Roni MARGULIES

Yemeğin en güzel kısmını en sona saklamak gibi, yılın en güzel haberi son günlerinde geldi.
Abdullah Öcalan’la görüşmeler sürüyor. Daha açık şekliyle söylersek, devletle Kürt hareketi arasında barış görüşmeleri sürüyor.
Ve bu görüşmeler, Başbakan’ın iki gün sonra rezil olmaktan çekinmeyip kamuya rahatça açıklama yapacağı kadar ileri bir aşamaya ulaşmış durumda.
Somut sorunların pratikte nasıl çözüleceğini tartışacak ve birçoğunda anlaşmaya varacak kadar ilerlemiş durumda.
Ve süreç tam da bekleneceği gibi ilerliyor.
Hükümet sözcüleri, doğaldır ki, “Demokrasilerde çare tükenmez, ama bizde tükenir. Çaremiz kalmadı, yenildik. Bükemediğin eli öpeceksin. Biz de mecburen Sayın Öcalan ve PKK ile masaya oturduk”demiyor.
“Örgüt, büyük bir hezimet yaşadı. Zafer yılı dediler ama hezimet yılı oldu. Hem kırsalda hem şehirde kaybettiler. Örgüt artık silahlı mücadeleyle bir yere varılamayacağını görüyor” diyorlar.
Lütfen kendimize hâkim olalım, “Ne hezimeti be, sizi bağıra çağıra masaya oturttular, bir yandan siyasî bir yandan silahlı mücadele vererek çaresiz bıraktılar, hem yok sayamayacağınızı hem de askerî bir çözüm bulamayacağınızı gösterdiler. Bu mu hezimet?” diye bağırma ve dalga geçme ihtiyacını bastıralım. Devletin kendi halkına ve dünyaya tafra satma mecburiyetini anlayışla karşılayalım.
Daha neler neler diyecekler. Vermek zorunda kaldıkları her şey sanki söke söke alınmış değil de kendileri ihsan etmiş gibi anlatacaklar. Türk devletinin ne kadar iyi kalpli, insancıl ve demokrat olduğunu, Kürtlerin aslında bu iyiliği hak etmediğini ama yüce devletin yücelik ettiğini anlatacaklar.
Olsun. Masaya otursunlar da, ne anlatırlarsa anlatsınlar.
“Nasıl da kart kurt sesleri çıkara çıkara geldiniz masaya!” demeyelim, “Bugüne kadar aklınız neredeydi?” demeyelim, “Bu kadar insanın ölmesine gerek var mıydı?” diye sormayalım.
Söz veriyorum, ben demeyeceğim, sormayacağım. Kürt hareketini bilmem, ama ben sormayacağım. Yeter ki bu sefer süreci sonuna kadar götürsünler.
Ama bunun karşılığında bir ufak ricam olacak.
Her seferinde olduğu gibi, bu sefer de süreci sabote edenler olacak. Sabotajı kimlerin yaptığını ben bile tahmin edebiliyorsam, sizin bilmiyor olmanız herhalde düşünülemez. Bu sefer bunu bahane etmemeniz mümkün mü acaba? Lütfen.
Bir de ana muhalefet partisinden ricam var.
Sayın Kılıçdaroğlu geçenlerde şöyle demişti:
“Eğer bir başbakan çıkıp kamuoyu önüne ‘Öcalan’la görüşülmeli’ diye bir beyan deklare ediyorsa kendisinin muhatabı artık Öcalan'dır. Ben bunu kabul etmiyorum. İçime de sindiremiyorum. Kimse kusura bakmasın.”
Önümüzdeki dönemde barış süreci ivme kazanırken Mustafa Kemal, Sabiha Gökçen, Kılıç Ali ve Şener Eruygur’la İlker Başbuğ’un sözcüsü olmayı sürdürürse CHP, Kılıçdaroğlu kusura bakmasın, kimse onu dinlemeyecek bile.
CHP’yi kimsenin dinlememesi derdim değil, ama ana muhalefet partisinin 1923 ile Silivri arasında sıkışıp kaldığı bir memlekette, hele bir de AK Parti’nin “Kürt sorununu ben çözdüm” diyebileceği durumda, ömrümüzün geri kalanı boyunca Tayyip Erdoğan başımızda olacak demektir. Yazık değil mi bize?
Barış sürecine karşı canla başla direnirken, bunu da bir düşünebilir mi acaba CHP?
Yazarlar
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUSiyasi zeka ile siyasi tavır ilişkisi… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAdalet’in “VAR”ı olsa... 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSavaş nereye? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart’ın Direniş Ruhu ile Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’na Çağrı... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023