Roni MARGULIES
"Neden 2-3 ayda bir evrim yazıları yazma gereği duyuyorsunuz? Dindar okuyucularımı şöyle bir hoplatayım, çok uyudular, hiç mail falan gelmiyor diye mi düşünüyorsunuz acaba :) :) :)”
Çeşitli konularda zaman zaman yazıştığım, gıyaben çok sevdiğim ve çoğu konuda anlaştığım bir okuyucumdan yine fırça yedim!
“Evrim bir teori, ispatlanmış bilimsel bir gerçek değil. Milyon yıllarca süren bir evrimleşmeden elimizde yeteri kadar ara geçiş formu yok.. Bir bilimsel teorinin belkemiği sayılabilecek delilleri bulamazsanız zaten o teori bilimin çöplüğüne çoktan atılmalı.”
Ümit Bey’e şöyle yazdım:
“Yok yahu, dindar okuyucularımı hoplatmak gibi bir kaygım yok, velinimetimdirler. Amacım sadece düşündürmek, bana heyecan veren konuları okuyucularıma aktarmak... Ara geçiş formları hakkında yanılıyorsunuz ama.“
İki nedenle yanılıyor.
Birincisi, “ara geçiş formu”, “ara tür”, “kayıp halka” diye bir şey yok. Hepsi ve hepimiz ara türüz. Bir gün ağaçlarda yaşayan tüylü bir hayvan ertesi gün homo erectus, bir sonraki gün homo sapiens (yani biz) olmuyor. Yavaş yavaş değişerek, çevreye biraz daha iyi uyum sağlamasına yol açan irili ufaklı değişiklikler geçirerek bize doğru evriliyor.
İkincisi, bu değişimin fosil delilleri, hem insan hem de pek çok başka canlı için, o kadar çok ki! Bunu bilmemek ayıp değil, ama bilmiyor olup “yok” demek ayıp.
İnsanın ortaya çıktığı bölgede, Kenya, Uganda, Tanzanya ve Çat’ta insana benzer yaratıkların fosilleri sürekli bulunuyor. Yedi milyon yıl önceden başlayarak bu yaratıkların hepsinde maymun ve insan özelliklerinin bir karmaşası var. Bazılarının çene yapısı insana benzerken dişleri maymuna benziyor, bazılarının kalça ve diz kemikleri insan gibi ayakta durmaya uygunken kafatası maymuna daha yakın. En meşhuru ‘Lucy’: 3,5 milyon yıl önce yaşamış, bizim gibi yürüyor, ama kafası maymun. Tam Ümit Bey’in aradığı “ara tür”.
Ama benim en heyecan verici bulduğum hayvan Tiktaalik. İlk bulduğumuz bacaklı balık! Yaşamın denizden karaya doğru evrimleşmesinin bildiğimiz en erken örneği. En babayiğit “ara tür”!
Tiktaalik 2004 yılında Kanada’nın en kuzeyinde, yılın on ayı ısının -40’a düştüğü Ellesmere adasında bulundu. Bulanların ne işi vardı orada diyeceksiniz. Çok basit. O güne dek, 385 milyon yıllık kayalarda bildiğimiz balık fosilleri, 365 milyon yıllık kayalarda ise hem suda hem karada yaşayabilen bildiğimiz ikiyaşamlı hayvan fosilleri bulunmuştu. Demek ki, 375 milyon yıllık kayalara bakmak gerekiyordu. Paleontolog Neil Shubin ve arkadaşları baktı ve buldu.
Tiktaalik’in, çoğu balık gibi yüzgeç, pul ve solungaçları var. Aynı zamanda, dört ayaklı bir omurgalı gibi sert bilek kemikleri, boynu, omuzları ve kalın kaburgaları da var.
Yerim yok, resmini koyamıyorum. N’olur internetten bakın, harika bir şey!
Buna benzer bir tartışmayı tam 400 yıl önce, 1611’de yapıyor olsaydık, Ümit Bey’le ben belki Galileo’nun yazdıklarını okumuş olurduk. Ve nüfusun %99,9’u dünyanın kâinatın merkezinde olduğuna ve güneşin dünyanın etrafında döndüğüne inanırken, tüm kutsal kitaplar böyle yazar ve Kilise bunun tersini iddia edenleri afaroz ederken, Galileo tersini iddia ettiğinde Ümit Bey ne derdi acaba?
“Dindar bir Taraf okuru olarak her şeyi Allah’ın yarattığına inanıyorum, evrim teorisi gerçek olsa da olmasa da bu inancımı etkilemez” demiş. Yine benzer bir şey derdi herhalde. Ama, düşünmeden edemiyorum, Kilise’nin dünya görüşünü savunur, Galileo’ya karşı çıkardı gibime geliyor.
Oysa gerek yok ki. Galileo’nun konusu başka, Kilise’nin konusu başka. Uzay cisimlerinin hareketini veya canlı türlerinin değişimini İncil’den öğrenmeye çalışan yanılır. Tanrı düşüncesi hakkında bilgi edinmek için Galileo’nun Başlıca İki Dünya Sistemi Hakkında Diyalog’una veya Türlerin Kökeni’ne başvuran yanılır.
Güneş dünyanın etrafında dönmüyor. Kilise bunu kabul ettiği gün Tanrı’dan vazgeçmek zorunda kalmadı.
Bugünkü tüm canlılar evrimleşerek oluştu. Bunu kabul ettiği gün bir Müslüman, Ümit Bey’in de belirttiği gibi, dinî inançlarını unutmak zorunda kalmayacak.
Bugün evrim teorisine karşı duranlar dinî kurumlar ve dindar insanlar. Darwin’e karşı Tanrı’yı savunduklarını sanıyorlar.
Aynen Galileo’ya karşı duranlar gibi.
Gerek yok. Yanlış yapıyorlar.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUSiyasi zeka ile siyasi tavır ilişkisi… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAdalet’in “VAR”ı olsa... 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSavaş nereye? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart’ın Direniş Ruhu ile Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’na Çağrı... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023