedin emri ile müslüman ordularının, hristiyan alemine kışkırtılması gibi.Yani müslüman kışkırması o kadar eski ve çokki , örnekleri yazmaya sayfalar yetmez,onun için iki örnek verdim sadece.
muharrem
yazı çok bilimsel bir tahlil içeriyor.sonundaki cümle Türkiye, "yeterki doğru istikamette ilerlesin" doğru bir sözde bu işler kendi kendine olmazki.çok donanımlı insanlar halkı yönlendirecek önderler gerekir.basmakalıp alışılagelmişlerden farklı bir dil ve aksiyon lazım. örnek :Atatürk bir toplumu bir çağdan aldı yeni bir çağa taşıdı.hakkını teslim etmek lazım.