Roni MARGULIES
Bütün büyük ve kitlesel dinler, insanlığın en temel özlemlerini dile getirir. Başka türlü kitleselleşmeleri mümkün olamazdı zaten.
Nedir bu temel özlemler?
İnsanca bir yaşam, adalet, eşitlik ve ölümsüzlük.
Sümerler’in yaradılış mitlerinden, yani ilk yazılı kaynaklardan bu yana, en az 6000 yıldır, insanlık bu düşlerin peşinde.
Ama 6000 yıl dediğime bakmayın, bu özlemler yazının keşfedildiği gün ortaya çıkmadıklarına göre, daha da eski. Avcı-toplayıcı toplumların ilkel komünizmi geride bırakılıp yerleşik yaşama geçildiğinden beri, yani sınıflı toplumların ortaya çıkmasından beri insanlık aynı sorunlarla cebelleşiyor, aynı özlemleri dile getiriyor.
Ama çok zor. Kralların, rahiplerin, mülk sahiplerinin ve bunlara bağlı silahlı adamların izin vermediği özlemleri hayata geçirmek zor iş.
Ne yapmalı?
Özlemlerimizin gerçekleştiği dünyanın nasıl bir dünya olduğunu kâğıda dökmeli; başka bir dünyayı tarif etmeli. Ve bu dünyanın o başka dünyaya mümkün olduğunca benzemesi için nasıl yaşamamız gerektiğini anlatmalı, kurallara bağlamalı.
Bütün dinler bunu yapar. İnsanca yaşayacağımız, eşit ve ölümsüz olacağımız adil bir “öbür dünya” tarif eder. Kralların, rahiplerin, mülk sahiplerinin, zenginlerin ve bunlara bağlı silahlı adamların giremeyeceği bir dünyadır o.
Ve ölüp o dünyaya gittiğimiz güne kadar bu dünyada birbirimize nasıl davranmamız gerektiğini anlatır; adil ve dayanışmacı davranmazsak, birbirimizi sevmezsek öbür dünyada cezalandırılacağımızı anlatır.
İslam’da “Komşusu açken tok yatan bizden değildir”.
Hıristiyanlıkta “Zengin kişinin Cennet’e girme ihtimali bir devenin iğne deliğinden geçme ihtimalinden daha düşüktür”.
Bu sözler tarihteki tüm yoksulların, tüm açların, yani insanlığın büyük çoğunluğunun haykırışı değil midir? “Bugün kralımsın, ağamsın, patronumsun, ama yarın ben Cennet’e gideceğim, sen Cehennem’de cayır cayır yanacaksın!”
Bu nedenle değil midir, yakın geçmişe kadar Şeyh Bedreddin’den Celalî isyanlarına tarihteki bütün yoksul ayaklanmalarının dinî bir yanı da olmuştur, yöneticilerin adil olması, kutsal kitaba uygun davranması talep edilmiştir?
Böyle bakınca, “din = gericilik” denkleminin saçmalığı çok açık değil mi? Dinin çok daha karmaşık bir toplumsal olgu olduğunu uzun uzun anlatmaya gerek var mı?
Üç beş sayfa Marx ve Engels okumuş kişiye anlatmaya gerek yok.
Bakın, Engels ne yazmış:
“Erken Hıristiyanlığın tarihi, modern işçi sınıfı hareketiyle ilginç benzerlik noktaları gösterir. İşçi hareketi gibi Hıristiyanlık da başlangıçta ezilenlerin hareketiydi: İlkin kölelerin ve azatlıların, tüm haklarından yoksun edilmiş yoksulların, Roma tarafından boyunduruk altına alınmış veya darmadağın edilmiş halkların dini olarak ortaya çıktı. Hem Hıristiyanlık hem işçi sosyalizmi, kölelikten ve sefaletten gelecekte bir kurtuluş vaaz eder; Hıristiyanlık bu kurtuluşu öte dünyaya, ölümden sonraki bir yaşama, Cennet’e yerleştirir; sosyalizm kurtuluşu, bu dünyaya, toplumun dönüşümüne oturtur. Birileri insan türünün düşmanları olarak, diğerleri devletin, dinin, ailenin, toplumsal düzenin düşmanları olarak, baskı görür ve kovalanır, üyeleri nefretle anılır ve istisnaî yasalara tabi tutulur..”
Engels’le karşılaştırmak gibi olmasın, ama çeşitli AKP’li belediyelere danışmanlık yapan ‘yaşam koçu ve aile danışmanı’ Sibel Üresin de dinin (ve dindarlığın) ne kadar karmaşık bir toplumsal olgu olduğunu örnekledi geçenlerde.
Üresin çok eşliliği savundu. Çıngar çıktı. Başbakan “Tasvip etmem mümkün değil” dedi.
Değil tabii. Kadının tek eşli, erkeğin çok eşli olmasını savunmak hiçbir eşitlik anlayışına sığmaz, tasvip edilemez.
Ama bakın Üresin başka neler demiş:
“Lütfen o çok değerli gözyaşlarınızı bir erkek için değil de, kul olarak Yaradan’ın huzuruna çıkmaya yüzümüz olmadığı için akıtalım.. Hayat ne bir erkekten ne de o erkeğin bize yaşattıklarından ibarettir. İnanın hayatta o kadar ciddi sorunlar ve acılar yaşanmakta ki bizler en başta annelerimiz sonrasında da eşlerimiz tarafından bize biçilen o küçük dünyanın içine sığdırılmaya çalışıyoruz.. Dünyayı değiştirecek güce sahip olan kadının mutluluğu ya da mutsuzluğu bir erkeğin dudaklarından dökülecek birkaç kelimeye bağlı olmasın.”
Basitçe gericilik mi, daha mı karmaşık?
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR“Abdi, Savunma Bakan yardımcılığı için isim verdi. ‘Terörsüz Türkiye’ ismi dahil güncellenebilir” 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’yi savcılar ve yargıçlar mı yönetiyor? Benim kimi seçeceğime mahkeme mi karar verecek? 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünNihayet önemli biri ‘Kral Çıplak’ dedi… 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAlla curda başladı alla turca bitecek 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyamızın nereye gittiğini merak edenlere… 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUTürkiye’de değişim meselesi 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKSahadaki “kazanımların” ötesini görebilmek 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARNedir bu Birleşik Arap Emirlikleri? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANKürtlerin elinde kalan “kağıt bir kepçe" mi? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİCHP ile AK Parti’nin kültür barışı 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu“Erken” seçime kadar geçecek değerli zamanlar 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYASessizlik Tarafsızlık Değil, Suç Ortaklığıdır; Rojava Savunulmalıdır.. 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasDar kimlikler, geniş kimlikler, daha geniş kimlikler 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“10 bin liraya bir adam”… 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYargının röntgeni 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAğlamaya hakkı olmayanlar 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRROJAVA'YA SALDIRIYA HAYIR! 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpToplumsal kutuplaşma artarken enflasyondaki düşüş yavaşlıyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Anayasal vatandaşlık” mı dediniz? 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraŞükür 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselÜcretli çalışan sayısında aykırı gelişmeler; sanayide gerileme devam ediyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYOrtadoğu'da Emperyalist Yeni Oyunlar Yeni Tehklikeler! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciEskiden bir aile 337 liraya doyuyordu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞBarbar medenileşmenin sonu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023